<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadınlar Arası &#187; AİLE</title>
	<atom:link href="http://www.kadinlararasi.com/category/3_aile/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinlararasi.com</link>
	<description>Girişimcilik - Moda - Hediyeler ve daha neler neler...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Feb 2012 14:36:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Çocuklar yazın  mutlu olsun</title>
		<link>http://www.kadinlararasi.com/3_aile/cocuklar-yazin-mutlu-olsun</link>
		<comments>http://www.kadinlararasi.com/3_aile/cocuklar-yazin-mutlu-olsun#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Jun 2011 21:55:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KadinlarArasi</dc:creator>
				<category><![CDATA[AİLE]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlararasi.com/?p=5512</guid>
		<description><![CDATA[Büyüme sürecindeki çocukların enerjileri hiç bitmez, sürekli hareket etme ihtiyacı duyan çocukla baş edebilmek bazen anne babaları yorgun düşürebiliyor .   Havaların ısınması  ve yazın gelmesi ile birlikte  enerjisini  boşaltabileceği alanlar daha da çeşitlendiği için  şanslısınız … Gün içinde bedeninde var olan enerjiyi boşaltabilen bir çocuk   daha huzurlu , sakin ve size uyumlu olur. Yemek ve  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Büyüme sürecindeki çocukların enerjileri hiç bitmez, sürekli hareket etme ihtiyacı duyan çocukla baş edebilmek bazen anne babaları yorgun düşürebiliyor .   Havaların ısınması  ve yazın gelmesi ile birlikte  enerjisini  boşaltabileceği alanlar daha da çeşitlendiği için  şanslısınız …</p>
<p>Gün içinde bedeninde var olan enerjiyi boşaltabilen bir çocuk   daha huzurlu , sakin ve size uyumlu olur. Yemek ve  uyku sorunu yaşayan birçok çocukta rastladığımız  bu enerjilerini yeteri kadar boşaltamıyor olmaları. Huysuzlanan  ve anne babayla inatlaşan çocuklar da  gün içinde karşılaştıkları “hayır” lar, “koşma” lar , “dur” lar sonucunda bedenlerinde var olan enerjiyi boşaltamıyor.</p>
<p>Çocukta var olan hareketlilik sağlıklı gelişimi için gereklidir.  Özgürce koşması, tırmanması , engellerden atlaması ,  çeşitli boyutlardaki nesneleri kavraması , eğilmesi, rahat hareket edebileceği geniş alanlar psiko – motor gelişimini  destekler .  Bu hareketleri özgürce yapabilen çocukların kendine güveni daha yüksek olur böylece duygusal gelişimi de desteklenir. Çocukta var olan bir gelişim alanının desteklenmesi için ona o alanını  geliştireceği imkanlar vermelisiniz. Siz o imkanı vermezseniz o alanı gelişmeyecek veya gelişmekte gecikecektir. Birçok anne baba bu imkanı çocuğuna sunmadan bazı  alanlarının gelişmesini bekliyor. Bu en çok gördüğümüz hatalardan biridir . Örneğin, çocuğunuzun kendine güvenmesi için kendi ihtiyaçlarını giderebilmeyi öğrenmesi gerekir, ayakkabısını giyme imkanını ona tanımazsanız ve siz giydirmeye devam ederseniz  bu davranışı  gerçekleştirmek yerine hep sizden bekleyecektir veya yanınızdan , kucağınızdan ayırmadığınız bir çocuğunuz varsa nasıl sosyalleşmesini bekleyebilirsiniz. Her yaşta çocuğunuzun gerçekleştirmesi gereken bir  gelişim aşması var unutmayın.</p>
<p>Tüm yaz ona geniş alanlarda oynama  imkanı yaratın. Büyük parklar, bahçeler ,yemyeşil çimler, sahiller. Toplar, ipler ,bisikletler,  geniş alana yayabileceği oyuncaklar , her yaştan arkadaşlar . Bu tür ortamlar  hem çocuğunuzu mutlu edecek hem de her gelişim alanını  destekleyecektir. Güvenliğinin sağlanması elbette  önemli ama bunu olması gereken düzeyde tutmalısınız. Onu özgür bırakın ,  evhamlarınızdan , ona bir şey olacak kaygılarınızdan uzaklaşın.</p>
<p>Sürekli farklı ortamlara girmesi için imkanlar yaratın , gittiğiniz yerlerdeki nesnelerin isimlerini  söyleyin , oradaki insanların neler yaptığını anlatın. Öğrendiği her yeni şey zihinsel gelişimini , sohbetleriniz dil gelişimini destekler.  Biliyorsunuz yaşayarak öğrenme her zaman daha kalıcıdır. Meraklı sorularına bıkmadan cevap verin.</p>
<p>Okula giden çocuklar   yaz aylarında bazen derslerden kurtulamıyor. “Hadi kitabını da okumalısın” , “bilgilerini unutmamalısın” müdahaleleri olabiliyor. Bu tür yaklaşımları sık olması halinde doğru bulmuyoruz. Yazın kitabını okuyabilir ama zevk aldığı , merak ettiği alanlarda kitapları olmalı. Dersler de okul zamanında  yapılan aktivitelerdir. Tatil zamanları çocuğun dinlendiği  dönemler olarak algılanmalıdır. İyi bir tatil sonrası mutlu olan bir çocuk dersleri için daha fazla motivasyona sahip olacaktır .</p>
<p>Mutlu bir yaz geçirmeniz dileği ile..</p>
<p>Psikolog Eda Gökduman</p>
<p><a href="http://www.edagokduman.com/">www.edagokduman.com</a></p>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcocuklar-yazin-mutlu-olsun&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcocuklar-yazin-mutlu-olsun&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcocuklar-yazin-mutlu-olsun&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcocuklar-yazin-mutlu-olsun&amp;count=none&amp;text=%C3%87ocuklar%20yaz%C4%B1n%20%20mutlu%20olsun" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcocuklar-yazin-mutlu-olsun&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcocuklar-yazin-mutlu-olsun&amp;count=none&amp;text=%C3%87ocuklar%20yaz%C4%B1n%20%20mutlu%20olsun" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcocuklar-yazin-mutlu-olsun&amp;linkname=%C3%87ocuklar%20yaz%C4%B1n%20%20mutlu%20olsun" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><a class="a2a_button_twitter" href="http://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcocuklar-yazin-mutlu-olsun&amp;linkname=%C3%87ocuklar%20yaz%C4%B1n%20%20mutlu%20olsun" title="Twitter" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/twitter.png" width="16" height="16" alt="Twitter"/></a><a class="a2a_button_friendfeed" href="http://www.addtoany.com/add_to/friendfeed?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcocuklar-yazin-mutlu-olsun&amp;linkname=%C3%87ocuklar%20yaz%C4%B1n%20%20mutlu%20olsun" title="FriendFeed" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/friendfeed.png" width="16" height="16" alt="FriendFeed"/></a><a class="a2a_button_linkedin" href="http://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcocuklar-yazin-mutlu-olsun&amp;linkname=%C3%87ocuklar%20yaz%C4%B1n%20%20mutlu%20olsun" title="LinkedIn" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/linkedin.png" width="16" height="16" alt="LinkedIn"/></a><a class="a2a_button_hotmail" href="http://www.addtoany.com/add_to/hotmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcocuklar-yazin-mutlu-olsun&amp;linkname=%C3%87ocuklar%20yaz%C4%B1n%20%20mutlu%20olsun" title="Hotmail" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/live.png" width="16" height="16" alt="Hotmail"/></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="http://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcocuklar-yazin-mutlu-olsun&amp;linkname=%C3%87ocuklar%20yaz%C4%B1n%20%20mutlu%20olsun" title="Google Gmail" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/gmail.png" width="16" height="16" alt="Google Gmail"/></a><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcocuklar-yazin-mutlu-olsun&amp;title=%C3%87ocuklar%20yaz%C4%B1n%20%20mutlu%20olsun" id="wpa2a_2"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlararasi.com/3_aile/cocuklar-yazin-mutlu-olsun/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇOCUĞUNUZU  Daha Yakından TANIYIN</title>
		<link>http://www.kadinlararasi.com/3_aile/cocugunuzu-daha-yakindan-taniyin</link>
		<comments>http://www.kadinlararasi.com/3_aile/cocugunuzu-daha-yakindan-taniyin#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Dec 2010 20:03:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KadinlarArasi</dc:creator>
				<category><![CDATA[AİLE]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlararasi.com/?p=4102</guid>
		<description><![CDATA[Anne baba olmak   elbette çok kolay değil, bir çocuk yetiştirmek  ve onu hayata hazırlamak büyük bir çabayı gerektiriyor . Anne ve baba kendi yaşamını iyi bir şekilde devam ettirme sorumluluğu içerisindeyken çocuk sahibi olma sorumluluğu ile birlikte yorgun düşebiliyor. Bu yorgunluğun azaltılması çocuğunuzu daha yakından tanımak ile mümkün… Birçok anne baba   uzmanlara çocuğu ile yaşadığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p>Anne baba olmak   elbette çok kolay değil, bir çocuk yetiştirmek  ve onu hayata hazırlamak büyük bir çabayı gerektiriyor .</p>
<p>Anne ve baba kendi yaşamını iyi bir şekilde devam ettirme sorumluluğu içerisindeyken çocuk sahibi olma sorumluluğu ile birlikte yorgun düşebiliyor. Bu yorgunluğun azaltılması çocuğunuzu daha yakından tanımak ile mümkün…</p>
<p>Birçok anne baba   uzmanlara çocuğu ile yaşadığı sorunlardan  bahsediyor. Yaşadığınız tüm bu sorunların cevaplarını  bilinçli anne baba  olarak bulabilirsiniz.</p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Bilinçli anne baba olmak ne demektir ? </strong></span></p>
<p>Bilinçli anne baba olmak; çocuk gelişimini ve eğitimini bilmekten geçer.</p>
<p><span style="color: #800080;"><strong>Gerçekten çocuğunuz sizden ne istiyor? Neden bu istekleri talep ediyor?</strong></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><strong>Sizi yoran bu davranışları bilinçli mi yapıyor ? Yoksa içinde bulunduğu yaşın genel özelliği mi? </strong></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><strong>Bu davranış bir sorun mu ? Yoksa normal bir süreç mi? </strong></span></p>
<p>Cevaplarınızı <strong>ilk olarak</strong> çocuğunuzun içinde bulunduğu yaş döneminin genel özelliklerini tanımakla bulabilirsiniz . Her yeni yaş ile birlikte çocuk yeni özellikler kazanır, huyları değişebilir. Bir önceki yaş sizi dinleyen , size uyum gösteren çocuğunuz yeni yaşı ile birlikte aşırı hareketli, sizinle inatlaşan , sizi dinlemeyen bir çocuk haline dönüşebilir.  Bu davranışlar karşısında endişelenen anne baba çocuğunun bu değişen davranışlarını engellemeye çalışmak veya tepki göstermek yerine neden birdenbire  bu değişimin olduğunu sorgulamalıdır .</p>
<p>Nedenleri sorguladığınızda aşağıdaki cevaplardan birine ulaşabilirsiniz :</p>
<p>1)     Çocuğunuz yeni yaşının genel özelliklerini göstermeye başladı bu nedenle huy değiştiriyor.</p>
<p>2)     İçinde bulunduğu ortamda stres yaratabilecek bir durum yaşıyor.</p>
<p>3)     Sizlerin ona olan yaklaşımlarında bir  yetersizlik var.</p>
<p>4)     Sizin yaşadığınız duygusal sorunlar  çocuğunuzla iletişiminize yansıyor.</p>
<p>Bu cevaplardan birini tespit ettiğinizde ; çocuğunuzu  daha yakından tanımış  ve onun duygusal gelişimine zarar vermeden , kendinizi daha faza yormadan  çözümleri kısa sürede oluşturmuş olursunuz.</p>
<p>Unutmayın; çocuklar yaşadıkları sorunları  veya duygularını biz yetişkinler gibi konuşarak ifade edemeyebilir. Çocuklar davranışları veya bedensel tepkileri ile çevresine bazı mesajlar vermeye çalışır. Bu mesajlar ; bazen alt kaçırma, bazen uykuda veya iştahta bozulma, bazen huysuzluk şeklinde ortaya çıkabilir.  Bu mesajları hızlı bir şekilde algılamalı ve çözüm için geç kalmamalısınız ..</p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Psikolog Eda Gokduman</span></strong></p>
<p><a href="http://www.edagokduman.com/">www.edagokduman.com</a></p>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcocugunuzu-daha-yakindan-taniyin&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcocugunuzu-daha-yakindan-taniyin&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcocugunuzu-daha-yakindan-taniyin&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcocugunuzu-daha-yakindan-taniyin&amp;count=none&amp;text=%C3%87OCU%C4%9EUNUZU%20%20Daha%20Yak%C4%B1ndan%20TANIYIN" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcocugunuzu-daha-yakindan-taniyin&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcocugunuzu-daha-yakindan-taniyin&amp;count=none&amp;text=%C3%87OCU%C4%9EUNUZU%20%20Daha%20Yak%C4%B1ndan%20TANIYIN" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcocugunuzu-daha-yakindan-taniyin&amp;linkname=%C3%87OCU%C4%9EUNUZU%20%20Daha%20Yak%C4%B1ndan%20TANIYIN" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><a class="a2a_button_twitter" href="http://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcocugunuzu-daha-yakindan-taniyin&amp;linkname=%C3%87OCU%C4%9EUNUZU%20%20Daha%20Yak%C4%B1ndan%20TANIYIN" title="Twitter" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/twitter.png" width="16" height="16" alt="Twitter"/></a><a class="a2a_button_friendfeed" href="http://www.addtoany.com/add_to/friendfeed?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcocugunuzu-daha-yakindan-taniyin&amp;linkname=%C3%87OCU%C4%9EUNUZU%20%20Daha%20Yak%C4%B1ndan%20TANIYIN" title="FriendFeed" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/friendfeed.png" width="16" height="16" alt="FriendFeed"/></a><a class="a2a_button_linkedin" href="http://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcocugunuzu-daha-yakindan-taniyin&amp;linkname=%C3%87OCU%C4%9EUNUZU%20%20Daha%20Yak%C4%B1ndan%20TANIYIN" title="LinkedIn" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/linkedin.png" width="16" height="16" alt="LinkedIn"/></a><a class="a2a_button_hotmail" href="http://www.addtoany.com/add_to/hotmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcocugunuzu-daha-yakindan-taniyin&amp;linkname=%C3%87OCU%C4%9EUNUZU%20%20Daha%20Yak%C4%B1ndan%20TANIYIN" title="Hotmail" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/live.png" width="16" height="16" alt="Hotmail"/></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="http://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcocugunuzu-daha-yakindan-taniyin&amp;linkname=%C3%87OCU%C4%9EUNUZU%20%20Daha%20Yak%C4%B1ndan%20TANIYIN" title="Google Gmail" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/gmail.png" width="16" height="16" alt="Google Gmail"/></a><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcocugunuzu-daha-yakindan-taniyin&amp;title=%C3%87OCU%C4%9EUNUZU%20%20Daha%20Yak%C4%B1ndan%20TANIYIN" id="wpa2a_4"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlararasi.com/3_aile/cocugunuzu-daha-yakindan-taniyin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılırsa yalnızlık olmaz</title>
		<link>http://www.kadinlararasi.com/0_guncel/yalnizlik-paylasilmaz-paylasilirsa-yalnizlik-olmaz</link>
		<comments>http://www.kadinlararasi.com/0_guncel/yalnizlik-paylasilmaz-paylasilirsa-yalnizlik-olmaz#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Oct 2010 19:23:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KadinlarArasi</dc:creator>
				<category><![CDATA[AİLE]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlararasi.com/?p=3815</guid>
