takip et: Gönderiler | Yorumlar

Dünya Bir Kitaptır Gezmeyenler Sadece Bir Sayfasını Okur

0 yorum
Dünya Bir Kitaptır Gezmeyenler Sadece Bir Sayfasını Okur

Soner ve İnci Sarıhan öğretmen bir çift. “Biz kalbimizin sesinden başka bir şey duymuyoruz” diyerek hayallerinin peşinden gidiyorlar. Hem de bisikletle. Bir süre sonra Tibet Çınar katılıyor aralarına. Yine vazgeçmek yok. Sıradışı hayal nasıl kurulur ve bu hayalin peşinden hiç bir şeyi bahane etmeden nasıl gidilir? Onlardan öğreneceğimiz pek çok şeyi keyifle okuyacağınız röportajımızda bizimle paylaştılar. Uzun bir röportaj ve çok mesaj var. Acele etmeden sakin sakin okumanızı tavsiye ediyoruz.

KadınlarArası: Özellikle bizim toplumumuzda yerleşik yaşam için hedefler belirlenir ve bu hedefler doğrultusunda iş yaşamı, özel yaşam kalıplarla kontrolde tutulur. Bu sıradan yaklaşım her zaman normal olarak kabul görür. Bu sıradanlık içinde yer almamak yani sıradışılık ise çok kabul görmez. Sıradan olmamak, sıradan olmayan hedefler belirlemek… Sizlere dışarıdan bakıldığında öğretmen bir çift ve her şey normalmiş gibi görünüyor. Normal olmayan yoldan yaşama devam etmeye hem de hedeflerinizin en önemli enstrümanı bisikletle devam etmeye nasıl karar verdiniz?

Sarıhan Ailesi: Modern hayatın getirdiklerini ( dayattıklarını demek doğru belki de ) sarihan_cifti4 sorgulamadan yerine getiren, ev, iş, alışveriş üçgeninde geçen bir hayatımız vardı. Önce kitap kurdu olarak bu hayattan kurtulduk. Bilgi yanında davranış değişikliğini getirdi. Bir gün bir kitapta” Dünya bir kitaptır gezmeyenler sadece bir sayfasını okur.” cümlesini okuduk. Hem de bu, bir kitapta yazıyordu. Yani kitap,” Beni bırak dışarı çık.” diyordu. Zamanı geldiğini düşündük ve dönen tekere bir çomak sokup, feleğin çemberinde bir dişli olmak yerine kendi hayat döngümüzü kurduk diyelim. Olağan çemberin ve alışılmışın dışına çıkmak çok kolay olmadı. Bunun kabul edilmesi, yapılabilir ve deli işi olmadığı konusundaki mücadele her zaman devam edecek. Kısa vadede bu mücadele hiç bitmeyecek. Çünkü müziğin sesini duymayanlar dans edenleri deli zanneder. Bir yerden sonra da herkese müziği anlatmaktan vazgeçiyorsunuz. Duymak isteyen duyacaktır zaten, bu bir anlamda bir yazgıdır belki de. Bisikleti hayatımıza bu denli katmadan önce de doğa sporları, dağcılık ve kamp hayatımız vardı. Bir gün anladık ki, canımız elma, sulu erik çeker gibi, doğa da olmayı istiyor. Hamile bayanların aş ermesi gibi şehirden uzaklaşmayı istiyoruz, kalabalıklar arasında ne yapsak mutlu değiliz ve ancak kapısında 3 kilit, pencerelerinde demirler, alarm kurulu evimizde değil ( o zamanlar İstanbul’ dayız ) çadırda rahat ediyoruz, doğadan daha uzun süre dönmeyelim diye karar verdik.

KadınlarArası: Yaşama bakış açısı ne kadar geniş tutulursa bir o kadar cesur oluyorsunuz. Hiç tereddüt etmediniz mi kararınızı hayata geçirirken? Özellikle yakın çevre sıra dışı durumlarda tepkisel rolü üstlenir. Siz beraber aynı fikirde miydiniz yoksa biriniz diğerini ikna etmek zorunda kaldı mı?

