takip et: Gönderiler | Yorumlar
arama
“Yaptığım işi, hikayesi olan anlamlı takılar olarak tanımlayabilirim”
Zeynep GÜRMAN- Takı tasarım
Özel İzmir Amerikan Kolejinden 1993 yılında mezun oldum.Lisans eğitimimi Bilkent Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı bölümünde tamamladım. Ardından Floransa’ da Lorenzo De Medici’ de yine İç Mimarlık ve Mobilya Tasarımı konusunda bir senelik sertifika programını tamamladım. Bir sene kadar Studio Urban Design’ da çeşitli projelerde çalıştım. Türkiye’ ye döndükten sonra iç mimari ve dekorasyon alanlarında sekiz yıl kadar çalıştım. Bu arada 2004’ te Bilgi Üniversitesi Tasarım Kültürü ve Yönetimi programını bitirdim.
Ben bu koleksiyonda kültür mirasımızın bu çok değerli parçasının gizli dilini kadının ayrılmaz parçası olan takıyla yorumladım…
Takı tasarlamaya 2008 yılında başladım, hayata geçirmem 2009 yılının sonlarını buldu. Aslında ilk önce hikayem vardı, hayran olduğum dokuma (halı/kilim,cicim) motiflerini araştırmaya ve eskizlemeye başladım. Kilimciliğin sembolik anlatımını uzmanlar “soyut sanat” olarak değerlendiriyorlar ama hak ettiği değeri görmüyor toplumumuzda. Kaybolmaya yüz tutmuş el sanatlarından bir tanesi daha el dokumacılığı. Hayata dair her duygunun izlerini görmek mümkün kilimlerde; onlar dokuyan kadının ellerinden çıkan sesler aslında her bir kilim. Aynı alfabeyi kullanarak birbirinden farklı hikayeler saklıyorlar içlerinde. Tam da koleksiyonun ismi olan bir “sır” gibi. Ben bu koleksiyonda kültür mirasımızın bu çok değerli parçasının gizli dilini kadının ayrılmaz parçası olan takıyla yorumladım.

Takı benim için bir araç. Kendimi, benim için değerli olanı forma yada fonksiyonelliğe bağlı kalmadan, bağımsız olarak ifade etmenin bir şekli. Heykel gibi, resim gibi… Modanın dışında tutuyorum ben kendi takılarımı…bu sezon büyük parçalar veya renkli taşlar moda diye o yönde çalışmıyorum. Kendim benim için anlamlı olanı almayı ve taşımayı sevdiğim için hazırladığım parçalar da aslında böyle düşünenler için. Herhangi bir aksesuardan çok daha fazlasını taşıyorsunuz o zaman üzerinizde.
Yaptığım işi, hikayesi olan anlamlı takılar olarak tanımlayabilirim. Tabii şimdi bir anahtar yapıp onun başarının anahtarı olduğuna dair bir hikaye yazabilirsiniz; veya bir yıldızı “şans yıldızı” olarak lanse edebilirsiniz. Ben daha çok tarihsel ve kültürel geçerliliği olan hikayelerden bahsediyorum. Yaz başında çıkacak iki koleksiyonum da yine bu yönde olacak.
Bunun yanında hayatımda başıma gelen en güzel duygu olan annelik konseptinde dört parçalık bir kolekiyon hazırladım. Yine bence çok değerli olanı kendimce yorumlamak için. Bu yönde de parçalar çıkarmaya devam edeceğim.
“az çoktur” felsefesine inanıyorum…
Malzeme olarak en çok altın ve pırlanta kullanıyorum. Gümüş de kullandığım malzemeler arasında. Kullandığım formların kendileri güçlü formlar oldukları için ayrıca süslemeye gitmiyorum, yani çok renkli taşlar, iddialı kombinasyonlar fazla yok ürünlerimde. Aldığım tasarım eğitiminin etkisiyle de “az çoktur” felsefesine inanıyorum. Değerli ama mütevazi takılar yapıyorum, ilk bakışta ben burdayım diye bağırmayan ama onu takan kadının bedeninde pırıltısıyla göze çarpan. Pave taşları bu yönden çok kullanıyorum.
Maalesef benim gibi serbest tasarım yapanların işi zor. Düzgün ve kapsamlı tasarım butikleri çok az olduğu için ya kendiniz bir mağaza açmak zorunda kalıyorsunuz ki, bu ayrı bir iş alanı, ya da tasarıma hiç değer vermeyen, sadece ticari beklentileri olan mağaza sahipleriyle anlaşmaya çalışıyorsunuz. Sektördeki büyük markalara bu yönde çok iş düşüyor.
Yurtdışından önemli teklifler alıyorum; özellikle Amerika’dan, bu çok heyecan verici. En büyük hedefim “sır” ve gelecek diğer koleksiyonlarla “bizi” anlatan bir köprü kurabilmek.
Sevdiği işi yapan ender insanlardan biri olarak çok şanslı olduğumu düşünüyorum. “Sevdiğin işi yapıyorsan çalışıyor sayılmazsın” diye bir Çin atasözü vardır. Benim yaşamıma en büyük katkısı bu galiba işimin; saate bakmadan saatlerce çalışabilmek.
Plugin by wpburn.com wordpress themes