		<description><![CDATA[YALNIZLIĞIN BİREYSEL VE TOPLUMSAL BOYUTLARI Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılırsa yalnızlık olmaz. Özdemir Asaf Yalnızlık müzik, görsel sanatlar ve edebiyatın temel konularından birisidir. Yalnızlığın sanata konu olması eskilere kadar uzanmasına karşın bu konudaki bilimsel araştırmalar çoğunlukla 1970’li yıllardan sonra dikkatimizi çekmektedir. Batı toplumları endüstrileşmeyle birlikte “narsistik çağı”nı yaşamaktadır. Aynı zamanda bu dönem yalnızlığın neredeyse salgın olarak yayıldığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000080;"><strong>YALNIZLIĞIN BİREYSEL VE TOPLUMSAL BOYUTLARI</strong></span></p>
<p><strong><span style="color: #ff6600;"><em>Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılırsa yalnızlık olmaz. </em></span></strong><em><span style="color: #ff6600;"><em><span style="color: #003366;">Özdemir Asaf</span></em></span></em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Yalnızlık müzik, görsel sanatlar ve edebiyatın temel konularından birisidir. Yalnızlığın sanata konu olması eskilere kadar uzanmasına karşın bu konudaki bilimsel araştırmalar çoğunlukla 1970’li yıllardan sonra dikkatimizi çekmektedir. Batı toplumları endüstrileşmeyle birlikte “narsistik çağı”nı yaşamaktadır. Aynı zamanda bu dönem yalnızlığın neredeyse salgın olarak yayıldığı “yalnızlık çağı” olarakta adlandırılabilir. Maddi olarak zenginleşen kaynakları gün geçtikçe artan ülkelerde buna karşın insanların giderek yalnızlaştığı ve izole olduğu dikkati çekmektedir.</p>
<p>Yalnızlığın yaşı yoktur. Hepimiz yaşamımızın belli dönemlerinde kendimizi yalnız hissetmişizdir. Gerçekte yalnız olmakla yalnızlık hissetmeyi birbirinden ayırmak gerekir. Bazen kalabalıklar içinde de yalnız ve izole hissedebiliriz. Albert Einstein’in “tüm dünyada tanınmış bir insan olmak ve kendini bir o kadar yalnız hissetmek çok garip” sözü yalnızlık duygusunun koşullardan bağımsız ve evrensel olduğunun güzel bir örneğidir. Yalnızlık duygusuna genelde diğer insanlardan kopma, mutsuzluk ve çaresizlik hissi de eşlik eder.</p>
<p>Yalnızlık öznel bir deneyimdir. Her birey yalnızlığını kendine göre yaşar. Bu bağlamda yalnızlığın tanımı da kişiden kişiye değişir.  Yalnızlık terimini ilk kullanan Freud 1939 yılında yazdığı makalesinde kişinin yalnızlık deneyimi yaşamasının içsel psişik yapısını tamamiyle değiştirebileceğini vurgulamıştır. Carl Gustav Jung’a göre yalnızlık, çevrede insan olmaması değil,  önemsediği şeyleri başkalarına ulaştıramaması ya da başkalarının olanaksız bulduğu bazı görüşlere sahip olduğunda hissedilen duygudur. Diğer tanımlar: kişinin var olan ilişkileri ve olmasını istediği ilişkiler arasındaki uyumsuzluk ve buna bağlı hoşnutsuzluktur; kişide ait olamama duygusu ve azalmış sosyal destek; paylaşımın olamaması, yaşanan deneyimden farklı bir deneyime özlem; diğerlerine ihtiyaç duymaya rağmen yalnız olma; boşluk ya da için boş olması hissi olarak ifade edilir.</p>
<p>Yalnızlık hissinin tarih öncesi çağlarda tek başına avlanma zorunda kalan savaşçılara kadar uzandığı, genetik olarak kodlandığı, o dönemde büyük ve yırtıcı hayvanları avlamanın zorluğu nedeniyle avcıların yalnız kalmak istemediği ve topluluk halinde yaşam ve avlanmanın bu duygu ile başa çıkma ihtiyacı sonucu doğduğu söylenmektedir. Tek yumurta ikizlerinde bu benzerliğin çok belirgin olması, bazı ailelerde yalnızlık hissinin daha yoğun görülmesi genetik yatkınlığı dikkate almamızı gerektirir. Genetik olarak içe dönük ve yalnızlık hissinin yoğun olarak yaşayan kişilerde belki bunun bir hastalık olarak ele alınması ve tıbbi destek verilmesi gerekebilir.</p>
<p>Yalnızlığın ortaya çıkışında rol oynayan etkenler arasında genetik yatkınlık yanında çevresel etkenler ve kişinin psikolojik durumu da önemli olmaktadır. Erken çocukluk döneminde ev ya da okul değiştirme, arkadaş kaybı, ebeveynlerin ayrılması ya da ölmesi, okulda arkadaş edinememe, sosyal becerileri geliştirememe yaşamın ileri dönemlerinde yalnızlık duygusunun hissedilmesine zemin hazırlamaktadır. 12–18 yaş arası ergenlerde akranları tarafından dışlanan ve şiddete maruz kalanların yalnızlık hissinde artma, madde kullanımına yönelme, intihar eğiliminin 2–3 kat yükseldiği görülmektedir. Yetişkinlerde de taşınma, göç, iş değiştirme, cinsiyet, ırk, dini inançlar nedeniyle ayrımcılığa uğrama, dil bilmeme, hastalık nedeniyle izole olmak yalnızlık duygusunu besler büyütür. Bazen sorunlu insanlarla bir arada yaşamakda diğer insanlardan uzaklaşmaya yol açar. Amerika da yaşlılarda yalnızlık oranının yaklaşık %17 olduğu, evlenmemiş, sağlık sorunları olan, eğitimsiz, işlevsel bozukluğu ve ekonomik sorunları olan, evde yalnız yaşayan yaşlılarda bu hissin daha yoğun olduğu gözlenmiştir.</p>
<p>Yalnızlık hissi süregenlik kazandığında çeşitli bedensel ve ruhsal sorunlara yol açmaktadır. Araştırmacılar yalnızlık ve sosyal izolasyonun en temel bazı içsel süreçlerimizi etkilediği bunlardan birinin de genlerin çalışması olduğunu göstermiştir. Örneğin bağışıklık sisteminin enfeksiyon hastalıklarındaki koruyucu etkisinin azaldığı, enfeksiyonlara yatkınlığın arttığı araştırmalarla gösterilmiştir. Araştırmalar sosyal çevrenin sağlığı etkilediği yalnız ve sosyal olarak izole insanların daha erken öldüğünü göstermiştir. Yalnızlık hissini yoğun olarak yaşayan kişilerde kandaki beyaz kürelerin oluşumunda rol alan genlerin çalışması incelediğinde bazı genlerin aşırı çalıştığı, bazılarının ise normalden az çalıştığı tespit edilmiştir. Aşırı çalışan genler enflamasyondan sorumlu olurken, az çalışan genler ise viral mekanizmalar ve antikor üretimiyle ilgili bulunmuştur. Genlerin çalışması ne kadar insan tanıdığınızla değil, insanları kendinize ne kadar yakın hissettiğinizle alakalıdır. Ayrıca sosyal izolasyon moleküler düzeyde insan sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir.  Stres durumunda kortizolün enflamasyon yapan genleri baskılaması ortadan kalkar ve kalp hastalığı ve kanser gibi hastalıkların ortaya çıkma riski artar.</p>
<p>Yalnızlık hissi strese yol açarak diğer sistemleri de olumsuz etkileyerek tansiyonda yükselme, kalp ve damar hastalıkları ve genetik yapıdan bağımsız olarak kişinin erken ölümüne yol açmaktadır.</p>
<p>Ruhsal açıdan bakıldığında ise bu duygunun süregen olması durumunda kişide anksiyete ve özgüven azlığı oluşur, gerginlik ve öfke ile sosyal izolasyona yol açar. Kişide zamanla depresyon ve kalıcı özgüven azlığı ortaya çıkar. Daha da önemlisi intihar riskinin artmasıdır. İlaçla intihar girişiminde bulunan hastalarla yapılan çalışmada intihara yol açan sebepler arasında partneriyle sorun yaşamadan ilk sırada yer alırken ikinci sıklıkta yalnızlık hissi gösterilmiştir. İntihar girişiminin katlanılamaz durumdan kaçmak, kontrolünü yitirmek, sevdiği kişiye onu ne kadar sevdiğini göstermek ya da yardım çığlığı atmak amacıyla olduğu görülmüştür. Bu girişim başarısız olduğunda tekrar intihar etmek isteyenlerin oranı % 50’dir. Bunun yanında kendine zarar verme, ilaç, alkol ya da sigara kullanımında artış, şiddet ve suç işleme eğiliminde artış söz konusudur.</p>
<p>Aşırı internet kullanan kişilerde yalnızlık hissi, depresyon ve kendi kendine yetememe duygularının yoğun olduğu tespit edilmiştir. Bunlardan en fazla görüleni yalnızlık hissidir. Ancak internet kullanırken bu his azalırken internette yazışma sonrası yalnızlık hissinin arttığı buna karşın yüz yüze görüşme sonrası yalnızlık hissinin artmadığı araştırmalarda dikkati çekmiştir. Yalnızlık hissinin giderilmesinde internet bağlantılarıyla iletişimi artırmak yerine yüz yüze olunabilecek sosyal etkileşimi artırmak önemlidir.</p>
<p>Orson Welles in dediği gibi “yalnız doğarız, yalnız yaşarız ve yalnız ölürüz. Sadece aşk ve arkadaşlık hissettiğimiz dönemlerde yalnız olmadığımızı düşünürüz”.  Yalnızlık hissinde boğulmadan önce bazı önlemler almakta fayda vardır. Araştırmacılar bu konularda değişik öneriler getirmektedir:</p>
<p>İlk yapmanız gereken yalnızlığı tanımlamaktır. Yalnızlık hissinin sürmesine yol açanın ne olduğuna odaklanmanız gerekir. Örneğin dışarı çıkmadığınız, kendinizi aptal, çirkin, sıkıcı bulduğunuzu, paranızı alkol, yeni şeylerin sizi hep korkuttuğunu, diğer insanların sizi yönetmeye kalktığını, günah keçisi olduğunuzu vb düşünebilirsiniz.</p>
<p>Kendinize bazı hedefler belirleyip, bir şeyleri değiştirmeye karar verebilirsiniz. Diğer insanları değiştiremeseniz de kendi düşünce ve duygularınız değiştiğinde diğerlerinin de farklılaştığını görebilirsiniz. Kendinize bazı hedefler belirlemeniz, risk almanız, yeni şeyler denemeniz, değiştirebileceklerinizi belirleyip, değiştiremeyeceklerinizi kabul etmeni önemlidir. Yalnızlığı dahil olma, izolasyon duygusunu da toplumsallaşma ile değiştirmek biraz zaman alacaktır. Ufak adımlarla ilerlemek daha az başarısız olma duygusu yaşatacaktır. Hedefleri teker teker belirleyip en kolaydan zoruna doğru gitmek yararlı olacaktır.</p>
<ul>
<li>Yalnızlığın size has olmadığını herkesin      hayatının belli bir döneminde yalnızlık hissedebileceğini unutmayın.</li>
<li>Kendinizi yalnız hissetmediğiniz dönemlerde      sosyal aktivitelere katılın.</li>
<li>Dürüst ve samimi bulduğunuz kişilerle      bağlantınızı sürdürmeye çalışın. Bu konuda içgüdülerinizin size ne      söylediği önemlidir. Bir kişinin sadece yanınızda olması o kişinin sizin      için iyi olduğu anlamına gelmez. Kötü bir arkadaşlıktansa bazen yalnız      kalmak daha iyidir.</li>
<li>Değişim dönemlerinde yeni kararlar alırken      özellikle yalnız hissettiğimiz dönemlerdir. Yeni düşüncelerimizi      ilgilerimizi paylaşacağımız yeni insanlara ihtiyaç duyarız. Eski      bağlantılarınızı korumanız bu aşamada önemlidir, çünkü şu dönemde elinizde      olanlar sadece bunlardır.</li>
<li>Kendinizden daha yalnız olduğunu düşündüğünüz      kişilere ulaşmanız size iyi gelecektir. Sosyal ilişkilerde önceliği ele      almak ve kendinizi sınamak önemlidir.</li>
<li>Yalnızlık hissiyle internete ve internet      üzerinde iletişime fazla zaman ayırmaya başladıysanız zamanla internet      bağımlısı olabilirsiniz, dikkatli olmalısınız. İnternette tanımadığınız      kişilerle iletişimde temkinli davranıp kurban olmamaya dikkat etmeniz,      kişisel bilgileri paylaşma konusunda temkinli olmanız, bunun yerine daha      genel konularda iletişime girmenizde fayda vardır.</li>
<li>Sanatsal aktivitelere katılmak sanatın iç      dünyanıza ulaşmasıyla yalnızlık hissini azaltır.</li>
<li>Dini uğraşlar, meditasyon, evcil hayvan      beslemek, hobilerle uğraşmak yalnızlık hissinin azalmasına yardımcı olur,</li>
<li>Sürekli rutin işlerle uğraşmak sizi otomatik      pilota bağlar yalnızlık hissini artırır, hayallerinize göz atın ve      rutinden çıkmak için neler yapabileceğinizi düşünün.</li>
<li>Yalnızlık hissettiğiniz dönemler pozitif bir      duygu içine girmeye ve olumlu hava yaratmaya çalışın, yeni bir şeyler      denemek için uygun bir zaman olduğunu düşünün.</li>
<li>Yalnızlığınızın içinde yuvarlanıp durmayın.      Normalde arkadaşlarınızla ya da partnerinizle yaptığınız şeyleri yalnızken      de yapmaya devam edin.</li>
<li>Sürekli yalnızlık hissediyorsanız bu      depresyonun habercisi olabilir tıbbi yardım istemeniz uygun olur. İntihar      düşüncesi olduğunda yine en kısa sürede yardım istemeniz önemlidir.</li>
</ul>
<p><strong>Doç. Dr. Sibel Mercan</strong><br />
<strong>Amerikan Hastanesi<br />
Psikiyatri Bölümü</strong></p>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F0_guncel%2Fyalnizlik-paylasilmaz-paylasilirsa-yalnizlik-olmaz&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F0_guncel%2Fyalnizlik-paylasilmaz-paylasilirsa-yalnizlik-olmaz&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F0_guncel%2Fyalnizlik-paylasilmaz-paylasilirsa-yalnizlik-olmaz&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F0_guncel%2Fyalnizlik-paylasilmaz-paylasilirsa-yalnizlik-olmaz&amp;count=none&amp;text=Yaln%C4%B1zl%C4%B1k%20payla%C5%9F%C4%B1lmaz%2C%20payla%C5%9F%C4%B1l%C4%B1rsa%20yaln%C4%B1zl%C4%B1k%20olmaz" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F0_guncel%2Fyalnizlik-paylasilmaz-paylasilirsa-yalnizlik-olmaz&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F0_guncel%2Fyalnizlik-paylasilmaz-paylasilirsa-yalnizlik-olmaz&amp;count=none&amp;text=Yaln%C4%B1zl%C4%B1k%20payla%C5%9F%C4%B1lmaz%2C%20payla%C5%9F%C4%B1l%C4%B1rsa%20yaln%C4%B1zl%C4%B1k%20olmaz" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F0_guncel%2Fyalnizlik-paylasilmaz-paylasilirsa-yalnizlik-olmaz&amp;linkname=Yaln%C4%B1zl%C4%B1k%20payla%C5%9F%C4%B1lmaz%2C%20payla%C5%9F%C4%B1l%C4%B1rsa%20yaln%C4%B1zl%C4%B1k%20olmaz" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><a class="a2a_button_twitter" href="http://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F0_guncel%2Fyalnizlik-paylasilmaz-paylasilirsa-yalnizlik-olmaz&amp;linkname=Yaln%C4%B1zl%C4%B1k%20payla%C5%9F%C4%B1lmaz%2C%20payla%C5%9F%C4%B1l%C4%B1rsa%20yaln%C4%B1zl%C4%B1k%20olmaz" title="Twitter" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/twitter.png" width="16" height="16" alt="Twitter"/></a><a class="a2a_button_friendfeed" href="http://www.addtoany.com/add_to/friendfeed?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F0_guncel%2Fyalnizlik-paylasilmaz-paylasilirsa-yalnizlik-olmaz&amp;linkname=Yaln%C4%B1zl%C4%B1k%20payla%C5%9F%C4%B1lmaz%2C%20payla%C5%9F%C4%B1l%C4%B1rsa%20yaln%C4%B1zl%C4%B1k%20olmaz" title="FriendFeed" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/friendfeed.png" width="16" height="16" alt="FriendFeed"/></a><a class="a2a_button_linkedin" href="http://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F0_guncel%2Fyalnizlik-paylasilmaz-paylasilirsa-yalnizlik-olmaz&amp;linkname=Yaln%C4%B1zl%C4%B1k%20payla%C5%9F%C4%B1lmaz%2C%20payla%C5%9F%C4%B1l%C4%B1rsa%20yaln%C4%B1zl%C4%B1k%20olmaz" title="LinkedIn" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/linkedin.png" width="16" height="16" alt="LinkedIn"/></a><a class="a2a_button_hotmail" href="http://www.addtoany.com/add_to/hotmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F0_guncel%2Fyalnizlik-paylasilmaz-paylasilirsa-yalnizlik-olmaz&amp;linkname=Yaln%C4%B1zl%C4%B1k%20payla%C5%9F%C4%B1lmaz%2C%20payla%C5%9F%C4%B1l%C4%B1rsa%20yaln%C4%B1zl%C4%B1k%20olmaz" title="Hotmail" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/live.png" width="16" height="16" alt="Hotmail"/></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="http://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F0_guncel%2Fyalnizlik-paylasilmaz-paylasilirsa-yalnizlik-olmaz&amp;linkname=Yaln%C4%B1zl%C4%B1k%20payla%C5%9F%C4%B1lmaz%2C%20payla%C5%9F%C4%B1l%C4%B1rsa%20yaln%C4%B1zl%C4%B1k%20olmaz" title="Google Gmail" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/gmail.png" width="16" height="16" alt="Google Gmail"/></a><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F0_guncel%2Fyalnizlik-paylasilmaz-paylasilirsa-yalnizlik-olmaz&amp;title=Yaln%C4%B1zl%C4%B1k%20payla%C5%9F%C4%B1lmaz%2C%20payla%C5%9F%C4%B1l%C4%B1rsa%20yaln%C4%B1zl%C4%B1k%20olmaz" id="wpa2a_6"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlararasi.com/0_guncel/yalnizlik-paylasilmaz-paylasilirsa-yalnizlik-olmaz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>OKULLAR AÇILIYOR</title>