Sarıhan Ailesi: Yola çıkmadan önce içinde bulunduğumuz bu durumun ne kadar cesurca olduğunu fark etmedik aslında. Ne derler, kirpi yavrusunu kadife tüylüm diye severmiş. Bize de öyle geliyordu yolculuk, bin türlü derdi var evet, çok zor doğru ama zevkleri daha fazla. Başkaları söyleyene kadar hala da öyle gelir.  Sorulduğunda ilk anlatmaya başladığımız şey en eğlenceli taraflarıdır. Bisikletle yolculuk öğretir ve büyütür. Pedal bastıkça egosu şişmeye devam eden insanlar mutsuz olmaya devam ederler. Bisiklet huzur veren bir serüvendir, insanı dinginleştirir. Hırslarınızı budar. Zamanın ve mekanın merkezinde olmadığınızı fısıldar durur kulağınıza.

Danimarka sınırını geçerken.Ailelerimiz bunun bir heves olduğunu ve geçeceğini düşündüler en başta. İlk yıllarda, telefonla her gün eve raporlar veriliyordu, şimdilerde bu 5 – 10 güne doğru uzuyor. Gittikçe daha çok kabul görüyor. Daha çok torunları hakkında endişeleniyor ailelerimiz. Yok elbette ikimizde bu işe ve birbirimize aşık olduğumuz için yoldayız. Binlerce km ve aylar süren ve yıllardır yapılan bir bisiklet turuna eşinizi ikna ile götüremezsiniz zaten. Bu hangi peyniri alacağınız ya da sinema seansını seçmek kadar kolay değil. Pek çok bisikletçinin eşini ikna çabalarının boşuna çıktığını da biliyoruz.

En zor şey geri dönmek ve aynı yerde uyanmak…

KadınlarArası: Karar verdiniz ve yola çıktınız. İlk rotanızı nereye doğru çevirdiniz, nasıl bir planlama yaptınız? Planlarınıza bağlı kalabildiniz mi, yoksa yolculuklarda sürprizler ağırlıkta mıydı?

soner_sarihanSarıhan Ailesi: Yola çıkma anı yukarıda anlattığım gibi bir kaynama noktası gibi oldu. Aslında içimiz de git gide artan bir yığılma vardı. Uyuyan bir yanardağ gibi bir gün patladı. Gayet amatör malzemelerle, basit bisikletler ile 1 hafta boyunca yeni bisikletlerimiz ile çevrede kısa turlar yaptık. Sonra ilk uzun turumuza çıktık. Toros dağlarına vurduk kendimizi. Çadırımızın sauna etkisi olduğunu, matımızın neredeyse hiçbir işe yaramadığını öğrendik. Bu ilk yolculukta bir çok badire yaşadık. Susuz kaldık. Her yolculukta yeni şeyler öğrenmeye devam ediyoruz. Ekipman anlamında bu işin sonu yok. Her zaman daha kaliteli malzeme bulunabilir. Önemli olan elindeki ile yetinmek ve çok mızmızlanmamak.

Biz konformist, çıtkırıldım insanlar değiliz. 7. turumuzdan ve 19 ülkeyi bisikletle geçtikten sonra en zor şey geri dönmek ve aynı yerde uyanmak.

KadınlarArası: Bu tür gezgin olma Türk kültüründe çok alışılmış değil. Ulaştığınız yerlerde nasıl bir yaklaşım oluyor hem Türk hem de gezgin olmanız açısından?

Sarıhan Ailesi: Aslında göçebe olan atalarımızdan gelen bir miras ve dünyaca tanınan eski gezginlerimiz, mesela Evliya Çelebi gibi olmasına rağmen sanki sonradan bir atalet gelmiş gibi üzerimize. Çocukluktan itibaren dışarıya, yabancıya, yeniye karşı sanki bir ön yargı ile yetiştiriliyoruz. Güvenlik ile ilgili endişelerle büyütülüyoruz.

Bazı milletlerden insanların daha fazla gezdiği doğru. Mesela Alman tur bisikletçileri çok ünlü ve dünyanın her yerinde onlarla karşılaşılabiliyor. Türk gezginler giderek artıyor. Umarız giderek de artacak.

Bugüne kadar seyahat ettiğimiz her ülke de insanlar hem bisikletli bir aile olmamıza hem de Türkiye’ den gelmemize çok şaşırdılar. Çoğunluk Türk Bayrağını tanıyor. Ülkemizi ziyaret edenler için durum daha ilginç, çünkü onlar bisiklet kültürünün çok yaygın olmadığını biliyorlar. Her anlamda, bayrağımızı binlerce km boyunca üzerimizde ve bisikletlerimizde taşımaktan mutlu ve gururluyuz.

