takip et: Gönderiler | Yorumlar
arama
“Bir ucundan sanata dokunmayan bir yaşam düşünemiyorum…”
1992 – 1994 arasında, University of Westminster, Harrow School of Design and Media, Londra’da seramik okuyan Canan Bozbağ, daha sonra eğitimine Academy of Art College, San Fransisko Heykel Bölümü’nde devam etti ve lisans diploması aldı. Türkiye ve Amerika’da özel koleksiyonlarda eserleri bulunan Canan Bozbağ, ilk kişisel sergisini 1996’da San Fransisko’da açtı. Aralık 1999’da Borusan’da ‘Ruh ve Beden için Çoğaltmalar’ sergisine katıldı. 2000 – 2009 arası özel atölye sergileri düzenleyen sanatçı İstanbul’da yaşamakta ve çalışmaktadır.
www.KadinlarArasi.com : Sizi kimya mühendisliği eğitimi aldıktan sonra sanata yönlendiren neydi?
Canan BOZBAĞ: Bir ucundan sanata dokunmayan bir yaşam düşünemiyorum…1976 yılından itibaren izleyici olarak sanatla ic iceyim. Sanatçı olayım, eğitimini alayım diye yola çıkmadım. Sanatı bir ihtiyaç, kendini ifade etme aracı olarak görüyorum.Sanırım beni sanata yönlendiren de bu dürtü oldu.Çalışıyordum, aktif bir iş hayatım vardı ama hep bir eksiklik, bir sıkıntı duyuyordum. Sanki başka bir yerde olmam gerekiyormuş hissi.. İş seyahatlerimde iş görüşmeleri biter bitmez hangi şehirde olursam olayım hemen bir müzeye, sanat galerisine koşuyordum ve orada kendimi buluyordum. Bir zaman sonra bu da yetmez oldu. “Kendimi nasıl ifade edebilirim?”sorusu beni seramiğe yönlendirdi. Ellerimle birşeyler yapmak, çamura şekil vermek fikri heyecan vericiydi. Kulağım ve sesim kuvvetli olsa şarkı söyler, kalemim kuvvetli olsa yazı yazardım belki..
Gözlerime ve ellerime güvendim…
www.KadinlarArasi.com : Eserlerinize baktığımızda malzemeler ve çizgiler ilk göze çarpan farklılıklar. Malzemelerinizdeki sıradışılığı ve bunun tasarımlarınıza yansımasını nasıl açıklıyorsunuz?
Canan BOZBAĞ: Yaptığım işlerde çoğu zaman malzeme bana yol gösterdi. Bu önce çamurdu, sonra metal ve cam oldu. Tahta, kemik, yosun gibi doğal malzemeler her zaman ilgimi çekti. Metal ve camın zıtlıkları iki zıt kavramı bir arada ifade etmeme yardımcı oldu.
“My Architect” (sanirim “Mimar Babam” olarak tercüme edildi) adlı filmde Louis Khan talebelerine “Tuğlaya ne olmak istediğini sorun o size söyler” diyordu. Karşılaştığın malzemeyi dinlemek ve ona teslim olma hali..
Son dönem işlerimde Perşembe Pazarı’ n da rastladığım sanayi elek telleri ile ilişki kurdum, sonra peşi geldi. Doğru bir karşılaşma oldu galiba…
www.KadinlarArasi.com : Tasarımlarınızda neyi vurguluyorsunuz ve ön plana çıkan mesajlar nedir?
Canan BOZBAĞ: Heykelin statik yapısı içinde hareketi, değişimi ve değişkenliği yakalamak istedim. Bu değişkenlik izleyicinin formları farklı algılamasına yol açıyor, dolayısıyla da özgürlük tanıyor.
Herşey her an sürekli değişiyor.
www.KadinlarArasi.com : Nasıl bir dönem yaşıyorsunuz eserlerinizi oluştururken? Neler besliyor sizi?
Canan BOZBAĞ: Bu bir dans gibi, evrenle bütünleşme hali. Atölyeye girip çalışmaya başladığım zaman kendimi hem buluyor hem kaybediyorum. En özgür hissettiğim an o an.Yaşam ve doğadan besleniyorum. Çocukluğumdan beri yaşamım hep doğa ile iç içe geçti. Bunun izlerini yaptığım işlerde görmek mümkün. Doğadaki renkler, kaya oluşumların kıvrımları, rüzgarın yarattığı hareket..
www.KadinlarArasi.com : Bu aralar devam eden bir serginiz var.
Canan BOZBAĞ: Evet, Teşvikiye’ de 44A Sanat Galerisi’ n de son 2-3 yıldır yaptığım işler sergileniyor.12 Aralık Cumartesi gününe kadar izlenebilir.
Bu sergideki uçucu akıcı formlar, varlık ile yokluk, görünenle görünmeyen, şimdi ile geçmiş zaman arasında gidip geliyorlar. Formların içinden taştığı metal kafesler ise kendi kendimize koyduğumuz sınırlara bir gönderme.
Plugin by wpburn.com wordpress themes