		<link>http://www.kadinlararasi.com/0_guncel/okullar-aciliyor</link>
		<comments>http://www.kadinlararasi.com/0_guncel/okullar-aciliyor#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 11:22:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KadinlarArasi</dc:creator>
				<category><![CDATA[AİLE]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlararasi.com/?p=3600</guid>
		<description><![CDATA[YA ÇOCUKLARIMIZIN SAĞLIĞI…! Okul Korkusu Pedagog Güzide Soyak Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü Okulların açılma zamanı geldiğinde, okula yeni başlayacak çocukları olan her anne ve baba ilkokul sıralarında karşılaştığı korku ve heyecan karışımı duyguyu hatırlayarak o dönemi adeta yeniden yaşamaktadır. Ev ortamı gibi rahat bir hayattan, kurallarla dolu okul hayatına adım atmaya hazırlanmak, her çocuk için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YA ÇOCUKLARIMIZIN SAĞLIĞI…!</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff6600;"><strong>Okul Korkusu</strong></span></span><strong><span style="color: #333399;"><br />
Pedagog Güzide Soyak</span><br />
</strong><span style="color: #333399;"><strong>Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü</strong></span></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Okulların açılma zamanı geldiğinde, okula yeni başlayacak çocukları olan her anne ve baba ilkokul sıralarında karşılaştığı korku ve heyecan karışımı duyguyu hatırlayarak o dönemi adeta yeniden yaşamaktadır. Ev ortamı gibi rahat bir hayattan, kurallarla dolu okul hayatına adım atmaya hazırlanmak, her çocuk için problem teşkil etmektedir. Farklı elbiseler, yeni arkadaşlar, çeşit çeşit defterler, rengârenk kalemler, türlü oyunlar, çocuklar için yeni bir dünyaya adım atmak anlamına gelmektedir.</p>
<p>Çocuklarından önce ebeveynlerinin bu duruma hazır olmaları gerekmektedir. Zira çocukların bu dönemde karşılaşabilecekleri problemleri önceden kestirmek ve bilinçli bir şekilde onlarla baş edebilmenin yollarını aramak önemlidir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em><span style="color: #ff6600;"><strong>Okul korkusu nedir?</strong></span></em><br />
Okul korkusu, okul çağı içindeki çocuğun okula gitmeme yönünde direnmesi, arkadaşlarını kabul etmemesi ve ağlamak gibi tepkiler geliştirmesidir. Okul korkusu, kızlar ve erkeklerde eşit oranlarda görülmektedir. Bu korku, çocuğun eğitim alacağı ortama uyum sağlamasını engellemektedir. Çocuklar için korku, yaşama adapte olabilmenin, kaygı veren durumlarla baş edebilmenin yöntemlerinden biridir. Okul korkusu, hızlı ele alınıp gerekli müdahaleler yapıldığı takdirde çabuk atlatılabilmektedir.</p>
<p>Her yeni durumun uyum sorunu yaşatıyor olması normaldir. Anneden ayrılık deneyimini ilk defa anaokulu döneminde yaşayan çocuklar, bu dönemde okulun içine girmeye ikna olmakta zorlanırlar ve tedirgin olurlar. Normal gelişim gösteren bir çocukta bu durum kabul edilebilir; ancak sorun, okula başlamakla ilgili değildir. Anne ve çocuk arasındaki bağımlı ilişki kapsamında annenin çocuğun bireyselleşmesine izin vermemesi, bir bakıma annenin de çocuğa bağımlı olması, ev içinde baskılı–kaygılı ortamların olması, yeni bir kardeşin gelmesi, çocuğun bu süreci henüz anlayamamış olması, anne ve babanın çok kaygılı kişiler olmaları, aile içinde bir yakının kaybı ve hastalıklar gibi birçok faktör de etkili olabilmektedir.</p>
<p>Çocuğun okula başlamadan önceki dönemde arkadaş deneyimlerinin niteliği, duygularını ve düşüncelerini anlatmada desteklenmiş olması, bu dönemdeki zorlukları atlatmada önemli deneyimler oluşturmaktadır.</p>
<p>Bağımlı, ilişki kuramayan, arkadaşları ile oyunu reddeden, anne ile ilişkisi sağlıklı organize edilememiş bir çocuğun okula başlarken sorun yaşaması beklenilebilmektedir. Bu çocuklarda ilgi ve enerji kaybı, sinirlilik, içe kapanık olma durumu, nedensiz ağlama, baş ve karın ağrılarından yakınma gözlemlenebilmektedir.</p>
<p>Okula karşı negatif duygular beslememeleri için çocuklara, okul ile ilgili gerçekçi bilgiler verilmelidir. Okula başlama dönemi öncesinde anne çocuğu farklı arkadaşlıklar kurması için cesaretlendirebilir ayrıca çocuğun güven duyabileceği başka aile bireyleri kendi okul deneyimlerini çocuğa aktarabilirler. Okulun öğrenme eyleminin dışında çocuğa keyifli gelebilecek yönlerinin de anlatılması faydalı olabilir. Çocuk psikolojisiyle ilgilenen uzmanlar olarak, anne-babalara genel olarak, çocuğun bireysel becerilerini geliştirmesini, kendi başına giyinip soyunabilmesini, yardımsız yemek yeme gibi becerileri kazanmış olmasını öneriyoruz. Ayrıca her anne baba, çocuğunu her dönemde etkin bir şekilde dinlemeli ve kaygılarının olabileceğini kabul etmelidir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><span style="color: #ff6600;"><em><strong>Bu korkuya yakalanan çocuğa aile ne yapmalı?</strong></em></span><br />
Çocuğun okula gitme ile ilgili bütün kaygıları dinlenmeli, okul ile ilgili duygu ve düşünceleri anlamaya çalışılmalıdır. Okul korkusunun çocuktan olduğu kadar okul ve öğretmen tutumlarından da kaynaklanabileceği, unutulmaması gerekir. Okula gitme ile ilgili aile bireyleri ortak tutum içinde olmalı ve çocuğun okula gitmemesine izin verilmemelidir. Her anne ve baba çocuğuna kaygılarını anladığını, bu kaygıların zamanla geçeceğini ve okulda öğrendiklerinin kendileri için de önemli olduğunu vurgulamalıdır. Ayrıca uzun vedalaşmalardan, kişisel kaygıların yansıtılmasından kaçınılmalıdır. Ev içinde de çocuğun anne–babaya bağımlı olması azaltılmaya çalışılmalı, kendi başına bulduğu uğraşlar konusunda destek olunmalı, tek başına da oynayabileceği oyuncaklar ve oyunlar alınmalıdır. Ebeveynler, okullar başlamadan önce okul alışverişini çocuk ile birlikte yapmalıdır. Anne-baba dikkatli olmalı ve bu dönem içinde olabilecek bütün sorunlardan yayınlar vasıtası ile haberdar olmalıdır. Çünkü problemi çabuk fark etmek ve doğru müdahale etmek çözümü de çabuk getirmektedir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em><span style="color: #ff6600;"><strong>Öğretmenler ne yapmalılar?</strong></span></em><br />
Bu dönemde öğretmenlerin duyarlı olmaları gerekmektedir. Öğretileni yapamıyor olmasının çocukta kaygı uyandıracağı unutulmamalı ve öncelikli olarak öğretmek kaygısı taşınmamalıdır. Önce çocuğun sıkıntısının ne olduğu sorulmalı ve bu konuda yardım edilebileceği anlatılmalıdır. Katı tutum, bu sorunları artırmaktadır. Öğretmen, çocuğa okula gelmesi gerektiğini ve onun öğrenmesini önemsediğini anlatmalıdır.</p>
<p>Okul korkusu, anaokuluna başlanan 3–5 yaş döneminde yoğun yaşanabilmektedir. İlkokula başlangıç, yine bu korkunun görüldüğü ikinci dönemdir. Daha yüksek sınıflarda 12–14 yaş döneminde de ortaya çıkabilmektedir.</p>
<p>Bu dönemde çocuğun bireysel gelişimine de önem verilir,, anne–çocuk ilişkisi doğru organize edilirse tekrar ortaya çıkmayabilir. Ancak çocuğun eve bağımlılığı desteklenir, okula gitmeme ile ilgili istekleri desteklenilirse tekrar bu sorunlar yaşanabilmektedir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em><span style="color: #ff6600;"><strong>Anaokulunda ilk gün stresi nasıl atlatılır?</strong></span></em><br />
Her okula başlayan çocuk aynı tepkiyi göstermez. Anaokuluna başlayan çocukların zaman ve uzaklık kavramı tam oturmadığı için ilk kaygıları bu yönde olur.</p>
<p>¨       <em>Evimize ne kadar uzaklıktayım?</em></p>
<p><em>¨       Annem beni alacak mı?</em></p>
<p><em>¨       Bu çocukları tanımıyorum.</em></p>
<p><em>¨       İhtiyaçlarımı kime söyleyeceğim, yardım ederler mi?</em></p>
<p><em>¨       Ev kuralsız bir yerdi. Her şeyi kuralla yapacak olmak sıkıcı.</em></p>
<p>Çocuk, bu soruların cevaplarını yaşayarak öğreneceği için kaygıları da yüksek olmaktadır. İlk gün okulda 1–2 saat kalmak, annenin onu ne zaman alacağını saat üzerinden göstermesi, öğretmenle tanıştırıp, nasıl yardımlar isteyeceğini anlatması çıkacak sorunları azaltabilmektedir. İlk birkaç gün çocuğun görebileceği bir yerde oturup oradan ayrılmamak da yararlı olabilmektedir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em><span style="color: #ff6600;"><strong>Adaptasyon süreci</strong></span></em><br />
Daha önce okula gitmemiş bir çocuk için 10 günü aşan ve hiç azalmayan uyum sorunları varsa anaokuluna gitme durdurulmalıdır. Çünkü çocuk okula gitmek için henüz hazır değildir. Daha önce anaokuluna gitmiş çocuklarda uzun tatil sonrasında okula dönüş güç olabilir ama okul tanıdıkları bir yer olduğu için, burada yaşanan kaygı daha kısa sürede atlatılabilmektedir. Taviz vermeden eski düzeni içinde çocuğun anaokuluna gidip gelmesi sağlanmalı ve çocuğun evde kalmasına izin verilmemelidir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Çocuğa ilgisiz olmak ya da aşırı derecede ilgi göstermek çocuğun duygusal ve bilişsel gelişimini geciktirmekle birlikte öğrenme ve uyum sorunlarını yaşamasını kaçınılmaz kılmaktadır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em><span style="color: #ff6600;"><strong>Ödev sorumluluğu kazandırılmalı</strong></span></em><br />
Her anne baba çocuklarının ödevleri ile ilgilenmelidir. Çünkü onların sorunlarına yardımcı olmak, beraber sorunların üstesinden gelmek çocukların hoşlarına gitmektedir. Ödevlerinde anlamadıkları yerlerde yardım isteyebilecekleri söylenmeli, yol gösteren kişi olunmalıdır. Okula başlanılan ilk birkaç hafta, okuldan evde yapılması için herhangi bir ödev verilip verilmediği sorulmalıdır. Ancak ödevi yapması için ısrarcı olunmamalıdır. Yapmadan gittiği takdirde öğretmenine nedenlerini kendisi anlatmalıdır. Çocuk okuldan geldiği ilk 2 saat içinde ödevlerini tamamlamalıdır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff6600;"><strong><br />
Çocuklarda Hatalı Beslenme</strong></span></span><span style="color: #333399;"><strong><br />
Diyetisyen Zuhal Güler Çelik<br />
</strong><strong>Amerikan Hastanesi Diyet ve Beslenme Bölümü <a href="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/uploads/2010/09/beslenme-cantasi.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-3603" title="beslenme cantasi" src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/uploads/2010/09/beslenme-cantasi.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a></strong></span></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Okulların açılması ile birlikte çocukların beslenmesi büyük önem kazanmaktadır. Bu dönem ileriki yıllar için sağlıklı beslenmenin temelini oluşturacak bir dönemdir.  Çocuğun okul çağlarında edindiği beslenme alışkanlıkları gelecekte de süreklilik göstermektedir. Bu dönem de çocuk kadar anne ve babanın da beslenme konusunda bilinçli davranması gerekmektedir.</p>
<p>Hatalı beslenme alışkanlıklarının çok sayıda nedeni vardır. Bunların başında çocukların besin gereksinimlerinin bilinmemesi, ailenin beslenme alışkanlıkları ve okul çağındaki çocuklar için en iyisini yapmak isteyen annelerin kendi bilgilerine göre en iyi bildiği besinlerden çocuğuna fazla miktarda yedirmek istemeleri gelmektedir. Bunların dışında fiziksel aktivite azlığı; özellikle ailenin akşamları veya evde olduğu günler içerisinde televizyon- bilgisayar karşısında oturmaları, çocukları ile oyun oynamamaları, yürüyüşler yapmamaları, sözlerden daha kalıcı izler bırakan olumsuz mesaj ya da mesajlar bırakabilmektedir. Ayrıca öğün atlama, şeker, tuz ve yağ içeriği yüksek yiyecek-içecek tüketimi özellikle ileri yaşlardaki beslenme alışkanlıklarını kötü yönde etkilemektedir. Bu hatalı beslenme şekli, özellikle çocukluk dönemindeki şişmanlık (Obezite) riskini artırmaktadır.</p>
<p>Çocukların beslenmesinde bu dönemde görülen en sık değişiklik kahvaltı yapmamaktır. Kahvaltı günün en uzun açlığı olan gece açlığını takip etmesi nedeniyle biten enerjinin tekrar alınabilmesi için en önemli öğündür. Bu konuda yapılmış bazı çalışmalar da bulunmaktadır. Bu araştırmalarda,  kahvaltı yapan çocuğun sınıf içerisindeki başarısının daha fazla olduğu, problem çözme yeteneklerinin diğerlerine göre daha gelişmiş olduğu, kavrama yeteneklerinin daha iyi olduğu gözlenmiş, bazı araştırmalarda ise kahvaltı yapan çocukların beslenme yetersizliğinden oluşan hastalıklara daha az yakalandıkları rastlanmıştır.  Yine bu araştırmaların sonucunda kahvaltı yapmayan çocukların daha şişman oldukları belirlenmiştir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em><span style="color: #ff6600;"><strong>Yetersiz ve yanlış beslenme çocukların sağlığını etkiliyor</strong></span></em><br />
Aile içerisinde ve okulda beslenme bilgisinin yetersiz verilmesi, okul yemeklerinin sevilmemesi ve çocukların % 90’ının kantinlerde hamburger, tost, kızarmış patates, cips kola gibi yağ ve karbonhidrat bakımından yüksek olan fast-food besinleri tüketmeleri; günlük almaları gereken vitamin ve özellikle kalsiyum minerali bakımından yoksun beslenmeleri büyüme ve gelişmelerini olumsuz yönde etkilemektedir. Bunun yanı sıra besin endüstrisinde özellikle bu yaş gruplarına yönelik reklamlar / kampanyalar (çikolata, fast-food, cips gibi abur cubur besinler) hatalı beslenme alışkanlıklarının kazanılmasına neden olmaktadır. Böylece erken yaşlarda kazanılan alışkanlıkların ileriki yaşlarda değiştirilmesinde zorluklar yaşanmaktadır. Çocukların okul ve evde çeşitli yiyecekleri tüketmeleri ve temel beslenme ilkeleri konusunda bilgilendirilmeleri çok önemlidir. Özellikle; öğünlerin atlanmaması, kahvaltının önemi, ara öğünlere önem verilmesi, okul yemeklerinin fast-food yemeklerinden daha sağlıklı olduğu konusunda çocukların bilinçlenmeleri ileriki hayatlarında yaşam kalitelerini artıracaktır.</p>
<p>Okul çağı çocuğunun beslenmesi ve bu dönemde beslenme alışkanlıklarında meydana gelebilecek değişiklikler bu nedenle çok büyük önem taşımaktadır. Hem daha sağlıklı hem de daha başarılı nesiller yetiştirmede ailenin ve öğretmenlerin beslenme konusunda bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi bu sebeple önemlidir.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #333399;"><strong>Örnek kahvaltı:</strong></span></span><br />
Taze meyve suyu, peynir, domates-salatalık, ekmek, pekmez, yumurta</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><span style="color: #333399;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Örnek beslenme çantası:</strong></span></span><br />
Kuru meyveli veya cevizli ev yapımı kek veya ev yapımı peynirli poğaça, ayran veya meyve suyu</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><span style="text-decoration: underline;"><strong><br />