Hedefimiz halen aynı, bisikletle dünya turunu tamamlamak ve bisiklet sürmediğimiz ülkenin kalmaması…

sarihan_cifti1

KadınlarArası: Başlangıçta çocuk yoktu değil mi? Sonra Tibet geldi, onun gelişiyle neler değişti, hedeflerinizi tekrar gözden geçirmek zorunda kaldınız mı yoksa …

Sarıhan Ailesi: Tibet Çınar ile ilk yolculuğumuzu 2011 yılında yaptık. Henüz 22 aylıktı, sütten yeni kesilmişti ve bez kullanıyordu. Çocuğumuz olunca artık gidemeyeceğimizi umut eden bazı kişiler vardı. Çocuğu olanlar bunu bir bahane olarak önümüze sürüyor ve çocuğunuz olunca görürüz diyorlardı. Biz böyle bir kaygıyı hiç duymadık. Tibet Çınar zaten bisikletli bir kültürün içine doğdu. Onun gelişi ile malzeme listemiz hacim, adet ve ağırlık olarak çok arttı. Hedefimiz halen aynı, bisikletle dünya turunu tamamlamak ve bisiklet sürmediğimiz ülkenin kalmaması.

KadınlarArası: Çocuklu gezgin bir aile olmanın dışında aslında bir erkek, bir kadın ve bir çocuktan oluşan renkli bir ekipsiniz. Çünkü her konuda olduğu  gibi bir erkeğin, bir kadının ve bir çocuğun bakış açıları birbirinden çok farklıdır. Vardığınız yerleri, yolculukta karşılaştığınız sürprizleri, zorlukları, olayları nasıl değerlendiriyorsunuz her biriniz ayrı ayrı? Mutlaka bu konuda bir örnek vardır paylaşabileceğiniz. G0340216

Sarıhan Ailesi: Evet asıl başarı pedal çevirmek değil. Sadece pedal çevirmek olsaydı belki daha çok insan yapabilirdi bunu. Çünkü fiziksel olarak buna alışmak çok daha kolay. Asıl zor olan yolculuğun getirdiği stres ve zorluklarla başa çıkmak. Yaşanan kriz anlarında bunların üstesinden gelmek.

Biz birlikteliği üniversite başlamış ve 19 yılına girmiş bir çift olarak ve bebeklerde genelde yaşanan uyku, yemek yeme , kaliteli zaman geçirme gibi sorunları çok küçük yaşta çözmüş bir çift olarak ailecek seyahat etmek ile ilgili problemleri aşmış durumdayız. Fakat bu muhtemel sorunları yaşandığı anda mucizevi reçeteler ile çözmek gibi bir sihirli değnek yok.

Çok sayıda mail alıyoruz “Biz markete bile giderken arabada savaş çıkıyor, siz nasıl 2 ay çocuğunuzla hem de bisikletle yola çıkıyorsunuz?, Biz de sizin gibi yapmak istiyoruz, neler yapalım?” diye soruyor insanlar. İşte bunun tek bir cevabı bir pusulası yok. Buradaki denklemi çözmek ve herkesin görevini açıklamak yazarak çok mümkün değil. Umarız çok büyük emek ile 5 adet kamera ve profesyonel ses kayıt sistemi ile kayıt altına aldığımız yolculuğumuzun belgeselini yayınlatmak için gerekli maddi kaynaklara ulaştığımızda bizim ekibin bu işi nasıl başardığı çok daha iyi anlaşılacak sanıyoruz.

Genelde her işin içinde biz hepimiz varız… Bisiklet yolcu ile seyahat ettiği mekan arasındaki duvarları kaldıran bir araç…

KadınlarArası: Bisiklet çok keyifli yolculuklar yaşatır insana ancak çoğumuz kısa mesafelerde deneyimlediğimiz için böyle düşünürüz. Bisikletle ülkeler dolaşmak nasıldır, nasıl bir iş bölümü var aranızda,  yollar nasıl aşılıyor? Molalar, konaklamalar…

Sarıhan Ailesi: Bizim kendi evimizdeyken de bir iş bölümümüz yoktur. Kadın evde şunları yapar, erkek bunları yapar diye hiç ayırmayız. Genellikle kendini iyi hisseden, kişisel zamanından vakit ayırabilen kişi işleri yapar. Biz buna şöyle örnek veriyoruz.

