takip et: Gönderiler | Yorumlar
arama
“her yaptığımı hayat amacımın bir parçası olarak görüyorum”
Merve Titiz- Girişimci, eko tasarım
Yaratıcı sektörün çeşitli alanlarında (reklam, organizasyon, prodüksiyon, moda, perakende) proje ve marka yöneticisi olarak uzun süredir çalışmakta. 2006′dan beri de ayrıca HOKKA adındaki hediyelik eşya markasını geliştirmek üzere çalışmalarına devam ediyor. Tasarım onun için değişim/dönüşümü yani gerçek gelişimi ifade ettiği için çocukluğundan beri tüm yenilikleri biriktirdiği düzgün nefes aldığı tek alan gibi. Lisans eğitimi ekonomi üzerine olsa da iş tecrübesinin yanı sıra kişisel gelişimini arttırmak üzere çeşitli eğitim programlarına da katıldı (Bilgi Görsel İletişim Tasarımı Yüksek lisans, sertifika programları, atölye çalışmaları vb.). İş hayatında ilk farkına vardığı sorun şirketlerin veya organizasyonların işleyişinde bölümler arası ve kişiler arası iletişimsizlikti, bunu çözebilecek iş yapısı veya birimlerin de bulunmamasıydı. Bu durum yaratıcı sektörde (reklam, film, mimarlık, ürün, interaktif, grafik tasarım vb.) de farklı değildi. Bunun nedeni uygulamaların disiplinler arası çözümü veya bütünsel etkisinin düşünülmediği hiyerarşik düşünme sistemi alışkanlığından kaynaklanıyordu. Aslında başından beri sürdürülebilir yapıların arayışı içindeydi. 2008 yılına geldiğinde artık bunun için bağımsız bir organ, bir inisiyatif başlatmak gerekliliğini hissetti. İnisiyatifin amaçlarını ve projelerini belirlerken düşünceleri sürdürülebilir tasarımlara yoğunlaşıyordu. Eko tasarım platformu da bu sayede oluştu.
www.KadinlarArasi.com: Burada ekotasarım açılımına girmek istiyorum. Bu oluşumun içinde tam olarak neler yapıyorsunuz? Neler yapmayı hedefliyorsunuz? Sizi bu çalışmaya yönlendiren kararda en büyük rolü ne oynadı?
Merve TİTİZ: Sondan başa doğru cevaplıyorum:) öncelikle şehirde büyümüş biri olarak hep doğayla uyumlu, kendine has özellikleri olan yaşam kültürlerine özlem duymuşumdur. Şehirler bir yandan sürekli gelişim içinde oldukları için çekici gelse de aslında oluşturdukları yavan, benzer ve standart ortam ve yapılardan dolayı çoğu zaman beni hayal kırıklığına uğratmıştır. Özellikle İstanbul gibi sürekli göç alan ve karakteristik bölgelerinin çok hızlı dönüşüme uğradığı bir şehirde genelde ilk hissiyat göçebelik oluyor. İnsanların çevrelerine bağlılığını engelleyen yanlış uygulamalar yüzünden göçe, talana maruz kalan Türkiye’nin her yerindeki insanı hedefleyen bir platform kurma fikri doğdu. Bu yanlış akışı nasıl tersine döndürebiliriz diye düşünürken ilk adımların güç birliği oluşturmak ve bilinçlendirmek olduğunu tespit ettik. Kişilerin ve kurumların konuyla ilgilenebilmeleri için onlara dokunmanın gerekliliğinin farkındaydık. Bu nedenle öncelikle sürdürülebilir tasarımın onların çok uzağında olmadığını anlamalarını sağlayacak haberleri paylaştığımız www.ekotasarim.org internet mecrasını açtık. Burada özellikle ilham veren ve çoğu zaman Türkiye koşullarına yakın ülkelerdeki iyi uygulamalara yer veriyoruz. Böylece değişimi başlatmanın zor olmadığı, diğer taraftan belli bir aşamaya gelebilmek için aşılması gereken zor süreçleri geçirenlerin şartlarının da çok da avantajlı olmadığını göstermeye çalışıyoruz. Ayrıca bu değişim için gerekli materyal ve araçlar hakkında da bilgi vermeye çalışıyoruz. Tabii platformun birleştirici gücü fiziksel anlamda organizasyonlarla ortaya çıkıyor. Platformun ana faaliyeti Sürdürülebilir Tasarım Buluşması, ilkini 15-29 Mayıs 2009’da İTÜ Taşkışla’da gerçekleştirdik (http://www.ekotasarim.org/2009/10/tum-kapsamiyla-ekotasarim-bulusmasi-2009/#more-396) . Bu alandaki ilk bağımsız etkinlik olmasına karşın katılım ve ilgi anlamında oldukça başarılı geçti. Profesyoneller, girişimciler, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları bir araya getiren herkese açık bu etkinliği her sene tekrarlamayı hedefliyoruz. Bunun yanı sıra sürdürülebilir tasarımın taşıyıcısı olan çeşitlilik, yaşam döngüsü, paylaşım gibi konuları öncelikle üniversite boyutunda olmak üzere iş ortamlarında yaymayı ve uygulanabilir hale getirmeyi amaçlıyoruz.
