takip et: Gönderiler | Yorumlar
arama
Öze dönmek, ruhumuzun, sezgimizin, kalbimizin sesine kulak vermek
ECE ŞİRİN- Girişimci, Mücevher Tasarım
Boğaziçi’nden sonra çok başarılı bir kariyer hayatım oldu. Uzun yıllar uluslararası şirketlerde pazarlama üzerine profesyonel yöneticilik yaptım. Sırası ile, Pizza Hut, SAS, Coca-Cola, Doğan Burda Rizzoli, son olarak da Microsoft’un Orta Doğu ve Afrika pazarlama müdürüydüm. Farklı sektörlerde, çok farklı kültürlerde yetiştim. 2005 senesinden beri yabancı ortağımla uluslararası bir danışmanlık şirketim var, değişim yönetimi, pazarlama ve marka konularında, daha çok yurtdışındaki şirketlere, hizmet veriyoruz. Bu arada YPO adlı uluslararası işadamları organizasyonu içinde eğitmenlik ve koçluk yapıyorum. Psikoloji, mitoloji, farklı inanç felsefeleri hobi olarak ilgilenip araştırdığım konular… Kişinin içsel gelişimi ve potansiyelini gerçekleştirmesi beni çok heyecanlandırıyor. Tüm bunları sentezleyerek en son olarak Kasım 2007 de Bee Goddess markasını çıkardım.
KadınlarArası: Pazarlama dünyasından tasarım, takı tasarım dünyasına geçiş… Ve dünyada tanınan bir marka olmak… Nasıl oluştu tüm bunlar? BeeGoddess nasıl bir serüvenle ortaya çıktı ve bu başarıya ulaştı?
Ece ŞİRİN: Şu anda dünya yepyeni bir dönem geçiriyor – aslında bildiğimiz herşeyin değiştiği sancılı bir dönem – endüstri çağından network çağına geçtik. Geçmişin kurallarının, cevaplarının bugün için yetemediği bir dönem. Bu anlamda baktığımız zaman gelecek samimiyet, sadelik ve kendi öz değerlerimizin keşfi üzerine kurulu. Kendimizi keşfedeceğimiz, kendi içimizdeki gücü kendimize, diğerlerine ve içinde yaşadığımız dünyaya aktarabileceğimiz bir zaman. Tüm bu bahsettiklerim aslında kadınsı değerlerin, daha ön plana çıkacağı bir dönemi işaret ediyor. Bee Goddess – Arı Tanrıça – projesininde doğuş hikayesi bunun üzerine kurulu: öze dönmek, ruhumuzun, sezgimizin, kalbimizin sesine kulak vermek.
Bu projenin çıkış noktası, kişinin kendi içindeki gücü harekete geçirmesine fırsat ve ilham verecek, duygularına hitap edecek anlamlı bir iş yapmak düşüncesi oldu. Önce kendim için tasarladım ve çevremde inanılmaz ilgi gördü. Soranlara hikayelerini anlatmaktan büyük keyif alıyordum, sonrasında arkadaşlarım istemeye başladı ve neden olmasın diyerek, projeyi ciddi bir şekilde ele aldım. Bütün tecrübemi kullanarak Türkiye’den bir yeni çağ dünya markası çıkarmak istiyorum. Yapaylık üzerine kurulu lüks segmentte de öze dönmenin zamanı geldi.
Kendimi mücevher koleksiyonu yapan biri olarak görmüyorum. Faydalı bir felsefesi ve çok ilginç bir hikayesi olan bir marka yaratıcısıyım. Ben ürünlere değil markalara inanan biriyim. Markalar da insanlar gibi – doğarlar, büyürler, ölürler… Bu anlamda iyi bir markanın sahibi olmak, o markayla insanların hayatlarına bir fayda sağlamak, daha fazla anlam katmak çok yaratıcı bir süreç. Bana insan olarak potansiyelimi gerçekleştirdiğim hissini ve hazzını veriyor.