Sırt Çantası</strong></span></span></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><span style="color: #333399;"><strong><a href="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/uploads/2010/09/okul.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-3605" title="okul" src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/uploads/2010/09/okul.jpg" alt="" width="193" height="230" /></a>Dr. Önder Çerezci<br />
</strong><strong>Amerikan Hastanesi </strong></span><strong><span style="color: #333399;">Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü Şefi </span><br />
</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Okula giden çocuklarda sırt çantası, sırt ağrısı için risk faktörü oluşturmaktadır. Sırt çantası, ağırlığı ve uygun olmayan pozisyonda taşınması sonucu bu ağrıya adeta davetiye çıkarmaktadır. Bu yüzden okul öncesi her anne babanın, çocuğunun boyuna ve ağırlığına uygun çanta seçimini yapması büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Omurga hastalıkları gelişmiş toplumlarda en sık karşılaşılan ve sakatlığa yol açan problemlerden birisidir. Yapılan çeşitli çalışmalar sonrasında okul çağı çocuklarında bel ağrısı görülme sıklığının % 70 olduğu görülmüştür. Bu oran oldukça yüksektir. Bilinen bir başka gerçek de genç yaşta bel ağrısı çekenlerde, daha ileri yaşlarda da bel ağrısı yaşanma riskinin arttığıdır. İşte bu nedenle okul çağındaki çocukların ve gençlerin, erken dönemlerden itibaren bel ağrısından korunmaları konusunda gerekli eğitimlerin verilmesi ve ergonomik olarak doğru ekipmanların seçilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Omurganın tekrarlayan statik yüklenmesi sadece erişkinlerde değil aynı zamanda çocuklarda da bel ağrısı için risk faktörüdür. Erişkinlerde ağırlık taşınmasının omurga üzerindeki etkileri biyomekanik ve fizyolojik olarak değerlendirilmiş olup, çalışma şartlarında bir takım düzenlemeler yapılmaya çalışılmış, hatta bazı ülkelerde omurgaya binen yükün nasıl olması gerektiği kanunlarla düzenlenmiştir. Sırt çantası, okul çağı çocuklarında en sık karşılaşılan yüklenme nedenidir. Ağır sırt çantası taşımak, okul çocuklarının gelişmekte olan eklem, kas ve ligaman yapılarında zorlanmalara neden olarak belde kas gerginliği mekanizmasını tetikleyebilir, bozuk yürüyüş, kötü postür ve hatta ciddi kronik bel ağrılarına yol açabilir.</p>
<p>Bu nedenle çocukların taşıdıkları sırt çantalarının ağırlıklarının hesaplanması ve gereğinden fazla yüklenmemeleri önem kazanmaktadır.</p>
<p>Sırt çantası çeşitli nedenlerden dolayı sırt ve bel ağrısına neden olmaktadır. Özellikle ağırlıklarına bağlı olarak; mekanik olarak omurganın aşırı yüklenmesi ve uygun olmayan pozisyonda taşınması sonucu ortaya çıkan postür bozukluğu gibi durumlar sırt ve bel ağrısı oluşturmaktadır. Ayrıca ağır yüklenme, vücuda uygulanan yükün pozisyonu, yükün şekli ve büyüklüğü, taşıma süresi, çocuğun fiziksel ve ruhsal durumu bir araya gelerek ağrıya neden olmaktadır.</p>
<p>Sırt çantasının şekli, taşıma biçimi ve çantanın ağırlığı postür ve kalp-solunum sistemi üzerinde de önemli etkilere sahiptir. Aynı zamanda postür bozukluğunun da solunumu etkilediği göz önüne alınacak olursa, bu konu daha da önemli hale gelmektedir. Birçok okul çantası vücut ağırlığının yaklaşık %10’u veya daha fazlasıdır. Hatta bu ağırlığın bazen vücut ağırlığının %20’sinin üzerinde olduğu belirlenmiştir.</p>
<p>Kötü duruş, bilgisayar karşısında yanlış oturma, okul sıralarının uygun olmaması gibi, bu yaş grubunu tehdit eden başka faktörler de vardır. Ancak sırt çantası da tek başına doğrudan duruş şeklini bozarak sırt ağrısına neden olmaktadır. Bunun yanında solunum sistemi ve kalp-damar sistemi üzerinde de olumsuz etkileri olduğu bilinmektedir.</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Neler yapılmalıdır?</strong></span></span></p>
<ul>
<li><em>Sırt çantaları ve içindeki      ağırlıkların toplamı çocuğun vücut ağırlığının  % 10’nundan az olmalıdır.</em></li>
<li><em>Ağırlık çanta içerisinde uygun      dağıtılmalı ve daha ağır eşyalar sırta ve bele yakın gözlere konmalıdır.</em></li>
<li><em>Sırt çantaları uzun süreli      taşınmamalı, uzun süre ayakta kalınacaksa çıkarılmalıdır.</em></li>
<li><em>Ortopedik/ergonomik      (iki geniş ve destekli omuz askısı ve bel kemeri bulunan, hafif) çantalar      tercih edilmeli, asla ekonomik tasarruf yapma yoluna gidilmemelidir.</em></li>
<li><em>Sırt çantası her iki omuzdan      asılarak düzgün şekilde taşınmalıdır.</em></li>
<li><em>Ağır çantalarda kalça kayışı      kullanılmalı, kayışları geniş ve yumuşak çanta tercih edilmelidir. </em></li>
<li><em>Sırt çantasının her iki kayışı birlikte kullanılmalı ve belin 5 cm. yukarısında duracak      şekilde, sağlam bir biçimde tespit edilerek ayarlanmalıdır.</em></li>
<li><em>Doktorun önerdiği sırt adalelerini      geliştirici egzersizlerin yapılması sağlanmalıdır.</em></li>
<li><em>Tekerlekli sırt çantaları tercih edilmelidir. </em></li>
<li><em>Öğrencilerin      okulda kilitli dolapları olmalı, eve sadece ihtiyaçları olanları      taşımalıdırlar.</em></li>
<li><em>Öğretmenler      ve veliler, ağır çanta ve ağır kitap taşıma sorununu konuşmalıdırlar.</em></li>
<li><em>Tüm      kitabı taşımak yerine sadece ilgili kısımların fotokopisi çekilebilir. </em></li>
<li><em>Aile      bireyleri olarak çanta temizliği yapılmalı ve ihtiyaç duyulmayan      malzemeler çantadan çıkarılmalıdır. </em></li>
<li><em>Çocuk      sık sırt ağrısından yakınırsa doktoru ile mutlaka konuşulmalıdır</em></li>
</ul>
<p>Ayrıca doğru kaldırma tekniği kullanılmalı ve çocuklara ağır çantaları dizden eğilerek kaldırmaları gerektiği öğretilmelidir.</p>
<p>Bu konuda gerek okul yöneticileri ve ilgili merciler, gerekse çocuklar ve aileler eğitilerek; sağlıklı nesillerin yetişmesinde katkıda bulunulmalıdır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><span style="color: #333399;"><strong><br />
Doç. Dr. Tan Ergin<br />
</strong><strong>Amerikan Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölüm Şefi </strong></span><strong> </strong><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Profesyonel iş hayatında yoğun olarak sesini kullanan öğretmenlerde; ses kısıklığı, ses tellerinde şişme (ödem), nodül ve polip gibi hastalıklara sıkça rastlanmaktadır.</p>
<p>Sigara kullanımı, kronik üst solunum yolları enfeksiyonu ve reflü hastalığı, ses kısıklığı sorununu ön plana çıkaran etkenleri oluşturmaktadır. Ortamda tebeşir tozu gibi boğaz ve ses tellerini irite edecek faktörlerin bulunması da sorunları artırmaktadır. Özellikle yüksek tonda uzun süreli konuşmaların yapılması, ses tellerinde şişmeye (ödem) ve küçük kanamalara yol açmaktadır. İlerleyen durumlarda ise ses tellerinde nodül veya polip gibi iyi huylu ancak sürekli ses kısıklığına yol açabilecek rahatsızlıklarla karşılaşmak mümkün olmaktadır.</p>
<p>Ses hastalıklarına karşı koruyucu önlemler alınabilmektedir. Bir kısmında cerrahi müdahalenin gerekebileceği bu tür hastalıklarla karşılaşmamak için ses kullanımına dikkat edilmeli, uzun süreli konuşmaların yapıldığı durumlarda zaman zaman konuşmaya kısa aralar verilerek su içilmelidir. Tüm diğer sağlık problemleri gibi bu tür rahatsızlıklardan korunmak için sigaradan mutlaka uzak durulmalıdır. Bir haftayı aşan ses kısıklıklarında ise bir KBB uzmanına başvurarak sorun ortaya konmalı ve tedavi edilmelidir.</p>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F0_guncel%2Fokullar-aciliyor&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F0_guncel%2Fokullar-aciliyor&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F0_guncel%2Fokullar-aciliyor&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F0_guncel%2Fokullar-aciliyor&amp;count=none&amp;text=OKULLAR%20A%C3%87ILIYOR" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F0_guncel%2Fokullar-aciliyor&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F0_guncel%2Fokullar-aciliyor&amp;count=none&amp;text=OKULLAR%20A%C3%87ILIYOR" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F0_guncel%2Fokullar-aciliyor&amp;linkname=OKULLAR%20A%C3%87ILIYOR" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><a class="a2a_button_twitter" href="http://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F0_guncel%2Fokullar-aciliyor&amp;linkname=OKULLAR%20A%C3%87ILIYOR" title="Twitter" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/twitter.png" width="16" height="16" alt="Twitter"/></a><a class="a2a_button_friendfeed" href="http://www.addtoany.com/add_to/friendfeed?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F0_guncel%2Fokullar-aciliyor&amp;linkname=OKULLAR%20A%C3%87ILIYOR" title="FriendFeed" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/friendfeed.png" width="16" height="16" alt="FriendFeed"/></a><a class="a2a_button_linkedin" href="http://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F0_guncel%2Fokullar-aciliyor&amp;linkname=OKULLAR%20A%C3%87ILIYOR" title="LinkedIn" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/linkedin.png" width="16" height="16" alt="LinkedIn"/></a><a class="a2a_button_hotmail" href="http://www.addtoany.com/add_to/hotmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F0_guncel%2Fokullar-aciliyor&amp;linkname=OKULLAR%20A%C3%87ILIYOR" title="Hotmail" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/live.png" width="16" height="16" alt="Hotmail"/></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="http://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F0_guncel%2Fokullar-aciliyor&amp;linkname=OKULLAR%20A%C3%87ILIYOR" title="Google Gmail" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/gmail.png" width="16" height="16" alt="Google Gmail"/></a><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F0_guncel%2Fokullar-aciliyor&amp;title=OKULLAR%20A%C3%87ILIYOR" id="wpa2a_8"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlararasi.com/0_guncel/okullar-aciliyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DOĞUM ÖNCESİ ENDİŞELER</title>
		<link>http://www.kadinlararasi.com/3_aile/dogum-oncesi-endiseler</link>
		<comments>http://www.kadinlararasi.com/3_aile/dogum-oncesi-endiseler#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 14:50:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KadinlarArasi</dc:creator>
				<category><![CDATA[AİLE]]></category>
		<category><![CDATA[anne-bebek ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[doğum öncesi endişeler]]></category>
		<category><![CDATA[doğuma ne kadar hazırsınız]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı bir doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlararasi.com/?p=3425</guid>
		<description><![CDATA[Hamile olduğu müjdesini alan annenin yaşadığı ilk duygu kuşkusuz mutlu olmaktır.   Mutluluğa eşlik eden şaşkınlık ve heyecan  sonrasında  bu güzel haber baba ile paylaşılmaya hazırdır. Evliliğinizde  büyük bir değişim yaratacak olan  bu güzel haber  beraberinde bir takım endişeleri de aklınıza getirebiliyor. Bu endişelerin varlığını   başlangıçta normal bir süreç olarak kabul ediyoruz. İlk kez yaşamanız , [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><br />
</strong></p>
<p>Hamile olduğu müjdesini alan annenin yaşadığı ilk duygu kuşkusuz mutlu olmaktır.   Mutluluğa eşlik eden şaşkınlık ve heyecan  sonrasında  bu güzel haber baba ile paylaşılmaya hazırdır.</p>
<p>Evliliğinizde  büyük bir değişim yaratacak olan  bu güzel haber  beraberinde bir takım endişeleri de aklınıza getirebiliyor. Bu endişelerin varlığını   başlangıçta normal bir süreç olarak kabul ediyoruz. İlk kez yaşamanız , nasıl olacağını , neler yapmanız gerektiğini tam olarak bilememeniz ve büyük sorumluluk gerektiren  bu durum sizdeki endişelerin  kaynağını oluşturur.</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Bu endişelerin varlığı sağlıklı bir hamilelik süreci için ne zaman tehlike olmaya başlar sorusunun cevabı :</strong></span> bu endişelerin düzeyinin arttığı  zamanlardır.</p>
<p>Yaşanan endişeler;  anne adayının günlük yaşamını olumsuz etkilemeye  , eşi  ve çevresi ile iletişiminin bozulmasına neden olmaya başlamışsa  , duygudurumun kötüye gittiği ( kişinin zamanla mutsuzlaştığı )  veya bu mutsuzluğun  uzun sürdüğü , endişe yaratan düşüncelerin sıklaştığı,   bazen uyku düzeni ve iştahın bozulduğu durumlarla sıklıkla karşılaşılıyorsa  bir tehlike olarak algılanmalı ve kısa zamanda ortadan kaldırmak için gerekli çaba gösterilmelidir.</p>
<p>Bu süreçte anne adayına destek olacak  ve onu rahatlatacak ilk kişi güvendiği doktorudur . Eşin ve yakın çevrenin desteği de tüm hamilelik süreci boyunca devam etmelidir.</p>
<p>Doğum öncesinde genellikle yaşanan endişeler:</p>
<p><strong><span style="color: #0000ff;">Bebeğim  sağlıklı ve normal doğacak mı?</span> </strong>Bu endişeye sahipseniz  ilk yapmanız gereken yakın çevrenizdeki birçok bebeğin  sağlıklı doğduğunu yeniden hatırlamak  ve bilimin bu konuda ne kadar ilerlediğini kendinize söylemektir. Artık birçok gelişmiş test doğum öncesi bir problem olup olmadığını tespit edebiliyor.</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Bebekle beraber bütün vücudum değişecek , eskisi gibi olamayacağım: </strong></span>Hamileliğiniz süresince bebeğinizi beslemek ve sağlıklı gelişimine destek olmak için kilo almanız otomatik bir sonuç olarak karşınıza çıkacaktır . Fakat  kilo alımını belli bir düzeyde tutmak da sizin elinizde . Bunu sağlamak için doktorunuzla  iletişim halinde olmanız, sizin ve bebeğiniz için verdiği listelere uymanız  ve kendinize doktorunuzun önerdiği düzeyde bir hareket alanı sağlamanız yeterli olacaktır .</p>
<p>Kendinize güven bu süreçte çok önemlidir. Birçok anneye söylediğim ilk şey ; bu sürecin keyfini çıkarmak. Endişelerden  uzak ; her ayın  ve her ay bedeninizde yaşanan değişimlere karşı hissettiğiniz o anlatılmaz duyguların  tadına varmanız mutlu bir hamilelik için önemlidir .</p>
<p><strong><span style="color: #0000ff;">İyi bir anne olabilecek miyim ?</span> </strong>İyi bir anne olup olamayacağınızı anne olduktan sonra görebileceksiniz. Bu nedenle şimdiden bu düşünceyi uzaklaştırın ve sadece kendinize güvenin. Doktorunuzla sık sık iletişim halinde olun, neler yapmanız gerektiğini öğrenin, sağlıklı bir hamilelik için  güvenilir kaynaklardan yararlanın. Geçmişte iyi yaptığınız birkaç şeyi hatırlayın . Bunları başaran sizseniz iyi bir anne olmayı da başarabilirsiniz.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="color: #0000ff;">Eşimle olan ilişkimde bir değişim olacak mı ?</span> </strong>Bebekle birlikte eve  yeni bir hareket gelecek ve üzerinizdeki yük artacaktır .  Eskiden dışarı çıkabiliyorken bebekle birlikte enerjinizin düştüğünü ve evde daha fazla zaman geçirdiğinizi göreceksiniz. Sohbetlerinizin çoğunun konusu bebeğiniz olacak. Yani bir değişim elbette ki söz konusu. Yeterli sabır, destek  ve sevgi ile anne baba olmanın keyfini yaşayacak ve başlangıçtaki zor dönemleri birlikte aşacaksınız.</p>
