takip et: Gönderiler | Yorumlar

Ticaret Hukuku

0 yorum
Ticaret Hukuku

TİCARİ İŞLETMENİN DEVRİ
  Türk Ticaret Kanununun 11.maddesinin 2.fıkrasına göre, tesisat, kiracılık  hakkı, ticaret ünvanı ve diğer adlar, ihtira beratı ve markalar, bir sanata ilişkin veya bir şahsa ait model ve resimler gibi, bir müessesenin işletilmesi için daimi bir tarzda tahsis olunan unsurlar, sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça ticari işletmeye dahil sayılır.

  Tacirin işletmesi gereği yüklendiği borç ve yükümler, yani işletmenin pasifi de aktiflerle beraber işletmenin bir parçasını oluşturur.
Bunun yanında işletmenin kurduğu ilişkilerin, itibarının, deneyim ve ticari sırlarının, işyerinin ve de müşteri çevresinin yarattığı bir “iş değeri” vardır. Böylece ticarı işletme bir bütün olarak sözleşmelere konu olabilir. Bu sözleşmelerden birisi de ticari işletmenin devir sözleşmesidir.

  Ticari işletmenin devri, alacaklılarına ve iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ancak devrin ticaret siciline tescil ve ilanı ile hüküm ifade eder. Devralan, işletmenin devrinin tescil ve ilanına kadar doğan borç ve yükümlerden de sorumludur.  Devreden ise, devrin tescil ve ilanından sonra doğan borç ve yükümlerden sorumlu olmamakla beraber, devirden öncekilerden iki yıl süre ile devralanla birlikte müteselsilen sorumludur. Bu sürenin başlangıcı, muaccel borçlar için devrin tescil ve ilanı veya alacaklıya ihbar tarihi, müeccel borçlar için ise borcun muaccel olduğu tarihtir.

TİCARET ŞİRKETLERİNDE TACİR SIFATI
  Tüm ticaret şirketleri tacirdir. Ticaret şirketleri tüzel kişiliğe sahip olan; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketleridir. 

  Kollektif ve komandit şirketler ancak bir ticari işletmeyi işletmek üzere kurulabilirler. Buna karşılık anonim ve limited şirketler “kanunen yasak olmayan her türlü iktisadi maksat ve konu” için kurulabilir. Ancak bu terminoloji farklılığının, büyük bir önemi ve sonucu bulunmamaktadır. Zira anonim ve limited şirketlere ait işletmeler de, genellikle ticari işletme niteliğindedir

  Ticaret şirketleri, tüzel kişilik kazandıkları andan itibaren tacir sıfatına sahip olurlar. Ticaret şirketleri, ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazandıklarından tescil tarihlerinden itibaren tacir sıfatını da kazanmış olurlar görüldüğü gibi ticaret şirketlerine ait anasözleşmenin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ile ilamının, tüzel kişiliğin kazanılması üzerinde hiç bir etkisi bulunmamaktadır . 

    Tacir Sıfatının Kaybı
  Gerçek kişilerin tacir sıfatı, ticaretin terk edilmesi ile sona erer. Bu anlamda ticaretin terk edilmesi, ticari işletmenin kapatılması ya da ticari işletmenin o kişi adına işletilmesine son verilmesini ifade eder. Ancak, ticaret siciline kayıtlı bir tacirin ticareti terk ettiğini, başka bir deyişle tacir sıfatının son bulduğunu, ticaret siciline bildirerek, kaydın terkinini de istemesi gerekir. Aksi halde kişinin tacir sıfatının son bulmuş olduğu, iyiniyetli kişilere karşı ileri sürülemez. 

  İcra İflas Kanunu uyarınca ticareti terk eden tacir, durumu kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve mal beyanında bulunmaya mecburdur. Bu bildirimi alan sicil memuru durumu, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ve alacaklıların bulunduğu yerde ilan eder. Bu ilan tarihinden itibaren bir yıl içinde ticareti terk eden tacir hakkında iflas yolu ile takip yapılabilir.Bu durum, ticaret şirketleri hakkında uygulanamaz. Tasfiyenin tamamlanarak, şirketin ticaret sicilinden terkininden sonra tüzel kişilik ortadan kalkmış olur. Bu aşamadan sonra ortada hukuken bir varlık kalmamış olacağından, iflas yolu ile takip yapmak da mümkün olmayacaktır.

  Tüzel kişilerin tacir sıfatı ise, kural olarak tüzel kişiliğin son bulmasıyla nihayete erer. Ancak, son bulma nedeninin gerçekleşmesi, tüzelkişiliğe derhal sona erdirmez. Tüzel kişilik, son bulma nedeninin gerçekleşmesinden sonra başlayan tasfiye işlemlerinin tamamlanarak, tüzel kişi tacire ait kaydın ticaret sicilinden terkini ile son bulur. Tasfiye süresince tüzel kişilik tasfiye amacı ile sınırlı olarak devam eder.
 