Uluslararası şirketlerde kazandığım mantık ve analiz eğitimime sanat, duygu ve maneviyat kapasitemi kattım ve Bee Goddess doğdu. Danışmanlık projelerim sürüyor. Bee Goddess’ ı da danışmanlık şirketim Bee Consulting’ in bir bebek projesi olarak görüyorum. Geçmişte yaptıklarımla birlikte bugün yaptığım işlerin ve sonuçlarının müşterilerimize örnek olacağına inanıyorum.
Bu projenin çıkış noktası, kişinin kendi içindeki gücü harekete geçirmesine fırsat ve ilham verecek, duygularına hitap edecek anlamlı bir iş yapmak düşüncesi oldu. Önce kendim için tasarladım ve çevremde inanılmaz ilgi gördü. Soranlara hikayelerini anlatmaktan büyük keyif alıyordum, sonrasında arkadaşlarım istemeye başladı ve neden olmasın diyerek, projeyi ciddi bir şekilde ele aldım. Bütün tecrübemi kullanarak Türkiye’den bir yeni çağ dünya markası çıkarmak istiyorum.
KadınlarArası : İyi bir pazarlama stratejisi de en büyük nedenlerinden biri sanırım markanızın başarısında. Hedeflediğiniz bir sonuç muydu, yoksa biraz üstünde bir başarı mı oldu?
Ece ŞİRİN: Ben kendi yeniden doğuşumu gerçekleştirdim – bu proje bilinmezlerle başlayan bir proje oldu – çünkü kıyaslayabileceğimiz hiç birşey yok – gerçek bir ilk… Sezgi, inanç, arzu ve niyetin – yani misyonumun gücü diyebilirim. Açıkça pazarlama yapmadık… ben pazarlamada bildiğim, öğrendiğim herşeyin dışında hareket ettim – zaten kurumsal hayatı bırakmamın sebebi oradaki bazı değerlerlerin, eskiden kalan alışkanlıkların dışında da birşeyler yapılabileceğine inanmam. Dünyadaki en başarılı yaratıcı şirketlerde aynı özellikleri görüyoruz – Ebay, Google, Facebook bunun en güzel örnekleri – neden olmasın diyerek, gerçek bir fayda yaratmak üzerine hareket edilmesi bence yaratıcılık.
Kariyer hayatımdaki tecrübem pazarlama üzerine, hep Türkiye’den anlamlı ve global bir marka ortaya çıkarma tutkum oldu. Tutkunun ve yaptığımız işe gerçekten inanmamızın rolü büyük. Başarıyı markanın diğer markalardan olan farkıyla vurgulamak istiyorum. Öncelikle marka olarak Bee Goddess bugünün yani yeni çağın markası, bütün değerleri ve özellikleri bugüne adapte edilmeye çalışılmıyor.. Bir zorlaması yok… Hikayesi, felsefesi ve anlamlı ürünleri olan bir marka. Bir esinlenme söz konusu değil, her şeyiyle gerçek ve otantik, verdiği çok kuvvetli bir mesajı var…
Diğer markalar bize, bizde olan bir eksikliği hatırlatarak, bunu dolduracağını söyleyerek hayatımıza girmeye çalışıyor. Oysa Bee Goddess, bu söylemlerin arasına yeni ve zinde bir alternatif getiriyor: ‘sen zaten harikasın, kendini sev ve bunu ifade et; ben senin mükemmelliğinin bir yansımasıyım” diyor. Dünyada bunu söyleyen başka bir marka yok. Bee Goddess tam anlamıyla bu çağın markası. Bu da Bee Goddess’ ı İsviçre’ de 21. yüzyıla imzasını atacak 1. marka seçilmesine sebep oldu.
Bee Goddess felsefesiyle insan ruhuna hitap ediyor. Bu yüzden bu kadar hızlı gelişiyor. Organik ve gelişimci bir etkileşme süreci. Gördüğü ilgiyle koleksiyonumuz da büyüyor. 12 tılsımla başlayan yolculuğumuz 7 koleksiyon ve 80’ i aşan tasarıma ulaştı. Ayrıca, bu başarıda koleksiyonlarımızdaki tılsımlarında gücü olduğuna inanıyorum.
KadınlarArası : Daha önce farklı firmalarda pazarlama konusunda hizmet verdiniz, başarılıydınız. Bir girişimci olarak kendi işinizde başarıyı yakalamak nasıl bir duygu? Sizi nerelere taşıdı bu başarı?