<p><strong><span style="color: #0000ff;">Bebeğimi sevecek miyim ?</span> </strong>Bu endişeyi dile getirmeyen ama yoğun bir şekilde hisseden anne sayısı az değildir.<strong> </strong>Yaklaşık dokuz ay boyunca hareketlerini hissettiğiniz, büyük emek verdiğiniz ve  merakla beklediğiniz bebeğinizi sevmeniz tabi ki beklenen bir duygu.  Doğum sonrasında hemen bu duyguyu hissedemeyen anne aslında normal bir süreç yaşar. Bu bağın oluşması için biraz zamana ihtiyaç duyabilirsiniz.</p>
<p>Sağlıklı bir hamilelik geçirmeniz dileği ile…</p>
<p><strong>Psikolog Eda Gökduman </strong><br />
<a href="http://www.edagokduman.com/">www.edagokduman.com</a></p>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fdogum-oncesi-endiseler&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fdogum-oncesi-endiseler&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fdogum-oncesi-endiseler&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fdogum-oncesi-endiseler&amp;count=none&amp;text=DO%C4%9EUM%20%C3%96NCES%C4%B0%20END%C4%B0%C5%9EELER" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fdogum-oncesi-endiseler&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fdogum-oncesi-endiseler&amp;count=none&amp;text=DO%C4%9EUM%20%C3%96NCES%C4%B0%20END%C4%B0%C5%9EELER" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fdogum-oncesi-endiseler&amp;linkname=DO%C4%9EUM%20%C3%96NCES%C4%B0%20END%C4%B0%C5%9EELER" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><a class="a2a_button_twitter" href="http://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fdogum-oncesi-endiseler&amp;linkname=DO%C4%9EUM%20%C3%96NCES%C4%B0%20END%C4%B0%C5%9EELER" title="Twitter" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/twitter.png" width="16" height="16" alt="Twitter"/></a><a class="a2a_button_friendfeed" href="http://www.addtoany.com/add_to/friendfeed?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fdogum-oncesi-endiseler&amp;linkname=DO%C4%9EUM%20%C3%96NCES%C4%B0%20END%C4%B0%C5%9EELER" title="FriendFeed" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/friendfeed.png" width="16" height="16" alt="FriendFeed"/></a><a class="a2a_button_linkedin" href="http://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fdogum-oncesi-endiseler&amp;linkname=DO%C4%9EUM%20%C3%96NCES%C4%B0%20END%C4%B0%C5%9EELER" title="LinkedIn" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/linkedin.png" width="16" height="16" alt="LinkedIn"/></a><a class="a2a_button_hotmail" href="http://www.addtoany.com/add_to/hotmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fdogum-oncesi-endiseler&amp;linkname=DO%C4%9EUM%20%C3%96NCES%C4%B0%20END%C4%B0%C5%9EELER" title="Hotmail" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/live.png" width="16" height="16" alt="Hotmail"/></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="http://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fdogum-oncesi-endiseler&amp;linkname=DO%C4%9EUM%20%C3%96NCES%C4%B0%20END%C4%B0%C5%9EELER" title="Google Gmail" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/gmail.png" width="16" height="16" alt="Google Gmail"/></a><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fdogum-oncesi-endiseler&amp;title=DO%C4%9EUM%20%C3%96NCES%C4%B0%20END%C4%B0%C5%9EELER" id="wpa2a_10"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlararasi.com/3_aile/dogum-oncesi-endiseler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anaokuluna Alışma Sürecinde Küçük İpuçları</title>
		<link>http://www.kadinlararasi.com/3_aile/anaokuluna-alisma-surecinde-kucuk-ipuclari</link>
		<comments>http://www.kadinlararasi.com/3_aile/anaokuluna-alisma-surecinde-kucuk-ipuclari#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 13:56:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KadinlarArasi</dc:creator>
				<category><![CDATA[AİLE]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu çocuğuna doğru yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[anaokuluna başlama]]></category>
		<category><![CDATA[anaokuluna başlayan çocuklarda problem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlararasi.com/?p=3421</guid>
		<description><![CDATA[Artık bebeğim  büyüdü diyebilirsiniz. Gün içerisinde birkaç saat sizden  ayrı kalmayı başarabilecek,  sizden başkasına güven duyabilecek ve kendi ihtiyaçlarını  kendisi karşılayabilecek becerileri gösterebilme  zamanı geldi. İlk anaokuluna başlama süreci yaklaşık 3 yaş civarıdır. Bu  yaş öncesinde çocuğunuz duygusal olarak size bağlı bir dönemdedir. Sizden ayrılmak istemez,  ayrıldığı zaman kaygılanabilir , ağlar.  Bu duygusal gelişimi için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Artık bebeğim  büyüdü diyebilirsiniz. Gün içerisinde birkaç saat sizden  ayrı kalmayı başarabilecek,  sizden başkasına güven duyabilecek ve kendi ihtiyaçlarını  kendisi karşılayabilecek becerileri gösterebilme  zamanı geldi.</p>
<p>İlk anaokuluna başlama süreci yaklaşık 3 yaş civarıdır. Bu  yaş öncesinde çocuğunuz duygusal olarak size bağlı bir dönemdedir. Sizden ayrılmak istemez,  ayrıldığı zaman kaygılanabilir , ağlar.  Bu duygusal gelişimi için normal bir süreçtir. 3 yaş sonrasında   sosyal gelişiminin sağlanması ve bazı becerilerin kazanılması için anaokulu eğitiminin belli sürelerle başlaması sağlıklı bir gelişim için önemlidir.</p>
<p>Anaokuluna başlama  süreci bazı çocuklarda hızlıca tamamlanırken  bazı çocuklar çok zorlanabiliyor. Kaygılar artabiliyor,  uzun ağlama krizleri yaşanabiliyor.  Duygusal gelişimin  zarar görmemesi için hem ailenin hem de okulun dikkatli olması önemlidir.</p>
<p>Bu dönemin sağlıklı tamamlanması için <strong>ilk</strong> isteğimiz annenin de  bu ayrılma sürecine   duygusal olarak hazır olmasıdır. Başarısız sonuçlanan uyum süreçlerinin çoğunda annenin henüz bu ayrılığa hazır olmamasını gözlemliyoruz.  Anne  veya baba nasıl davranması gerektiğini  bilirse çocuğun duygusal gereksinimleri daha fazla karşılanacak , duyduğu endişe ve korkular azalacaktır.</p>
<p>İlk günle beraber yapmanız gerekenler…</p>
<p><strong><span style="color: #ff6600;">Çocuğunuzun ve sizin  stresli olmadığı bir dönemi seçmelisiniz:</span> </strong>Okula başladığı dönemde çocuk duygusal olarak rahat olmalıdır. Aksi halde yaşanan stres çocuğun okul  ile ilgili algısına yansıyacak ve  öğretmeni ile kuracağı iletişime zarar verecektir. Annenin gergin ve stresli olmaması da bu dönemde gerekli sabrı ve anlayışı göstermesi bakımından önemlidir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Çocuğunuzun hastalık döneminde olmamasına dikkat etmelisiniz:</strong> Hastalık dönemlerinde çocuklar huysuzlanır.  Anneden ayrılmak istemez. Bu nedenle daha huzurlu olduğu dönemlerde okula başlamaya özen göstermelisiniz.</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><strong>İlk gün çoğunlukla  çocuğunuzun yanında olun:</strong></span> Birçok anne ilk gün görevi öğretmene bırakmaya çalışır. Bu çocukta kaygıyı başlatabilir. Sizden ayrılması için acele etmemelisiniz. Sizin olduğunuz,  kendisini güvende hissettiği zamanlarda yanında olarak hem ortama  hem de öğretmenine ısınması için ona yardımcı olun.</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><strong>Oyun oynasın ve keyifli zaman geçirsin  :</strong></span> İlk gün kontrolü ona bırakın. Yapmak istediklerini yapsın ve tüm merakını gidersin. Öğretmeninin onun  istediklerini yapıyor olması onu mutlu edecek  yıl boyunca devam etmesi gereken  güven ve sevginin temelleri ilk gün atımlı olacaktır .</p>
<p><strong><span style="color: #ff6600;">İlk gün fiziksel gereksinimlerini siz karşılayın:</span> </strong>Tuvalet  ve yemek  vb gibi gereksinimlerini ilk günlerde öğretmenine yaptırmak istemeyebilir. Bu onun için özel ve alışkın olmadığı bir durumdur. Eğer öğretmenin gereksinimlerini karşılamasına  izin veriyorsa devam edebilirsiniz. İstemiyorsa zorlamayın.<strong> </strong></p>
<p><span style="color: #ff6600;"><strong>İlk gün okulda yemek yemesini ve uyumasını  beklemeyin</strong>:</span> Birçok anne ilk gün diğer çocuklarla beraber hareket etmesini ve onlarla birlikte masada oturup yemek yemesini bekleyebiliyor. Bu çocuğu zorlayan bir durum haline gelebilir, okulu yemek yenen ve uyku uyunan bir yer olarak algılamasına zemin hazırlayabilir.  Eğer diğer çocukları gördüğünde kendisi masaya oturmayı tercih ediyor ve bu durumdan keyif alıyorsa izin verebilirsiniz.</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><strong>İlk günü süre olarak uzun tutmayın:</strong></span> İlk gün okuldan keyifli ayrılması önemlidir. Uzun süre okulda kalması sıkılmasına  neden olabilir. Bu nedenle keyifli geçen birkaç saat ilk gün için yeterli olacaktır.</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><strong>Öğretmenin sıcak ve güven veren iletişimi önemlidir:</strong></span> İlk günkü karşılaşmada öğretmenin yaklaşımı okula olan olumlu algısı için çok önemlidir.  Bu nedenle öğretmenin yaklaşımlarını çok iyi gözlemleyin. Eve gittiğinizde öğretmenin ismini ve okulda geçirdikleri keyifli vakitleri ona hatırlatın. Bu; okul ile ev arasında bağ kurmasını sağlayacak ve öğretmenine daha hızlı alışmasına zemin oluşturacaktır.</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><strong>Öğretmenine alıştığını hissettiğinizde yavaş yavaş uzaklaşın:</strong></span><strong> </strong>Bu alışma süresi her çocukta farklıdır . Bazı çocuklar ikinci günde sizden uzaklaşmayı başarabiliyorken bazı çocukta daha uzun sürebiliyor. 2-3 veya 4. gün aynı ortamda olmaya devam etseniz de o öğretmeni ile oynarken siz biraz  uzakta durup başka şeylerle ilgilenebilirsiniz. Göz iletişiminizi onunla asla koparmamalı ve  gereksinim duyduğunda ilginizi devam ettirmelisiniz.</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><strong>Başlangıç için arkadaşlarına değil öğretmenine alışması önemlidir:</strong></span> Birçok anne ilk günlerde çocuğunun diğer çocuklarla birlikte oynamasını ve onlara alışmasını ister. Bu yanlış bir düşüncedir. Öncelikli olan  bir  yetişkine güven duymasıdır. Çünkü ilerleyen dönemlerde bir sorun yaşadığında  sığınacağı kişi siz değil öğretmeni olacak. Bu nedenle ilk sıcak iletişim öğretmeni ile kurulmalıdır. Öğretmeni,   uyum süreci tamamlandıktan sonra diğer çocuklarla tanışması ve kaynaşması için ona yardımcı olacaktır.</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><strong>Aşamalı uzaklaşma süreçlerine başlayabilirsiniz:</strong></span><strong> </strong>Bu sürece geçmeniz için çocuğunuzun duygusal olarak hazır olduğunu gözlemlemelisiniz.  Öğretmenine güven duygusu oluştuğunda ve oyun oynarken siz uzaklaştığınızda hemen sizi aramıyor, ağlamıyor ve kaygılanmıyorsa başka bir odada kalabilirsiniz.  Bu sürece hazır olma süresi her çocukta farklıdır unutmayın!</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><strong>Evde öğretmeni, arkadaşları ve okulla ilgili sohbetler edin:</strong></span> Bu sohbetler  okul algısının güçlenmesini ve hayatında okulun bir rutin haline gelmesini sağlayacaktır. Sohbetlerden keyif aldığını hissettiğiniz sürece devam edebilirsiniz. Hoşlanmıyorsa bırakın. Okul ve ev arasındaki bağı kuvvetlendirmek için eğer kabul ediyorsa  evden birkaç eşya , oyuncak götürebilirsiniz.  Bu kendisini iyi hissetmesini sağlayabilir.</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><strong>Ayrılma süreci:</strong></span><strong> </strong>Bu aşamaya gelme ve duygusal olarak hazır olma süresi her çocuk için farklıdır. Çocuğunuz öğretmeni ile yeterli iletişimi kurabilmişse, ona güven duyup fiziksel ihtiyaçlarını gidermesine izin veriyorsa, sizin aşamalı olarak uzaklaşma ve ortadan kaybolma süreçlerinizde sizi aramıyorsa siz olmadan okulda kalma aşamasına geçebilirsiniz.  Bu süreyi başlangıçta kısa tutmalısınız , zamanla bu süreyi  duygu ve davranışlarına göre uzatabilirsiniz.</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><strong>Uyum süreci tamamlandıktan sonra servis, yemek ve uyku aşamalarına geçmelisiniz :</strong></span><strong> </strong>İlk günlerde servise binmek çocukta kaygıyı arttırabilir. Her aşamaya geçişte çocuğun duygusal olarak hazır olması önceliklidir. Kabul etmiyorsa asla zorlanmamalıdır. Ev ve okul birlikte hareket ederek ikna çabalarına sevgi ve güven duygusunu zedelemeden devam etmelidir. <strong> </strong></p>
<p><span style="color: #ff6600;"><strong>Okula uyum sürecinde çocuğunuzda bazı duygusal ve davranışsal değişimler gözleyebilirsiniz :</strong></span><strong> </strong>Bu süreçte çocuğun bazı kaygılar yaşaması normaldir .  Bu kaygılara bağlı olarak  evde sizden ayrılmak istememe, huzursuzluk, iştah ve  uyku düzeninde bozulma, sık ağlama  görülebilir. Bu dönemde çocuğunuza karşı sabırlı ve  anlayışlı olmalısınız. Gerektiğinde okulla iletişim halinde olmalı ve birlikte hareket edebilmelisiniz.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><span style="color: #ff6600;"><strong>Sık yaşanan ağlama krizleri, kaygılar, korkular, uyku düzensizlikleri bir <span style="color: #0000ff;"><span style="text-decoration: underline;">AYRILIK ANKSİYETESİ</span></span></strong><strong> olabilir :</strong></span><strong> </strong>Bu süreçte bir uzman desteği almanız öncelikli  olmalıdır. Aksi halde çocuğunuzun duygusal gelişimine zarar verebilirsiniz. Çocuğun başlangıçta duyduğu bazı endişeler bir düzeyde normal kabul edilse de yoğunlaşan  kaygı ve korkulara dikkat edilmelidir.</p>
<p>Sağlıklı  ve mutlu çocuklar yetiştirmeniz dileği ile..</p>
<p><strong>Psikolog Eda Gökduman </strong><br />