  GERÇEK KİŞİNİN TACİR SIFATINI KAZANABİLMESİ İÇİN GEREKEN
      ŞARTLAR  NELERDİR?
   Üç şartın bir arada olması zorunludur. Bunlar:
  1. Ticari İşletmenin Varlığı
  Tacir sıfatının kazanılabilmesi için gerekli olan ilk koşul, bir ticari işletmenin varlığıdır. Ticari işletmeden söz edebilmek için gereken şartlar şunlardır:
  • Gelir sağlamayı hedef tutma
  • Devamlılık
  • Bağımsızlık
  • Esnaf faaliyeti sınırlarını aşma

  Bu kuralın istisnası: TTK.md.14/3’e göre “bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne surette olursa olsun hukuken varsayılmayan diğer bir şirket adına muamelelerde bulunan kimse, hüsnüniyet sahibi üçüncü kişilere karşı tacir gibi mesul olur”. Bu hüküm, bir ticari işletme açmış gibi işlemlerde bulunan kişiyle ilişkiye giren iyiniyetli kişileri korumak amacıyla kabul edilmiştir. Böylece yaratılan dış görünüşe, dürüstlük kuralları çerçevesinde sonuç bağlanmış olmaktadır. TTK.md.14/3’de öngörülen sonucun doğabilmesi için, üçüncü kişinin, gerçek durumu bilmemesi ya da bilebilecek durumda olmaması gerekir. 

  Ticari işletme açmış gibi işlem yapan kişi, iyiniyet sahibi kişilere karşı tacir gibi sorumlu olacağından, tacirlere tanınan haklardan yararlanamaz; sadece tacirlere yüklenen yükümlülüklere tabi olur. Örneğin bu kişinin iflası istenebilir; buna karşılık üstlenilen cezai şartın, fahiş olduğu iddiasıyla indirilmesi istenemez. Ticari örf adet de, bu kişiler hakkında onlar tarafından bilinip bilinmediği araştırılmaksızın uygulanır . 

   2. Ticari İşletmenin İşletilmesi

  Ticari işletmenin işletilmesinden amaç; işletmenin fiilen çalışmaya başlaması yani, somut biçimde işletme alanına giren konu veya konularda faaliyete geçmesidir. Fiilen işletilmeye başlanmamış olan ticari işletmenin sahibi tacir sayılmaz. 

  Üçüncü kişilerin menfaatlerini korumak amacıyla ticari işletmesini fiilen işletmeye başlamamış olsa bile bazı kişileri de tacir saymıştır. Fiilen işletme ile aynı sonucu doğuran haller şunlardır:
  • Ticari İşletmenin Kurulup Açıldığının İlan Edilmesi: Gerçek kişinin tacir sayılmasını sağlayan, bir kimsenin bir ticari işletmeyi kurup açtığını özel ilan vasıtaları ile halka duyurmasıdır. Burada resmen tescil ve ilan şart değildir, yapılan ilanın ve tescil ticari bir işletmenin var olduğu kanısını uyandıracak nitelikte olmalıdır. Fakat, ilan ve tescil üçüncü bir kişi tarafından yaptırılmışsa tacir sıfatı kazanılamaz.
  • Ticari İşletmenin Ticaret Siciline Tescil ve İlan Edilmesi: Ticari işletme fiilen işletilmeye başlanmamış olsa bile, bir gerçek kişinin tacir sıfatını kazandığı diğer bir durum, kişinin işletilmesi ticaret siciline kaydettirmek durumu ilan etmiş olmasıdır. Yapılacak olan ilan Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan ilandır. Yapılan tescil ve ilanın bir işletmenin var olduğu kansını uyandıracak nitelikte olması olması gereklidir.

   3. Ticari İşletmenin Kısmen Dahi Olsa Kendi Adına İşletilmesi

  Gerçek kişinin tacir sıfatını kazanabilmesi için gerekli üçüncü sart; ticari işletmenin kendi adına işletilmesidir. Ticari işletmenin kendi adına işletilmesi demek, o ticari işletmenin karlarından yararlanmak ve zararlarına katlanmak demektir. Bu itibarla, ticari işletmeyi kendi adına işleten kimse ile işletmede çalışan memurlar ve ticari mümessiller ayrı hukuki niteliğe sahip kişilerdir. Tacir sıfatı, yalnız ticari işletmeyi kendi adına işleten kimseye aittir. Gerçek kişinin tacir sıfatını kazanması için ticari işletmenin kendi adına işletilmesi zorunlu ise de, ticari işletmenin bizzat tacir tarafından işletilmesi zorunlu değildir. Ticari işletme bizzat kendisi tarafından işletilebileceği gibi, tacir yardımcıları ve yahut kanuni temsilciler aracılığı ile de işletilebilir. Bütün bu hallerde tacir sıfatı temsilciye değil, temsil edilene aittir . 