Ece ŞİRİN: Hayat kendi içimizdeki değeri ve gücü keşfetme yolculuğu zaten.. Bu anlamda ben kendi hayatımda bir evrim görüyorum – yani biri ya da diğeri değil. Her ikisi de çok önemli. Kurumsal firmalarda gerek liderlik, gerek takımın parçası olarak farklı roller oynadım – girişimcilik ise bu anlamda yeniden doğuş, bilinmeyen okyanuslara atlamak… Çok farklı, zor yanları var, ama farklı getirileri de var. Hayallerimi ve arzularımı hayata geçirebilmenin mutluluğunu yaşıyorum. Başkalarına ilham vermek, onlarla paylaşmak çok değerli. Başarı çok göreceli bir şey – bence insanın kendini gerçekleştirebilmesi başarı. Bu anlamda hergün yeniden doğuşlarımı yaşıyorum. Hiçbir zaman başarılıyım veya başarısızım gibi yargılarım yok.
KadınlarArası : Tasarımlarınızı nasıl oluşturuyorsunuz? Neler sizin beslenme kaynağınız bu konuda, nasıl gelişiyor, nasıl bir dönemden geçiyor sonuca ulaşana kadar?
Ece ŞİRİN: Uzun yıllar mantık ve aklını kullanmaya zorlanmış solak bir kadınım. Mantık ve akıl, kalp ve ruhla birleştiğinde ancak coşkulu ve tatmin veren bir hayat gerçekleşebiliyor. Beni besleyen şey, kendi arayışlarımda keşfettiğim hazineleri herkesle paylaşabilmek. İnsanlar en çok mutlu olmak istiyorlar, fakat mutluluğu yanlış yerlerde arıyorlar – bu bir koşullanma meselesi. Kesinlikle beynimiz yıkanıyor. Benim heyecanım kişiyi güçlendiren, özgürleştiren şeyleri keşfetmek ve ona ulaştırmak. Önce kendi şifam, sonra bu şifayı paylaşmak.
Koleksiyondaki hiç bir sembol rastgele seçilmiş yada benim yarattığım tasarımlar değil. Bu konularla ilgili çok derin araştırmalar yapıyorum. Semboller, mitoloji, tarih ve spirituel konularla ilgili yüzlerce kitabım var bunlardan yola çıkarak markamın felsefesini, mesajını ve koleksiyonda yer alacak sembolleri ortaya çıkardım. Bee Goddess mitoloji, sembolizm ve sihri birleştiriyor. Tılsımlarıyla iç dünyamızı dış dünyamıza yansıtıyor. Semboller insanlığın yüzyıllardır süren arayışlarını ve içlerindeki farklı enerjileri simgeliyor ve harekete geçiriyor.
Bee Goddess koleksiyonunda her sembolün farklı bir anlamı ve farklı enerjileri var. Sembollerin gücü, binlerce yıl ve milyonlarca kişinin o sembollere atfettiği değerle güçlenen enerjiden ve kişinin o sembollerle olan özel ilişkisinden kaynaklanıyor. Bunu da çok gerçekçi, farklı ve kalıcı buluyorum. Ben de bu gerçeği kendi yorumumla sunuyorum. Yani benim gerçeğim değil, ortak insanlık bilincinin gerçeğini benim markam dile getiriyor.
KadınlarArası : Hangi taşlar, renkler, madenler gözdeniz?
Ece ŞİRİN: Bütün ürünlerimizde değerli taşlar kullanıyoruz. Pırlanta, yakut, safir ve zümrüt koleksiyonlarda ağırlıklı kullandığımız taşlar. Her materyelin simgesel bir anlamı var – pırlanta saf – en çok ışık veren maden – ve simyayı temsil ediyor. Kömür aşırı baskı altında dünyanın en değerli taşına dönüşüyor, aynı bizim ruhlarımız gibi. Biz doğa ananın uzantısıyız – topraktan geliyoruz ve toprağa gidiyoruz, topraktan besleniyoruz. Doğa ile uyumlu olmak çok önemli, onun güçlerini içimize almak. Doğanın renkleri ve taşları çok değerli.