www.KadinlarArasi.com: Dünyadaki bu tip örnek çalışmalara baktığımız zaman biz nerelerdeyiz ve nereye gidiyoruz? Çünkü bu konudaki çalışmalara bildiğim kadarıyla çok da örnek bulmak mümkün değil.
Merve TİTİZ: Türkiye’ de belli standartları almış üretim tesisleri veya öncü girişimler, platform ve sivil toplum kuruluşları var. Sivil toplum kuruluşlarının sürdürülebilir üretim tüketime dönük uygulamaları başlatmaları da aslında yeni sayılır. Yurt dışında ise çok etkileyici örnekler var tabiî ki. Sonuçta temelleri 60’larda atılmış bir konu ve arada yaşanan enerji krizleri ile gündem olmuş. Özellikle insan ve çevreyi kapsayan daha verimli sistemlerin arayışları başlamış. Ayrıca, ekonomilerin endüstri temelinin servis temeline kayması şu an sürdürülebilirliği küresel boyutta daha ciddi konuşabiliyor olmamızı sağladı. Çünkü sistem düşüncesini oluşturmak ve geliştirmemize yarayacak uygulamaları bilgisayar sayesinde çok daha verimli programlar ve sanal ortamlar oluşturarak yapabiliyoruz. Tabii aslında iklim değişikli ile bağlantılı tartışmalar ısındıkça ve “sürdürülebilir gelecek tasarımlar” ı ülkelerin ve uluslar arası şirketlerin gelecek vizyonuna girdikçe küresel serbest piyasa sistemi de değişiyor. Türkiye’nin de kendini politik ve ekonomik olarak bu gidişata uydurması zorunlu. Bu arada, her ne kadar bu konuların öncüsü yine gelişmiş ülkeler olsa da özellikle İngiltere, Almanya vb. Aslında en etkili örnekler, gelişmekte olan ülkelerde, var olan değerlerine sahip çıkarak yeni iş modelleri üretip büyütmeyi başarmış kişisel girişimlerden çıkıyor.
www.KadinlarArasi.com: Kimleri hedefliyorsunuz çalışmalarınızda? Toplum olarak bu tip çalışmalara yaklaşımımız nasıl? Sanırım daha erken dönemdeki gruplara yöneliyorsunuz? Biraz açıklar mısınız?
Merve TİTİZ: Öncelikle platform birçok kurum, inisiyatif ve sivil toplum kuruluşu ile el ele yürüyor. Zaten gönüllü temelli gelişmesi gereken bir oluşum. Bu nedenle platform tek başına durmuyor, bir ağın içine gelişiyor. Bu çerçevede öncelikle zaten çevresel, sosyal, ekonomik konulara hassas olan kişileri buluşturmayı amaçlıyor. Aslında bu çok önemli bir nokta çünkü çoğu zaman Üniversite çağında bu konulara hassas gençlerin birçoğunun iş hayatında uzaklaştığını görüyoruz. Tabii nedenini önceden belirtmiştim iş çevrelerini değiştirmelerinin zor olduğunu düşünüyorlar. Bu nedenle onları iş hayatında tekrar kazanabilmek önemli. Bu arada gönüllülük anlayışının da son krizde oldukça darbe yediğini düşünüyorum. Üniversitede okuyan çoğu gencin içinde bulunduğu proje hakkındaki ilk sorusu para kazandıracak mı oluyor. Sık rastladığım bir soru olduğu için buraya taşıdım. İçinde bulunduğum çalışma gruplarından yola çıkıp çıkarımda bulunmam gerekirse; kısa yoldan para kazanma amacının baskın olduğunu görüyorum. Yani faydadan çok ki kar odaklı bir yaklaşım hakim. Bu yaklaşımın hem Türkiye’de hem de dünyada yol açtığı güven krizinin insanların çevrelerini daha çok sorgulamasını sağlayacağını umuyoruz.
www.KadinlarArasi.com: Kimlerdn destek görüyorsunuz çalışmalarınızda? Ve bu konunun daha büyük kitleler tarafından algılanması için neler yapılıyor?