Mesela bulaşık makinası boşaltmak kadın işi değildir. Eğer Soner bulaşık makinasını boşaltırsa İnci ona teşekkür etmez. Eğer klasik olarak kadın işi olarak görülen bir işi erkek yaptığında kadın eşine teşekkür ediyorsa burada bu kalıp kırılmamış demektir. Tibet Çınar’ da eğer güvenlik ile ilgili bir endişe yoksa evdeki her işe karışır. Çöp ayrıştırmamıza yardımcı olur, beraber kek, yoğurt yaparız. Sofrayı toplarız. Onu da hiçbir işten ayırmayız.

Yolda da birimizin diğerine göre daha çok yaptığı için rutin olarak yaptığı işler var. Mesela GPS imiz bir tane ve Soner’in bisikletinde takılı. Rotaya bakmak daha çok onun yaptığı bir şey fakat gelecek yıl İnci’ nin bisikletinde de takılı olabilir.

sarihan_cifti2Bu bakış açısı temelinde çatışmayı önleyen bir şey. Makinayı neden boşaltmadın diye sormak ve arkasından tartışmak bizim evimizde mümkün değil. Bu iş birisine zimmetlenmiş değil. Yoldaki işler de böyle. Genelde her işin içinde biz hepimiz varız. Tibet Çınar çadır pollerini açar, mataraya su doldurur.

Bisikletle ülkeler dolaşmak çok eğlenceli. Bisiklet yolcu ile seyahat ettiği mekan arasındaki duvarları kaldıran bir araç. Hatta tek araç. Diğer tüm araçlar bir önyargı oluşturuyor. Bisiklet ise bir sempati yaratıyor.

KadınlarArası:Mutlaka planlayıp yola koyuluyorsunuz. Nerde kaç gün kalınacak, ne kadar sürede varılacak, hangi ülkeler gezilecek… Sizi çok etkileyip bu planlarınızın dışına çıkaran bir yer oldu mu? Artık vazgeçelim dedirten zorluklar oldu mu? 

Sarıhan Ailesi: Biz Temmuz ve Ağustos aylarında yolculuk yapıyoruz fakat kalan 10 ay bunun planlaması, medya yansımaları, sponsor arayışları ile geçiyor. Planlama süreci ve detaylarla uğraşmak çok daha zor. Turun başladığı ilk günü bunun için çok seviyoruz, artık eyleme geçmiş oluyoruz çünkü. Kafada planları çevirmek, acabalarla uğraşmak bitiyor. Optimist yayınları arasında çıkan ve 2007 yılında yaptığımız bisiklet yolculuğumuz anlattığımız “Pedalımda 5 Ülke” kitabında da geçtiği üzere İslamabat’ ta Soner’ in arkasında canlı bomba saldırısı olduğunda ki 14 kişi ölmüş ve Soner bir kaç sn ve bir kaç on metre ile bu saldırıdan kıl payı kurtulmuştu. Bu durumda bile, geri dönme fikri aklımıza geldiğinde düşünmüş ve İnci’ nin “Gezinin bittiğini biz söyleyeceğiz, şartlar değil.” demesi ile yolculuğa devam etmiştik. Vazgeçmek lügatimizde çok yer alan bir kelime değil.

Yolculuk sırasında değil fakat sponsor arayışları sırasında yaşanan bazı olaylar vazgeçelim noktasını daha çok akla getiriyor.

Hayal ettiklerim uğruna katlanacağım zorluklar, tahammül sınırımı daha yükseklere çıkartıyor…inci_sarihan

KadınlarArası: İnci Hanım’ a sormak istiyoruz, bu yolculuklar sizi zorluyor mu bir kadın olarak? Biz kadınlar yaşamın düzenli olması, titiz olma konularında biraz daha duygusalız. Ancak sıradışı olma ile kadın olma birleştiğinde olağanüstü bir yaratıcı yaklaşım ortaya çıkar. Bu yolculuklara çıkmadan önceki siz ile  şimdi ki siz arasındaki fark nedir, yaşama bakış açınız ne yönde değişti hem bir kadın, hem bir eş hem de bir anne olarak?

Sarıhan Ailesi: Bunun cevabını bizim kendi kendimize vermemiz çok kolay değil. Dışarıdan bakılarak değerlendirilmesi çok daha uygun olur.