KadınlarArası : Tasarımlarınızı kimlerin üzerinde görmek sizi mutlu ediyor, dünya starlarının da tercihi çünkü.
Ece ŞİRİN: Kendi ruhunun ışığını yansıtma isteyen herkesin…
Bee Goddess’ı kendi alanında başarılı ve ünlü kişiler takıyor. Neşeye, mutluluğa ve sihre inanan, hayatı dolu dolu yaşayan…Daha önce de dediğim gibi Bee Goddess kendi mükemmelliğine inananların markası. Bee Goddess’ın ünlü insanlar taktığı için popüler olmaya gerçekten ihtiyacı yok. Tam tersine, bu semboller ve mesajları, enerjileri çok değerli olduğu için ünlüler onları takıyor. Fakat baktığımızda, ünlü kişiler de aynı Bee Goddess’ ın sembolleri gibi birer ikon, insanlara başarılarıyla ve hikâyeleriyle ilham veriyorlar ve hepsi de birbirinden farklı. Bu anlamda Bee Goddess’ı bana çok ilham veren, tarzını ve hayat felsefesini çok sevdiğim Donna Karan ilk olarak taktı. Daha sonra Paris Hilton, Kylie Minogue, Kate Moss ve Patricia Field gibi dünyaca ünlü isimler taktı. Erkeklerden Richard Branson ve Kevin Costner var.
KadınlarArası : Hangi tasarımınızın sizin için özel bir yeri var?
Ece ŞİRİN: Hepsi çok özel. Bee Goddess benim ruhumu yansıtan bir marka. Koleksiyonumdaki her parçanın hayatıma, istediklerime ve kendimle ilgili ifade etmek istediğim şeylere dair anlamları var. Elimde olsa hepsini aynı anda takabilirim. Yine de üstümden çıkaramadığım sembol Tanit. Kartaca’ nın ay tanrıçası ve Yunan mitolojisinde Afrodit olarak bilinen Tanit, çok güçlü bir kadını sembolize ediyor ve tasarımının gücü sadeliğinden geliyor. Bu sembolü kullanan kişiye tutkuyu üretkenliğe ve yaratıcılığa, arzuyu sevgiye dönüştürebilecek gücü veriyor. Aşkı, cazibeyi, gücü vurguluyor. Tanit bana güç ve ilham veriyor, yakın bir arkadaş gibi oldu, takmadığım günlerde onu özler hale geldim.
KadınlarArası : Dizilerde de takılarınızla yakından takip ediliyorsunuz. TV halen en önemli ve en etkili pazarlama mecrası. Marka olma yolunda doğru pazarlama stratejisi nasıl olmalı? Sizin markanızın başarısından yola çıkarak anlatabilir misiniz biraz?
Ece ŞİRİN: Mücevher göze hitap eden bir ürün olduğu için TV bu anlamda insanlara ulaşmak için doğru bir iletişim kanalı. Ama markanızı doğru iletişim araçlarıyla, doğru projelerle insanların beğenisine sunmanız çok önemli. Biz şuan Aşk-ı Memnu dizisi ile çalışıyoruz ama başka dizilerde ürünlerimizin sahtelerini takan karkaterler bile var:)
Bunun dışında müşterimiz olup , TV de kendi alanında başarılı isimler takıyor Bee Goddess’ ı. Ben onları Bee Goddess’ ın marka elçisi olarak görüyorum:)
KadınlarArası : Hedefleriniz?
Ece ŞİRİN: 2010 yılını bolluk ve bereket yılı olarak görüyorum. Hem kendi iş ve spirituel gelişimim için hem de dünya için çok iyi bir yıl olacağını hissediyorum. Çok güzel ve yeni projelerimiz var 2010’ da. Bee Goddess markasını geliştiriyoruz, mücevher alanında farklı koleksiyonlar olacak ama şimdilik sır. Üzerinde bu felsefeyi ve markayı seven sponsorlarımızla çalıştığımız bir kitap ve başka ürünler var. Bu arada tabi ki Bee Goddess’ ı yurtdışına taşımak çok önemli benim için.