<a href="http://www.edagokduman.com/">www.edagokduman.com</a></p>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fanaokuluna-alisma-surecinde-kucuk-ipuclari&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fanaokuluna-alisma-surecinde-kucuk-ipuclari&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fanaokuluna-alisma-surecinde-kucuk-ipuclari&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fanaokuluna-alisma-surecinde-kucuk-ipuclari&amp;count=none&amp;text=Anaokuluna%20Al%C4%B1%C5%9Fma%20S%C3%BCrecinde%20K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk%20%C4%B0pu%C3%A7lar%C4%B1" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fanaokuluna-alisma-surecinde-kucuk-ipuclari&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fanaokuluna-alisma-surecinde-kucuk-ipuclari&amp;count=none&amp;text=Anaokuluna%20Al%C4%B1%C5%9Fma%20S%C3%BCrecinde%20K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk%20%C4%B0pu%C3%A7lar%C4%B1" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fanaokuluna-alisma-surecinde-kucuk-ipuclari&amp;linkname=Anaokuluna%20Al%C4%B1%C5%9Fma%20S%C3%BCrecinde%20K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk%20%C4%B0pu%C3%A7lar%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><a class="a2a_button_twitter" href="http://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fanaokuluna-alisma-surecinde-kucuk-ipuclari&amp;linkname=Anaokuluna%20Al%C4%B1%C5%9Fma%20S%C3%BCrecinde%20K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk%20%C4%B0pu%C3%A7lar%C4%B1" title="Twitter" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/twitter.png" width="16" height="16" alt="Twitter"/></a><a class="a2a_button_friendfeed" href="http://www.addtoany.com/add_to/friendfeed?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fanaokuluna-alisma-surecinde-kucuk-ipuclari&amp;linkname=Anaokuluna%20Al%C4%B1%C5%9Fma%20S%C3%BCrecinde%20K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk%20%C4%B0pu%C3%A7lar%C4%B1" title="FriendFeed" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/friendfeed.png" width="16" height="16" alt="FriendFeed"/></a><a class="a2a_button_linkedin" href="http://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fanaokuluna-alisma-surecinde-kucuk-ipuclari&amp;linkname=Anaokuluna%20Al%C4%B1%C5%9Fma%20S%C3%BCrecinde%20K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk%20%C4%B0pu%C3%A7lar%C4%B1" title="LinkedIn" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/linkedin.png" width="16" height="16" alt="LinkedIn"/></a><a class="a2a_button_hotmail" href="http://www.addtoany.com/add_to/hotmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fanaokuluna-alisma-surecinde-kucuk-ipuclari&amp;linkname=Anaokuluna%20Al%C4%B1%C5%9Fma%20S%C3%BCrecinde%20K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk%20%C4%B0pu%C3%A7lar%C4%B1" title="Hotmail" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/live.png" width="16" height="16" alt="Hotmail"/></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="http://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fanaokuluna-alisma-surecinde-kucuk-ipuclari&amp;linkname=Anaokuluna%20Al%C4%B1%C5%9Fma%20S%C3%BCrecinde%20K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk%20%C4%B0pu%C3%A7lar%C4%B1" title="Google Gmail" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/gmail.png" width="16" height="16" alt="Google Gmail"/></a><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fanaokuluna-alisma-surecinde-kucuk-ipuclari&amp;title=Anaokuluna%20Al%C4%B1%C5%9Fma%20S%C3%BCrecinde%20K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk%20%C4%B0pu%C3%A7lar%C4%B1" id="wpa2a_12"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlararasi.com/3_aile/anaokuluna-alisma-surecinde-kucuk-ipuclari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇOĞULLARDA UYKU</title>
		<link>http://www.kadinlararasi.com/3_aile/cogullarda-uyku</link>
		<comments>http://www.kadinlararasi.com/3_aile/cogullarda-uyku#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jul 2010 14:23:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KadinlarArasi</dc:creator>
				<category><![CDATA[AİLE]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlararasi.com/?p=3144</guid>
		<description><![CDATA[Çoğul anne-babaları, bebekleri ile ancak yeterli uyuyabildiklerinde yeterli ilgilenebildiklerini ifade ederler. Uyku sadece bebeklerin büyüme-gelişmesi için değil, annenin de iyileşmesi için iyi bir yoldur. Düzensiz uykuların olduğu ilk dönemlerde yeterli uykuyu alabilmek oldukça güçtür. Birçok bebek beslenebilmek için sık uyanır. Bebekler zaman kavramları olmadığı için gece-gündüz ayırımı ya da iki uyanma arasındaki süreyi bilemezler. Zamanı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çoğul anne-babaları, bebekleri ile ancak yeterli uyuyabildiklerinde yeterli ilgilenebildiklerini ifade ederler. Uyku sadece bebeklerin büyüme-gelişmesi için değil, annenin de iyileşmesi için iyi bir yoldur. Düzensiz uykuların olduğu ilk dönemlerde yeterli uykuyu alabilmek oldukça güçtür. Birçok bebek beslenebilmek için sık uyanır. Bebekler zaman kavramları olmadığı için gece-gündüz ayırımı ya da iki uyanma arasındaki süreyi bilemezler. Zamanı ve uyku ile ilgili bir düzeni öğrenebilmeleri bazen aylarca sürebilir. Bebeklerin ihtiyacı olan uyku düzeninden çok anneler kendi ihtiyaçları olan uyku sistemine göre bir düzen oluşturmaya eğilimli olabilmektedirler.</p>
<p>Bebekler birçok zaman ağlar ve bunun nedenini onlar da bilmez. Her ağladıklarında yanlarında olmaya çalışın. Onların ihtiyaçlarını anlayın ve yanında olan güven duygusu oluşturabildikleri ebeveynlere ihtiyaçları vardır.</p>
<p>Bebeklerin beslenme düzenlerinin oluşmaya başlaması ile birlikte uyku düzenlerini oluşturmak daha kolaylaşabilmektedir. Yenidoğan masaj tekniklerini uygulamak bebeklerin rahatlamasına ve uykuya geçişini kolay yapmasına yardımcı olacaktır. Uzun ve düzenli bir gece uykusu oluşturmak çok da kolay bir iş değildir. Beslenme düzeni oturmaya başlamış bebeğiniz için ayrıca gece beslenme düzeni de oluşturmak gerekebilir. Ev içerisindeki uyaranları azaltmak, rutinler yaratmak (banyo yapmak, pijama giymek), onunla konuşmayı durdurmak, dokunarak varlığınızı hissettirerek uykuya eğilimini arttırmak gerekmektedir. İyi bir uyku düzeni için uykunun teşvik edilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Çoğulların ilk aylarda aynı beşiği paylaşmaları onların anne karnındaki pozisyonlarına benzer bir durum oluşturduğu için daha uzun periyotlarla uyuyabildikleri görülmüştür. 3-6 ay arasında aynı beşikte yatma uyku düzeni için o iyi bir destek sağlayacaktır. Birbirlerine dokunmak onları rahatlatacaktır. Ayrı beşiklerde uyuma ihtiyaçlarını size belli edeceklerdir.</p>
<p>Anne ve babanın yatağına paralel olarak oluşturulmuş bir başka yatak bebeklerin beslenmesi ve uyutulması ile ilgili pratik bir yöntem olabilmektedir. Özellikle uykuya zor geçen annelerin bu yöntemi denediklerinde yataklarından Tamamen kalkmamaları nedeni ile daha rahat oldukları gözlenmiştir.</p>
<p>Uyku yoksunluğu çeken bir annenin zamanla sıkıntıları artacaktır. Lohusalık ve ilk aylarda daha yoğun yaşanabilmektedir. Annelerin fiziksel ve duygusal açıdan güçsüz kalmasına neden olacaktır. Uykusuz asabi ve sıkıntılı görünüm içerisinde olabilirler. Babalar annelerin enerjisi düştüğü her durumda yardımcı olmaya hazırlıklı durmalılar. Uyku sorunu çözülene kadar mutlaka yardım alınması gerekmektedir. Bebeklerin uyku ihtiyacı kadar ebeveynlerin de uyku ihtiyacına çözüm bulunması gerektiğini unutmamalıdır.</p>
<p><strong>Pedagog Güzide Soyak</strong></p>
<p>Amerikan Hastanesi</p>
<p>Pediatri Bölümü</p>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcogullarda-uyku&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcogullarda-uyku&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcogullarda-uyku&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcogullarda-uyku&amp;count=none&amp;text=%C3%87O%C4%9EULLARDA%20UYKU" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcogullarda-uyku&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcogullarda-uyku&amp;count=none&amp;text=%C3%87O%C4%9EULLARDA%20UYKU" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcogullarda-uyku&amp;linkname=%C3%87O%C4%9EULLARDA%20UYKU" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><a class="a2a_button_twitter" href="http://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcogullarda-uyku&amp;linkname=%C3%87O%C4%9EULLARDA%20UYKU" title="Twitter" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/twitter.png" width="16" height="16" alt="Twitter"/></a><a class="a2a_button_friendfeed" href="http://www.addtoany.com/add_to/friendfeed?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcogullarda-uyku&amp;linkname=%C3%87O%C4%9EULLARDA%20UYKU" title="FriendFeed" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/friendfeed.png" width="16" height="16" alt="FriendFeed"/></a><a class="a2a_button_linkedin" href="http://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcogullarda-uyku&amp;linkname=%C3%87O%C4%9EULLARDA%20UYKU" title="LinkedIn" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/linkedin.png" width="16" height="16" alt="LinkedIn"/></a><a class="a2a_button_hotmail" href="http://www.addtoany.com/add_to/hotmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcogullarda-uyku&amp;linkname=%C3%87O%C4%9EULLARDA%20UYKU" title="Hotmail" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/live.png" width="16" height="16" alt="Hotmail"/></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="http://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcogullarda-uyku&amp;linkname=%C3%87O%C4%9EULLARDA%20UYKU" title="Google Gmail" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/gmail.png" width="16" height="16" alt="Google Gmail"/></a><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fcogullarda-uyku&amp;title=%C3%87O%C4%9EULLARDA%20UYKU" id="wpa2a_14"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlararasi.com/3_aile/cogullarda-uyku/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaz hamilelerine öneriler</title>
		<link>http://www.kadinlararasi.com/3_aile/yaz-hamilelerine-oneriler</link>
		<comments>http://www.kadinlararasi.com/3_aile/yaz-hamilelerine-oneriler#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Jun 2010 17:41:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KadinlarArasi</dc:creator>
				<category><![CDATA[AİLE]]></category>
		<category><![CDATA[gebe]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[yaz hamileliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlararasi.com/?p=3114</guid>
		<description><![CDATA[Ödem oluşmaması için fazla tuz almayın, güneşten sakının, bol bol su için. Yaz aylarına girerken hepimiz sıcaklarla nasıl baş edeceğimizin planlarını yaparken hamileler sıcaklardan daha da fazla etkileniyor. Hamileliğin ile aylarından itibaren kadınlarda sıcaktan etkilenme ve rahatsızlıklar başlar. Vücut ısıları yükselen, tartıları ve kan hacimleri artan, akciğer kapasiteleri daralan hamileler için sıcaktan korunmak daha da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Ödem oluşmaması için fazla tuz almayın, güneşten sakının, bol bol su için.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Yaz aylarına girerken hepimiz sıcaklarla nasıl baş edeceğimizin planlarını yaparken hamileler sıcaklardan daha da fazla etkileniyor. Hamileliğin ile aylarından itibaren kadınlarda sıcaktan etkilenme ve rahatsızlıklar başlar.</p>
<p>Vücut ısıları yükselen, tartıları ve kan hacimleri artan, akciğer kapasiteleri daralan hamileler için sıcaktan korunmak daha da önemli. Özellikle hamileliğin ilk yarısında hipotansiyon- tansiyon düşüklüğü- sık rastlanan bir şikayettir. Yaz aylarında ısı ve terleme ile oluşan sıvı kaybı eğer yerine konmazsa bayılmalara neden olabilir. Bu nedenle, her zaman olduğu gibi, 1,5 – 2 litre sıvı, özellikle de su içilmesi gebelikte daha büyük önem taşır. Sık aralıklarla az miktarda su içmek ve yemek yemek hem sıvı açığının oluşmasını engeller; hem de hipoglisemi- düşük kan şekeri- nedeniyle görülebilecek rahatsızlıkları da ortadan kaldırabilir. Yaz aylarının nimetlerinden faydalanıp, bol bulunan meyve ve sebzelerden tüketmek en sağlıklısı. Bebeğin gelişimi için yeterince protein ve kalsiyum alınması da çok önemlidir. Yaz ayları dondurmasız geçmez. Hamileler dikkatli olmalı, iki canlıyım, bebek istedi diyerek aşırı tüketen annelerde şeker hastalığı olma olasılığını akıldan çıkartmamak gerekir. Hamilelikte mide boşalma süresi uzadığından, hazmı zor, kızartma, aşırı yağlı ve şekerli yiyeceklerden kaçınmak gerekir.</p>
<p><strong>Ödeme karşı kısa yürüyüş!</strong></p>
<p>Ödeme sıcakların etkisi ile toplardamarların genişlemesi de eklenince, hamileler evde giyecek ayakkabı bulamayabilirler. Sıvı alımına dikkat ederken, sodyum-tuz- alımına da özen göstermek gerekir. Kesin bir tuz kısıtlaması yapılmamalı, ancak tuzlu çerez, işlenmiş gıdalar, şarküteri gibi aşırı tuzlu yiyecekler tercih edilmemelidir. Uzun süre ayakta durmak, oturmak ya da güneşte kalmak ödemi arttırabileceğinden, gün ortasında 11.00–16.00 arası doğrudan güneşte kalmaktan sakınmak, kısa yürüyüşler yapmak ve ödem olması durumunda yatarak ayakları yükseltmek alınabilecek önlemlerdendir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Hamilelere yüzme önerisi</strong></p>
<p>Eğer kanama, düşük tehdidi, yüksek tansiyon, erken doğum gibi hamileliği komplike eden bir durum yoksa, son aya kadar deniz veya havuzun temiz olması ön koşulu ile yüzmek sıcaklarla mücadele etmenin en güzel yollarından biridir. Ayrıca hamilelik boyunca aktif olmak kan şekerini düzenler, oksijen kullanımını arttırır, tartı alımını dengede tutar ve normal doğumu kolaylaştırır.</p>
<p>Hamile bayanın giyimi, ayaklarda oluşan kan göllenmesini arttırmayacak şekilde, diz kalça ve belde rahat olmalı, yaz aylarında gereksinime göre eklenip çıkartılabilecek özellikte ince katmanlardan oluşmalıdır. Hamilelikte cilt lekelenmeye yatkındır ve hamilelikte oluşan kloazma adı verilen gebelik maskesi gebelikten sonra da kozmetik sorun yaratabilmektedir. Güneş lekelenmenin oluşumunu arttırır. Gün ortasında doğrudan güneş altında kesinlikle bulunulmamalı, şapka, güneşlik, giysiler ve yüksek koruma faktörlü ürünlerle güneşin zararlı etkilerinden korunmalıdır. Ayrıca annenin vücut ısısının artması, gelişen bebeğe zarar verebileceğinden, uzun güneş banyoları ve solaryum önerilmez. Özetle hamileler güneşten sakınmalı, bol su içmeli ve denizin keyfini çıkarmalılar.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu</strong><br />
<strong>Yeditepe Üniversitesi Hastanesi<br />
Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı </strong></p>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fyaz-hamilelerine-oneriler&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fyaz-hamilelerine-oneriler&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fyaz-hamilelerine-oneriler&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fyaz-hamilelerine-oneriler&amp;count=none&amp;text=Yaz%20hamilelerine%20%C3%B6neriler" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fyaz-hamilelerine-oneriler&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fyaz-hamilelerine-oneriler&amp;count=none&amp;text=Yaz%20hamilelerine%20%C3%B6neriler" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fyaz-hamilelerine-oneriler&amp;linkname=Yaz%20hamilelerine%20%C3%B6neriler" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><a class="a2a_button_twitter" href="http://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fyaz-hamilelerine-oneriler&amp;linkname=Yaz%20hamilelerine%20%C3%B6neriler" title="Twitter" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/twitter.png" width="16" height="16" alt="Twitter"/></a><a class="a2a_button_friendfeed" href="http://www.addtoany.com/add_to/friendfeed?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fyaz-hamilelerine-oneriler&amp;linkname=Yaz%20hamilelerine%20%C3%B6neriler" title="FriendFeed" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/friendfeed.png" width="16" height="16" alt="FriendFeed"/></a><a class="a2a_button_linkedin" href="http://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fyaz-hamilelerine-oneriler&amp;linkname=Yaz%20hamilelerine%20%C3%B6neriler" title="LinkedIn" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/linkedin.png" width="16" height="16" alt="LinkedIn"/></a><a class="a2a_button_hotmail" href="http://www.addtoany.com/add_to/hotmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fyaz-hamilelerine-oneriler&amp;linkname=Yaz%20hamilelerine%20%C3%B6neriler" title="Hotmail" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/live.png" width="16" height="16" alt="Hotmail"/></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="http://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fyaz-hamilelerine-oneriler&amp;linkname=Yaz%20hamilelerine%20%C3%B6neriler" title="Google Gmail" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/gmail.png" width="16" height="16" alt="Google Gmail"/></a><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fyaz-hamilelerine-oneriler&amp;title=Yaz%20hamilelerine%20%C3%B6neriler" id="wpa2a_16"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlararasi.com/3_aile/yaz-hamilelerine-oneriler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KişiliğinEn Büyük Mimarları Anne ve Babalar</title>
		<link>http://www.kadinlararasi.com/3_aile/kisiliginen-buyuk-mimarlari-anne-ve-babalar</link>
		<comments>http://www.kadinlararasi.com/3_aile/kisiliginen-buyuk-mimarlari-anne-ve-babalar#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jun 2010 10:07:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KadinlarArasi</dc:creator>
				<category><![CDATA[AİLE]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlararasi.com/?p=3013</guid>
		<description><![CDATA[Anne babanın çocuğa karşı tutumu, çocuğun ileride nasıl bir kişi olacağını belirliyor ve onun kişilik, zihinsel ve sosyal gelişimi üzerinde oldukça etkili oluyor. Eğer çocuğa aşırı disiplin ve aşırı sevgi aynı anda verilirse çocuğun kaygılı ve güvensiz, aşırı disiplin ve yetersiz sevgi aynı anda verilirse çocuğun saldırgan ve antisosyal, aşırı sevgi ve disiplinsiz bir eğitim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Anne babanın çocuğa karşı tutumu, çocuğun ileride nasıl bir kişi olacağını belirliyor ve onun kişilik, zihinsel ve sosyal gelişimi üzerinde oldukça etkili oluyor. Eğer çocuğa aşırı disiplin ve aşırı sevgi aynı anda verilirse çocuğun kaygılı ve güvensiz, aşırı disiplin ve yetersiz sevgi aynı anda verilirse çocuğun saldırgan ve antisosyal, aşırı sevgi ve disiplinsiz bir eğitim verilirse çocuğun sorumsuz, disiplinsiz bir eğitim ve yetersiz sevgi verilirse çocuğun içe dönük olacağının yapılan araştırmalarda ortaya koyuluyor. ‘aşırı baskıcı ve otoriter’, ‘dengesiz ve kararsız’, ‘izin verici’ (aşırı hoşgörülü), ‘ilgisiz ve kayıtsız’, ‘aşırı koruyucu ve müdahele edici’, ‘mükemmelliyetçi’ ve ‘demoktratik’ olmak üzere yedi tip anne baba tutumundan bahsedilebilir.</strong></em></p>
<p><strong>OTORİTER VE BASKICI</strong></p>
<p>Geleneksel aile yapılarında görülen bu tutumda, denetim yüksek, duyarlılıksa düşüktür. Çocuğun kişilik özellikleri, ilgi ve gereksinimleri dikkate alınmaz. Kuralları anne ve babanın koyduğu ve iletişimin tek yönlü olduğu tek disiplin anlayışı vardır. Çocuğa hiç bir açıklama yapılmadan konulan kurallara itaat etmesi beklenir. Eğitimde kullanılan yöntem cezadır. Ceza ya sevgiden mahrum bırakarak ya da fiziksel ceza (şiddet) olarak uygulanır. Burada cezanın amacı, yeni bir davranış kazandırmak değil, istenmeyen davranışı ortadan kaldırmaktır. Çocuğun yaptığı her şey göze batar ve çocuk sürekli cezalandırılır. Çocuk yaptığı şeyler olumlu bile olsa, ceza almak korkusuyla bunları söyleyemez. Çünkü sergilediği olumlu davranışlar görmezlikten gelinip eleştirilirken, yaptığı hatalar ortaya çıkarılır. Şımaracak korkusuyla sevgi, şevkat ve sıcaklık gösterilmez.</p>
<p>OVB anne baba tutumunda, anne babalar çocukları kendi kalıplarına göre yetiştirirlerken, çocuğun isteklerini bastırırlar. Anne baba ve çocuk arasındaki sözel iletişim yok denecek kadar azdır. Çocuk anneyle babanın konuşmalarına katılamaz. Babayla çocuk arasındaki iletişime çoğu kez anne tampon olur. Çocuk arkadaşlarının evine gidemez, hiçbir sırrı olamaz ve bireyselleşme hakkı yoktur. Bu tutuma maruz kalan çocuklarda sık sık ağlama nöbetleri görülür. OVB kısaca, çocuğa olur olmaz kurallar koymak ve onu yaşanmaz kurallarla yetiştirmektir.</p>
<p>OVB anne baba tutumuyla büyütülen çocuklar, kötü muameleye maruz kalmaktan korktukları için anne babaya karşı edilgendir fakat içten içe onlara karşı düşmanlık duyguları geliştirirler. Bu çocuklar bir nevi ‘duygusal istismar’ yaşadıkları için, acılarını kendilerine zarar vererek (örneğin kolunu bacağını keserek) gösterebilirler. Sürekli kusurları arandığı için her zaman streslidirler ve stresliyken daha çok hata yaparlar. Anne babalarının kötü davranışlarına maruz kaldıkları için kendilerine iyi davranan kişilere bile şüphe ile bakarlar. Onay görmedikleri için kendilerini değersiz hissederler. Anneye ve babaya karşı geliştirdikleri bastırılmış duygu ve düşüncelerini, kendinden güçsüzlere saldırgan davranışlar sergileyerek dışa vururlar. Kendine güven duymayan, çekingen kişiler olarak hayatlarını sürdürürler. Her hata yaptıklarında cezalandırıldıkları için, ‘hata yapanlar mutlaka cezalandırılmalıdır’ görüşünü benimser ve en küçük hatada bile hoşgörüsüz davranırlar. Bu tutumla yetişen çocuklar, kendi ailelerinde söz hakkı alamadıkları için, sosyal yaşamlarında da duygu ve düşüncelerini ifade etmekte zorlanır ve başkaları tarafından denetlenebildikleri işlerde çalışmayı seçerler. OVB anne baba tutumu ile yetişen çocuklar kısaca, hayatlarında kendi istedikleri gibi değil, olması gerektiği gibi davranır ve başkalarının kendileriyle ilgili duygu ve düşüncelerine olması gerekenden çok daha fazla önem veren bireyler olarak yetişirler.</p>
<p><strong>DENGESİZ VE KARARSIZ</strong></p>
<p>Bu tutum, anne baba arasındaki görüş ayrılığı, anne babanın ruhsal durumlarının değişkenlik göstermesi, doğuş sırası ve cinsiyet gibi etkenlerin sonucunda çocuklara eşit davranılmamasıyla oluşur. DVK anne baba tutumunda anne babadan biri merhametli ve aşırı hoşgörülü, diğeri ise sert ve otoriterdir. Örneğin çocuğun bir davranışını anne onaylarken baba onaylamaz ve bu durum sık sık yaşanır. Bu tutumda, anne baba aynı davranışlara farklı zamanlarda farklı tepkiler verebilir. Anne kızgın olduğunda herhangi bir şeye izin vermezken, anne sakin oldugunda o şeye izin vermesi bu tutuma örnektir. Bu ailelerde ebeveynlerin tutumu aşırı hoşgörü ve sert cezalandırma arasında gidip gelir. Disiplinin ne zaman uygulanacağı belirsizdir. Çocuk hangi davranışın nerede ve nezaman istenmediğini kestiremez.</p>
<p>DVK anne baba tutumuyla büyütülen çocuklar, kendilerini hiçbir ortamda rahat savunamazlar, görüşlerini açıkça söyleyemezler, iç çatışmalar yaşarlar ve önce anne babaya sonra da diğer insanlara güvenmemeyi öğrenirler. Her şeyden ve herkesten şüphelenen, dengesiz ve kararsız yetişkinler olarak yaşamlarını sürdürürler.</p>
<p><strong>İZİN VERİCİ (AŞIRI HOŞGÖRÜLÜ)</strong></p>
<p>Bu tutum, tek çocuklu ve orta yaşın üzerinde çocuk sahibi olan ailelerde sıklıkla görülür. İzin verici anne baba tutumu, çocuğa aşırı sevgi verildiği, yaptırımın olmadığı, kuralların sınırlarla belirlenmediği, çocuğun her istediğinin anında yerine getirildiği, çocuk merkezli anne baba tutumudur. Evin reisi çocuktur ve kuralları çocuk belirler. Çocuk yanlış bir davranış yaptığında “bir daha yaparsan karışmam” diye cezaların ertelendiğini yaşayarak öğrenmiştir. Çocuğa tanınan haklar sınırsız, görev ve beklentiler en az düzeydedir. Bu aşırı hoşgörü çocuğun aileye hükmetmesine ve çok az saygı göstermesine neden olur.</p>
<p>İzin verici anne baba tutumuyla yetişen çocuklar, kuralsızlığa alıştıkları için sınırlarını bilemez, isteklerini erteleyemez, istekleri ertelendiğinde hırçınlaşır ve anne babayı tehdit ederler. Her istediğini ailesine yaptırmayı alışkanlık haline getiren çocuk, bu tavrı arkadaşlarından da bekler, okul çevresinde ve arkadaş ortamında uyum problemi yaşar. İzin verici anne baba tutumuyla yetiştirilen çocuklar; her istediklerini elde ettikleri için doyumsuz olur, eleştiri kabul etmez, gururlu, kibirli, sabırsız bireyler olarak yaşamlarını sürdürürler.</p>
<p><strong>İLGİSİZ VE KAYITSIZ</strong></p>
<p>Bu tutum, istenmeyen bir çocuk dünyaya geldiğinde, anne baba olmayı tam olarak benimseyememiş ebeveynlerde, çok çocuklu, kalabalık yaşayan, eğitim seviyesi düşük ailelerde görülür. İVK tutumunu benimsemiş babaların çocuğuna ve ev yaşamına ilgi duymayan, annelerin ise evle ilgilenmekten hoşlanmayan, eğitime önem vermeyen, çocuklarına karşı mesafeli ve uzak duran ve annelik görevlerini benimseyen kişiler olduğu görülür. İVK anne baba tutumunda ‘saldım çayıra mevlam kayıra’ anlayışı hakimken, hoşgörü ve boşvermek birbirine karıştırılır. Bu ailelerde ya sadece anne ya sadece baba ya da her ikisi de çocuklarının ilgi ve gereksinimlerine tepkisizdir. Ebeveynler çocuklarının ruhsal durumları ve okul başarısıyla ilgilenmez, çocuklarına yeteri kadar zaman ayırmaz ve çocukları için hiçbir konuda gerekli çaba harcamazlar.</p>
<p>Bu tutumla yetişen çocuklarda dikkat çekmek amacıyla huysuzluk nöbetleri, kaba ve müstehcen dil kullanma, gösteriş ve ilgi merakı, okuldan kaçma, sınıfta gürültü yapma, söz almadan konuşma gibi davranış bozuklukları görülebilir. Bu tutumu benimsemiş ailelerde yetiştirilen çocuklar, bir gruba ait olma duygusuyla yanlış arkadaşlıklar kurabilir ve zararlı alışkanlıklar edinebilir. Okula karşı ilgisizlik,  kural tanımama, zamanı iyi değerlendirememe, suça eğilimli olma, başına buyruk yaşamayı isteme, hatta okulu bırakıp erken yaşta çalışmaya başlama gibi hayatlarını olumsuz yönde etkileyecek tutum ve davranışlar oldukça sık görülür.</p>
<p><strong>AŞIRI KORUYUCU VE MÜDAHELE EDİCİ</strong></p>
<p>Ailelerinde kayıp yaşamış, geç çocuk sahibi olmuş, çocuklarından bir ya da birkaçı hasta olan, kendi ailelerinden ilgi görmemiş, evlilik hayatlarında problemler yaşayan, ya kendisinde ya eşinde ya da her ikisinde birden ruhsal problemler görülen ailelerde bu tutum sıklıkla karşımıza çıkar. Anne babaların çocukları için geliştirdikleri aşırı kaygı, çocuklarını aşırı korumaya yönlendirir. Bu koruyuculuk daha çok anne ve çocuk arasındaki ilişkide yaşanır. Bu tutumda, çocuk ihtiyaçlarını karşılayabilecek yaşa gelmiş olsa bile, anne baba çocuğun tüm ihtiyaçlarını karşılamaya devam eder, çocuğun başına kötü bir şey gelecek kaygısı ile kendi başına bir şey yapmasına izin vermez. Kişisel bakımdan tutun da sosyal becerilerine kadar çocuğun tüm ihtiyaçları karşılanır. Bu tutumda, anne baba hayatlarını çocuk üzerinden yaşar, çocuğa bağımlılık geliştir. Çocuğa aşırı sevgi verilir fakat sorumluluk verilmez. Anne baba çocuğun sorumluluklarını kendileri yerine getirir. Çocuğa kazandırılmak istenen davranışlar, duygu sömürüsü veya aşırı şevkat yöntemiyle kazandırılmaya çalışılır, çocuk şımardıkça şımarır. Okul çantasını hazırlamak, giysilerini seçmek ve giydirmek, ödevlerini yapmak aşırı koruma davranışına örnek olarak sunulabilir.</p>
<p>Bu tutumla yetiştirilmiş çocuklar, zorluklar karşısında ne yapacağını bilemeyen, her olayda annesine ve babasına dayanan, aileye bağımlı, kendisini himayesi altına alabilecek herkese karşı bağımlılık geliştiren ve bu himayeyi ileride de eşinden bekleyen, çevresindeki kişilerin ona hizmet etmesini isteyen,  sorumluluk duygusuz gelişmemiş, ürkek, çekingen ‘hiç büyümeyen yetişkin çocuk’ olarak kalırlar.</p>
<p><strong>MÜKEMMELLİYETÇİ</strong></p>
<p>Bu tutumda, ebeveynler kendi gerçekleştiremedikleri yaşantıları, çocuklarının gerçekleştirmesini ister ve her şeyin en iyisini çocuğundan bekler. Çocuk, kapasitesinin çok üzerinde eğitimlere tabii tutulur, çocukça davranışların hepsi yasaklanır, arkadaş seçimlerini ebeveynler yapar.</p>
<p>Mükemmelliyetçi anne baba tutumuyla yetişen çocukların fikirleri genellikle çok katı olur, onlar için ya bir şey çok olumlu ya da çok olumsuzdur. Bu tutumda, çocuk kendi içgüdüleri ile ailenin beklentileri arasında sıkışıp kalır, bu iç çatışma çocuğun ailesine karşı sevgi ve nefret arası duygular beslemesine neden olur. Bu tutumla yetiştirilen çocuklar, her şeyin en iyisini yapmak ve en üstün olmak isterler. Eğer istedikleri seviyeyi yakalayamazlarsa hayal kırıklığına uğrarlar ve çalışmayı tamamiyle bırakabilirler.</p>
<p><strong>DEMOKRATİK</strong></p>
<p>Bu tutumda anne babaların çocuklarını koşulsuz bir sevgiyle kabul ettikleri ve çocuğun ilgilerini göz önünde bulundurarak, yeteneklerini geliştirecek ortam hazırladıkları görülür. Demokratik anne baba tutumunu benimsemiş olan ailelerde, aile huzurludur. Aile bireyleri birbirlerine duygu ve düşüncelerini rahatça ifade edebilir, birbirlerine karşı hisleri konusunda net ve açık olur, bir problemle karşı karşıya kaldıklarında o problemi hep birlikte çözmeye çalışır, evle ilgili alınması gereken bir kararda çocukların da söz hakkı olduğunu savunur. Herkesin eşit söz hakkı vardır. Çocuğun bağımsız bir birey olduğu kabul edilir ve çocuk konuşmaya teşvik edilir. Çocuk alacağı kararlarda serbest bırakılır, aile içerisinde kabul gören ve görmeyen davranışlar ve sınırların bellidir. Çocuk bu sınırlar dahilinde özgürdür. Anne ve baba çocuklarına iyi model olur ve çocuklarında görmek istemedikleri davranışları kendileri de yapmaz.</p>
<p>Demokratik anne baba tutumuyla yetişen çocuklar, sınırlarını bilen, kendi inandıklarını sonuna kadar savunabilen, otoriteye körü körüne bağlı olmayan, ilişki kurabilen, fikirlere saygı duyan ve hoşgörülü bireyler olarak hayata atılır ve kendileriyle barışık bireyler olarak yetişirler.</p>
<p><strong>ÇOCUĞA NASIL DAVRANMAMALI?</strong></p>
<p>Eğer çocuğa “şöyle yapma böyle yap” gibi sözlerle öğütler verirsek, “üzüleceğine otur da dersini çalış” gibi ifadeler kullanarak yönlendirirsek, “zaten sen hep kolaya kaçarsın” gibi sözlerle yargılarsak, “çocuk gibi davranıyorsun” diyerek eleştirirsek, “gerizekalı” “aptal” dersek, sorgular ve suçlar gibi sorular sorarsak, “aslında ben senin neden böyle yaptığını biliyorum” şeklinde tanı koyarsak, “aslında senin derdin başka” gibi sözlerle tahlil edersek, “aman boşver, düzelir, canını sıkma” gibi sözlerle teselli edersek, çocuk bizlerle konuşmak istediğinde, onu dinlemeyip başka bir konudan laf açarsak; çocuk anlaşılmadığını ve sevilmediğini düşünebilir, gücenip içine kapanabilir, benlik saygısı zedelenebilir, hayata karşı olumsuz bakış açısı geliştirip kendine ve çevresine saygı duymayaya başlayabilir, inadına hareket edebilir, karşılık verebilir, kızgınlık, öfke, güvensizlik duyguları geliştirebilir, yalan söyleyebilir, kendini ifade etmemeye başlayabilir ve kendini başarısız hissedebilir.</p>