  Bir ticari işletmeyi işletmek üzere adi şirket sözleşmesi çerçevesinde bir araya gelen ortakların tümü tacir sayılır. Çünkü bu halde, ticari işletme şirket işlerini yöneten ortak tarafından kısmen kendi kısmen de diğer ortaklar adına işletilmektedir. Aynı şekilde, tacir sıfatının kazanılması için ticari işletmenin kimin hesabına işletildiğinin hiçbir önemi yoktur. Bu itibarla gizli ortakların bulunduğu bir adi şirkette işletme gizli olmayan ortak adına ve gizli ortak hesabına işletildiğinden tacir sayılan sadece gizli olmayan ortaktır . 

  Ticaret şirketlerinde ise, şirketin tüzel kişiliği bulunduğu için işletme, şirket adına işletilir. Bunun sonucunda da yönetici ve ortaklar değil, doğrudan şirketin kendisi tacir sayılır. 

    Ticaret Yapması Yasaklanmış Kişilerin Tacir Sıfatı

  Kişisel durumu, yaptığı işlerin niteliği veya meslek ve görevleri itibariyle kanuni ya da kazai bir yasağa aykırı olarak veya başka bir kişinin iznine, resmi bir makamın ruhsatına gerek olup da, bu izin ya da ruhsatı almadan ticari işletme işleten kişi de, tacir sayılır. Tacir olmaya bağlanan tüm yükümlülüklere tabi olacak ve yerine göre söz konusu kişinin iflası da istenebilecektir.

  TACİR KİME DENİR?
  Ticari işletmeyi kendi adına işleten gerçek veya tüzel kişiye tacir denir. Gerçek kişi olan işletme sahibi, bu işletmenin tümünü veya bir adi ortaklığın ortağı olarak kısmen dahi işletebilir . Kısmen de olsa ticari işletmeyi işletmek, tacirlik sıfatının kazanılması için yeterlidir. Ticari işletme genel olarak sahibi tarafından kendi adına işletilir.

  Ticaret ortaklıkları da niteliği gereği, organları aracılığı ile işletilir. Bu organlar aynı zamanda yasal temsilci durumundadır. Ticaret Ortaklıkları tacir olup bunların organı olan gerçek kişiler ise, tacir değildir.

  Her tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi şarttır.

    Gerçek Kişilerde Tacir Sıfatı?

  Türk Ticaret Kanunun 14.maddesi gerçek kişi taciri şöyle tanımlamıştır:
“Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.

  Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo ve sair ilan vasıtaları ile halka bildirmiş ve işletmesini ticaret siciline kaydettirerek keyfiyeti ilan etmiş olan kimse fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.

  Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmıyan diğer bir şirket adına muamelelerde bulunan kimse, iyiniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı tacir gibi sorumlu olur.” 

  Gerçek kişiler tacir sıfatını bir ticari işletmeyi, kısmen dahi olsa kendi adlarına işleterek veya bu faaliyeti icra edeceklerini belirli şekilde bildirmek suretiyle, o faaliyet çevresi içinde alırlar. Ticaret siciline, Ticaret Odasına kaydolma, tacir için zorunluluk arzeder. Ticaret siciline kaydolma, tacir sıfatının kazanılması için şart olmadığı gibi tek başına bu sıfatı bağlamaz. Tacir sıfatı, du sıfatın kazanılması için zorunlu şartlardan biri ortadan kalkarsa son bulur. Fakat, ticaret siciline tescil edilmiş bulunan bir kişinin tacir sıfatının son bulduğu, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için kişinin durumu bildiğinin ispat edilmesi gerekir. Gerçek kişinin tacir sıfatı ticari işletmesinin faaliyet çevresi içinde söz konusu olur.
 
    Ticari İşletme Nedir?

  Ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler “ticari işletme” denir. Bir ticari işletmeye sahip olanlar, işletme açıp kurduğunu yayın yolu ile halka duyurmaya ve sonuçta ticaret siciline kayıt yaptırıp, ticaret sicil gazetesinde de ilan yaptırmak zorundadırlar. 

  Kişi ortaklıkları olan kollektif ve adi komandit ortaklıklar ile sermaye ortaklıklar olan anonim, paylı komandit ve limited ortaklıkların ortakları, kendi adlarına ticari işletmeyi, yani ortaklığı işletmedikleri için tacir sayılmazlar. Ancak, bu ortaklıkların kendi adlarına işlettikleri bağımsız işletmeleri varsa, bu işletmeleri nedeniyle tacir sayılırlar.

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: +1 (from 1 vote)

Bir önceki yazımız olan Unutulan Ebru Sanatı başlıklı makalemizde ebru sanatı, esengül inalpulat ve girişimci kadın hakkında bilgiler verilmektedir.

FacebookTwitterFriendFeedLinkedInGoogle GmailPinterestShare

Yorumlarınızla Katılın

CAPTCHA (Şahıs Denetim Kodu) Resmi
*
Please leave these two fields as-is:
Get Adobe Flash player