Merve TİTİZ: Genelde proje bazlı destek alıyoruz, özellikle etkinlik esnasında öncelikle içeriği geliştirirken birçok akademisyen, sivil toplum örgütü, kişi ve kurumdan destek aldık. Bunlar arasında en öne çıkanlar: Ayşen Ciravoğlu (YTÜ, Dr.), Çiğdem Eren (İTÜ, Dr.), Rüksan Tuna (Mimarlar Odası), Serap Başol (Yeşil Sanatçı, Yeşil Adımlar), Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi (Tuna Özçuhadar, Pınar Öncel). Özellikle web sitesini geliştirirken internet mecralarını daha etkin kullanmak üzere işbirliklerimiz olacak. Sürdürülebilir Tasarım Buluşması’nı tekrarlamak için de partnerlerin yanı sıra, bu konulara duyarlı firmaların, devlet kurumlarının desteğine ihtiyacımız olacak ayrıca bağımsız fonlara başvuracağız.
www.KadinlarArasi.com: Bir diğer projeniz de Hokka. Neler var Hokka’ da.
Merve TİTİZ: Hokka’ nın amacı öncelikle Türkiye algısını değiştirmek. Yabancılar, Türkiye’de ne kadar iyi ve tatmin edici bir deneyim yaşasa da çoğu zaman ülkemizden Osmanlı zamanından kalma kültürel ürünleri veya onların taklitlerini alıp evlerine götürüyorlar. Üstelik de çoğu zaman bunları arkadaşlarına hediye ediyorlar. Bu durum da yurt dışı tanıtımına yeterince bütçe ayıramayan Türkiye’nin algısına ciddi etki ediyor. Hokka, bu durumu değiştirmek için yola çıktı, amacı Türkiye’nin genç yaklaşımını, yaratıcılığını, çağdaş paylaşımları, yaşanan alt kültürleri aktarmak. 2006’da ilk olarak İstanbul koleksiyonunu oluşturduk ve birçok kurumla çalışmalarımız oldu, ama hediyelik eşya piyasasına entegre olamadık. Nedeni de maalesef satıcı veya satın alma ekiplerinin böyle bir vizyonu algılayamamış olması. Biz de internet üzerinden, belli noktalarda satışlarımıza devam ettik. Ama Hokka’ nın yurtdışına açılmasının zamanı geldi, şu an yeni bir ürün gamı üzerine çalışıyoruz ve bunu 2010 senesinde yurtdışında pazarlamayı hedefliyoruz. www.hokka.com.tr
www.KadinlarArasi.com: Siz bir kaç farklı konudaki çalışmayı aynı anda yürütebilen başarılı bir kadın girişimcisiniz. Nasıl bir formülle böylesine anlamlı, faydalı çalışmaları birarada sürdürebiliyorsunuz?
Merve TİTİZ: Formül biraz genetik ama daha çok da kadınlara has bence, zaten bu alanda genelde aktif olanlar yine kadınlar. Birçok işi aynı anda düşünme yetimizi inkar ettiğimiz ve sadece bir konuya konsantre olduğumuzda sorunlar çıkmaya başlıyor, asıl o zaman stres oluyoruz bence:) Aslında bu formülü Üniversite’de uygulamaya başladım. Her ne kadar tasarım benim için vazgeçilmez olsa da seçtiğim bölümü değiştirmedim, ekonomi vizyonumu geliştiriyordu, bir yandan da çok yüklü bir eğitim programıydı. Bütünü görmeye çalışmak benim için bir tutku haline geldi. Tabii bunun için de sürekli kendinizi geliştirmeniz gerekiyordu. İş hayatımda da farklı alandaki işleri aynı anda idare etmeye devam ettim. Aslında bu çoğu zaman hafta sonu çalışmak anlamına geliyor ve hala da devam ediyor:) Ama ben her yaptığımı hayat amacımın bir parçası olarak gördüğüm için bir çatışma yaşamıyorum.