<p><strong>DOĞRU DAVRANIŞ ŞEKLİ</strong></p>
<p>Demokratik tutum en ideal anne baba tutumudur. Çocuğa olumsuz duygular yaşatmamak için, çocuğa anlaşıldığını, kabul edildiğini, koşulsuzca sevildiğini göstermenin gerekli olduğunu söylüyor. “Çocuğa zaman ayırmalı, çocukla konuşmak için farklı sohbet konuları yaratmalı, sık sık söz hakkı vermeli, çocukla konuşurken çocuğun gözlerinin içine bakmalı, onu can kulağı ile dinlemeli, fikirlerine değer verdiğimizi hissettirmeliyiz” diyen Göktuna, çocuğun kabiliyetlerini fark etmenin de önemli olduğunu ifade ediyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:</p>
<p>“Çocuğa yaşına uygun sorumluluklar vermeli, onu takdir etmeli, başkalarının yanında küçük düşürmemeli, başka çocuklarla kıyaslamamalı, eleştirmemeli ve yargılayıcı olmaktan çekinmeliyiz. Onu çocuğa topluluk içerisinde söz alması için cesaretlendirmeliyiz. Çocuğun istek ve ihtiyaçlarına duyarlı olmalı, başarması için fırsat vermeli, inançlarına ve fikirlerine saygı göstermeli, doğru yaptığı şeyler için övmeli,  daha iyiyi hedeflemesi için cesaretlendirmeliyiz.”</p>
<p>“Sadece çocuğa birşeyler söyleyerek, nasihatlar vererek, söz dinleterek kurulan tek yönlü bir iletişim, iletişim değildir” diyen Göktuna, sözlerini Mevlana’dan bir alıntıyla bitiriyor: “İletişim aynı dili konuşmak değil, aynı duyguları paylaşmaktır.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Uzman Psikolog Zeynep Göktuna<br />
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi </strong></p>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fkisiliginen-buyuk-mimarlari-anne-ve-babalar&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fkisiliginen-buyuk-mimarlari-anne-ve-babalar&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fkisiliginen-buyuk-mimarlari-anne-ve-babalar&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fkisiliginen-buyuk-mimarlari-anne-ve-babalar&amp;count=none&amp;text=Ki%C5%9Fili%C4%9FinEn%20B%C3%BCy%C3%BCk%20Mimarlar%C4%B1%20Anne%20ve%20Babalar" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fkisiliginen-buyuk-mimarlari-anne-ve-babalar&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fkisiliginen-buyuk-mimarlari-anne-ve-babalar&amp;count=none&amp;text=Ki%C5%9Fili%C4%9FinEn%20B%C3%BCy%C3%BCk%20Mimarlar%C4%B1%20Anne%20ve%20Babalar" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fkisiliginen-buyuk-mimarlari-anne-ve-babalar&amp;linkname=Ki%C5%9Fili%C4%9FinEn%20B%C3%BCy%C3%BCk%20Mimarlar%C4%B1%20Anne%20ve%20Babalar" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><a class="a2a_button_twitter" href="http://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fkisiliginen-buyuk-mimarlari-anne-ve-babalar&amp;linkname=Ki%C5%9Fili%C4%9FinEn%20B%C3%BCy%C3%BCk%20Mimarlar%C4%B1%20Anne%20ve%20Babalar" title="Twitter" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/twitter.png" width="16" height="16" alt="Twitter"/></a><a class="a2a_button_friendfeed" href="http://www.addtoany.com/add_to/friendfeed?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fkisiliginen-buyuk-mimarlari-anne-ve-babalar&amp;linkname=Ki%C5%9Fili%C4%9FinEn%20B%C3%BCy%C3%BCk%20Mimarlar%C4%B1%20Anne%20ve%20Babalar" title="FriendFeed" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/friendfeed.png" width="16" height="16" alt="FriendFeed"/></a><a class="a2a_button_linkedin" href="http://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fkisiliginen-buyuk-mimarlari-anne-ve-babalar&amp;linkname=Ki%C5%9Fili%C4%9FinEn%20B%C3%BCy%C3%BCk%20Mimarlar%C4%B1%20Anne%20ve%20Babalar" title="LinkedIn" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/linkedin.png" width="16" height="16" alt="LinkedIn"/></a><a class="a2a_button_hotmail" href="http://www.addtoany.com/add_to/hotmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fkisiliginen-buyuk-mimarlari-anne-ve-babalar&amp;linkname=Ki%C5%9Fili%C4%9FinEn%20B%C3%BCy%C3%BCk%20Mimarlar%C4%B1%20Anne%20ve%20Babalar" title="Hotmail" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/live.png" width="16" height="16" alt="Hotmail"/></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="http://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fkisiliginen-buyuk-mimarlari-anne-ve-babalar&amp;linkname=Ki%C5%9Fili%C4%9FinEn%20B%C3%BCy%C3%BCk%20Mimarlar%C4%B1%20Anne%20ve%20Babalar" title="Google Gmail" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/gmail.png" width="16" height="16" alt="Google Gmail"/></a><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fkisiliginen-buyuk-mimarlari-anne-ve-babalar&amp;title=Ki%C5%9Fili%C4%9FinEn%20B%C3%BCy%C3%BCk%20Mimarlar%C4%B1%20Anne%20ve%20Babalar" id="wpa2a_18"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlararasi.com/3_aile/kisiliginen-buyuk-mimarlari-anne-ve-babalar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NEREDEN, NASIL ÖĞRENİYORUZ?</title>
		<link>http://www.kadinlararasi.com/3_aile/nereden-nasil-ogreniyoruz</link>
		<comments>http://www.kadinlararasi.com/3_aile/nereden-nasil-ogreniyoruz#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Jun 2010 14:16:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KadinlarArasi</dc:creator>
				<category><![CDATA[AİLE]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlararasi.com/?p=2991</guid>
		<description><![CDATA[Kadın olmayı ve erkek olmayı nereden öğreniyoruz? Ne zaman başlıyor bu öğrenme süreci? Bebekliğimizde aramızda hiçbir fark yok iken büyüdükçe nasıl açılıyor bu ara? Kimlerin ve nelerin etkisi var birer küçük kadın ve küçük erkek olarak hayatımızı başlatmamızda ve sürdürüyor olmamızda? Bunlar sadece öğrenilen şeyler mi yoksa genetik olarak beraberimizde getirdiğimiz unsurlar mı? Bu sorular [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p>Kadın olmayı ve erkek olmayı nereden öğreniyoruz? Ne zaman başlıyor bu öğrenme süreci? Bebekliğimizde aramızda hiçbir fark yok iken büyüdükçe nasıl açılıyor bu ara? Kimlerin ve nelerin etkisi var birer küçük kadın ve küçük erkek olarak hayatımızı başlatmamızda ve sürdürüyor olmamızda? Bunlar sadece öğrenilen şeyler mi yoksa genetik olarak beraberimizde getirdiğimiz unsurlar mı?</p>
<p>Bu sorular zihnimde tekrardan dans etmeye başladı küçük kızımın anaokulundaki yılsonu gösterilerini izlerken… Gösterileri çok güzeldi, dünkü bebeklerin sahnede bir sürü kişinin önünde bir şeyler başarmaya çalışmalarını görmek gerçekten çok güzeldi ve çok fazla heyecan vericiydi. Bu heyecanın yanı sıra yukarıdaki sorular oluştu benim kafamda diğer anne babalardan farklı olarak.</p>
<p>İlk başta kız öğrenciler ve erkek öğrenciler aynı sahnede yan yana yer aldılar ve birlikte şarkılar söylediler, sonra da bir anda farklılaşmalar başladı. Önce kız öğrenciler sahnede yer aldı, sonra erkek öğrenciler hip hop dansı yaptılar; son derece sert bir müzikle sert hareketler eşliğinde yaptıkları dansla herkesin beğenisini kazandılar. Dışarıda görmeye çok alışık olduğumuz sert ve kaba erkeksi hareketler 5 yaş grubu çocuklarında hakikaten gülünesi bir sevimliliğe bürünmüştü. İzleyiciler büyük tezahürat yaptılar… ben de işte yukarıdaki soruların cevaplarını düşünmeye başladım… çünkü bu küçük erkeklerin danslarını izlerken sokaktaki erkeklerin varoluşlarını sergileme dilinin küçük bir simülasyonunu izlediğimi hissettim.</p>
<p>Erkeklerin gösterisinden sonra bizim kızlar çıktı çıtı pıtı narin bale kıyafetleri içinde ve klasik müzik eşliğinde nazenin danslarını sergilemeye başladılar… Bu durum da kadınların sokaktaki hallerinin bir sergilemesiydi adeta…</p>
<p>Ve anladım ki böyle böyle yetişiyor geleceğin aslan erkekleri ve hanım hanımcık kızları… Sonra da  bu roller, üstlendiğimiz ve üstlenmeye özendirildiğimiz başka rollerle iyice pekişiyor. Kızları; öğretmenlik, hemşirelik, sekreterlik, dikiş-nakış işleri gibi kadınlık rollerinin devamı işlere yönlendirmeyi severken erkekleri; mühendislik, pilotluk, bilgisayar uzmanlığı, yöneticilik gibi daha erkek rollerinin devamı mesleklere yönlendirmeyi seviyoruz.</p>
<p>Zaten bu işlerde bir terslik olduğunu hep hissediyordum, anaokullarında bir kadın hakimiyeti söz konusu…öğretmenler, yöneticiler, görevliler, aşçılar hepsi kadın… erkek çocuklar evlerde daha çok kadınlarla büyüdükleri gibi anaokulunda da kadınlarla çevrilmiş durumdalar… Bebeklik ve ilk çocukluk dönemlerini kadınlar dünyasında geçiren kız ve erkek çocuklar ergenlik dönemine doğru ve sonrasında farklılaşıyorlar. Bir anda oyunlar değişiyor, bir anda kız çocuklar daha fazla evde, erkek çocuklar da daha fazla dışarıda olmaya başlıyorlar. Kız çocuklar kadınlar dünyasında devam ederken erkek çocuklar için yepyeni bir dünyayla karşılaştıkları an geliyor…</p>
<p>Gerçek hayat içinde de yukarıdakine benzer bir durum olduğunu ilk kez anne olduğumda anlamıştım. Bütün öğrencilik hayatı erkeklerle eşit olduğumuzu düşündüğümüz bir zeminde geçerken evleniyoruz ve eşitlik duygusunu yaşamaya devam etmek için mücadele vermeye başlıyoruz ve fakat anne olduğumuzda o kadar da eşit olamadığımızı, aynı şekilde düşünüp aynı tepkilerle yaşamadığımızı fark ediyoruz. Anne olduğumuz anda daha fazla kadınlardan oluşan bir dünyanın içinde buluyoruz kendimizi… Bebek ziyaretleri ile başlıyor bu kadın dünyası süreci, işlerimizden ayrılmaya karar verdiysek farklı yerlerde devam ediyor. Okul toplantısına bir gidiyoruz bakıyoruz ki çocuktan sonra işi bırakıp kendini tamamen çocuğa ve eve odaklamış kadınlarla birlikteyiz. Doğum günü organizasyonları yine benzeri şekilde geçiyor. Yani aslında galiba anne olduktan sonra farklı şekilde yaşamı solumaya başlıyoruz:</p>
<p><em> “anne olmak insanı sonsuza kadar değiştirir” diye uyardı annem beni. Haklıydı. Hamileliğimden uzun süre sonra hala iki çocuğum için yaşıyorum, nefes alıyorum, vücudum ve ruhumla gerçek olabileceğine inandığımdan çok daha güçlü bir şekilde onlara bağlıyım. Çocuğum doğduğundan beri ben farklı bir kadınım ve bir doktor olarak  nedenini takdir ediyorum. Annelik sizi değiştirir çünkü kadın beynini – yapı olarak, işlev olarak ve daha birçok yönden- geri dönülemez biçimde başkalaştırır.”</em></p>
<p><em>Kadın Beyni</em></p>
<p>“Kadın Beyni” kitabında her ne kadar kadınlık ve erkeklik durumunun açıklaması beynin yapısal değişikliğine bağlı olarak açıklanıyor olsa da ben bu konuda öğrenme sürecinin de çok büyük katkıları olduğunu düşünüyorum. Firdevs Gümüşoğlu’nun  “Ders Kitaplarında Cinsiyetçilik” isimli çalışmasında bize göstermeye çalıştığı mevzuyu; anaokulundaki gösteri sırasında somut olarak yaşadığımı düşünüyorum.</p>
<p>Gerçekten el bebek gül bebek büyütüp kollarında altın bileziklerle hayata hazırladığımız kız ve erkek çocukları yetişkinlik dönemlerinde annelik ve babalık rolleriyle diğer rolleri arasında nasıl bir denge kuracaklar hakikaten merak ediyorum.</p>
<p><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fnereden-nasil-ogreniyoruz&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service facebook_like" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fnereden-nasil-ogreniyoruz&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=75&amp;action=like&amp;colorscheme=light&amp;height=20&amp;ref=addtoany" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:90px;height:21px"></iframe><!--<![endif]--><!--[if IE]><iframe frameborder="0" allowTransparency="true" class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fnereden-nasil-ogreniyoruz&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fnereden-nasil-ogreniyoruz&amp;count=none&amp;text=NEREDEN%2C%20NASIL%20%C3%96%C4%9EREN%C4%B0YORUZ%3F" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><![endif]--><!--[if !IE]><!--><iframe class="addtoany_special_service twitter_tweet" src="http://platform.twitter.com/widgets/tweet_button.html?url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fnereden-nasil-ogreniyoruz&amp;counturl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fnereden-nasil-ogreniyoruz&amp;count=none&amp;text=NEREDEN%2C%20NASIL%20%C3%96%C4%9EREN%C4%B0YORUZ%3F" scrolling="no" style="border:none;overflow:hidden;width:55px;height:20px"></iframe><!--<![endif]--><a class="a2a_button_facebook" href="http://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fnereden-nasil-ogreniyoruz&amp;linkname=NEREDEN%2C%20NASIL%20%C3%96%C4%9EREN%C4%B0YORUZ%3F" title="Facebook" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/facebook.png" width="16" height="16" alt="Facebook"/></a><a class="a2a_button_twitter" href="http://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fnereden-nasil-ogreniyoruz&amp;linkname=NEREDEN%2C%20NASIL%20%C3%96%C4%9EREN%C4%B0YORUZ%3F" title="Twitter" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/twitter.png" width="16" height="16" alt="Twitter"/></a><a class="a2a_button_friendfeed" href="http://www.addtoany.com/add_to/friendfeed?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fnereden-nasil-ogreniyoruz&amp;linkname=NEREDEN%2C%20NASIL%20%C3%96%C4%9EREN%C4%B0YORUZ%3F" title="FriendFeed" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/friendfeed.png" width="16" height="16" alt="FriendFeed"/></a><a class="a2a_button_linkedin" href="http://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fnereden-nasil-ogreniyoruz&amp;linkname=NEREDEN%2C%20NASIL%20%C3%96%C4%9EREN%C4%B0YORUZ%3F" title="LinkedIn" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/linkedin.png" width="16" height="16" alt="LinkedIn"/></a><a class="a2a_button_hotmail" href="http://www.addtoany.com/add_to/hotmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fnereden-nasil-ogreniyoruz&amp;linkname=NEREDEN%2C%20NASIL%20%C3%96%C4%9EREN%C4%B0YORUZ%3F" title="Hotmail" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/live.png" width="16" height="16" alt="Hotmail"/></a><a class="a2a_button_google_gmail" href="http://www.addtoany.com/add_to/google_gmail?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fnereden-nasil-ogreniyoruz&amp;linkname=NEREDEN%2C%20NASIL%20%C3%96%C4%9EREN%C4%B0YORUZ%3F" title="Google Gmail" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/icons/gmail.png" width="16" height="16" alt="Google Gmail"/></a><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlararasi.com%2F3_aile%2Fnereden-nasil-ogreniyoruz&amp;title=NEREDEN%2C%20NASIL%20%C3%96%C4%9EREN%C4%B0YORUZ%3F" id="wpa2a_20"><img src="http://www.kadinlararasi.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlararasi.com/3_aile/nereden-nasil-ogreniyoruz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