Biz yolda yaşıyoruz. Hayatımız yolda geçerken yaşadığımızı zor anlarla daha yüksek bir standarta yükseliyor. Sağanak şeklindeki yağmurda gün boyu ilerledikten sonra gece çadırda geçirdiğimiz 5 dk lk eğlenceli zaman tüm yorgunluğunuzu unutturuyor. Hayal ettiklerim uğruna katlanacağım zorluklar, tahammül sınırımı daha yükseklere çıkartıyor. Yerleşik düzene geçince çok daha sabırlı, mutlu ve az ile yetinebilen bir kişi haline geliyorum.

KadınlarArası: Tibet nasıl bir çocuk oldu yaşıtları ile kıyasladığınızda, büyüdükçe farklar daha da belirginleşecek ancak şimdiden de gözlemleniyordur mutlaka. Belki ona da bisikletle gezmeyi sevip sevmediğini sorabiliriz:)

tibet_cinar1

Sarıhan Ailesi: Tibet Çınar dışarıda olmayı, hareketli oyunlar oynamayı, doğa ile baş başa olmayı çok seviyor. Bir çok ebeveyn bilir ki çocuklar eve girmemek ve dışarıda daha çok kalmak için mızmızlanır. Yani onları kutuların karşısına koyan ve kolayı seçen ebeveynlerin kendisi aslında.  Biz bir çok çocuğun bisikletli bir tura büyüklerden daha kolay uyum sağlayabileceğini düşünüyoruz. Bu sene özel bir tandem ile kendisi de pedal çevirebildiği için daha mutlu.
Tibet Çınar arılar tarafından kovalandığında “Anne arılar benim etrafına neden toplanıyorlar biliyor musun  ? Saçlarım sarı olduğu için beni çiçek sanıyorlar” demesi ya da yaban kazlarının ne kadar uzağa gittiğini sorması seyahatlerimizin sebebini ortaya koyuyor. Doğa oğlumuza da, bize de çok şey öğretiyor.

Biz rol model olabildiğimiz için mutluyuz…

KadınlarArası: Siz öğretmen bir çiftsiniz. Öğrencileriniz ne kadar şanslı… Nasıl bir etkileşim oluyor yaşadığınız bu deneyimlerle eğitmenliğiniz arasında? Öğrencileriniz sizden nasıl etkileniyorlar?

Sarıhan Ailesi: Çok olumlu etkilendiklerini düşünüyoruz. Biz rol model olabildiğimiz için mutluyuz. Bir öğretmenin temel amaçlarından birisinin bu olduğunu düşünüyoruz. İnci’ nin öğrencileri henüz daha küçük, “Aslan gördünüz mü?” gibi daha magazinel sorular yöneltiyorlar. Öğretmenlikte 15. yılımızdayız. Öğrencilerimiz de büyüdü, hayata atıldı. Sosyal medya sayesinde bize ulaşan öğrencilerimizden güzel sözler duymaktan mutluyuz. Bisiklet kullanan ve doğa sporları ile uğraşan çok sayıda öğrenci yetiştirmek mesleki tatmin açısından çok kıymetli.

Pedalımda 5 ülke kapakKadınlarArası: Bir de kitabınız var, biraz bahsedelim mi?

Sarıhan Ailesi: Kitabımızda halen ruhumuza en çok dokunan yolculuklarımızdan olan İran, Pakistan, Hindistan maceramız sırasında karşılaştığımız insanların, hayatların, coğrafyanın, iklimin bizde bıraktığı izleri içeriyor. Optimist yayınları arasında “Pedalımda 5 Ülke” adıyla yayınlandı. Erden Eruç, Nasuh Mahruki ve Aydan Çelik’ in arka kapak yazıları ile değerlendi. İçindeki 60’a yakın fotoğraf ve büyük boy baskısı ile görsel olarak da doygun bir kitap hazırlamak için yoğun emek harcandı. Bisikletin yazılı kültürüne katkı yapmaktan dolayı mutluyuz.

KadınlarArası: Bundan sonra nereler var rotanızda, neler var hedeflerinizde, yayın, belgesel…?

Sarıhan Ailesi: Tüm dünya ülkeleri var zihnimizde. Bir ülke diğerinden daha yakın yada uzak değil bizim için. Hayallerimize aynı uzaklıkta bütün şehirler. Tibet Çınar büyüyünce Güney Amerika ve Güney Afrika’ yı ön sıralara alabiliriz diye düşünüyoruz. Tibet Çınar ile yaptığımız yolculukları anlattığımız bir kitap da hazırlanıyor şu anda. Tecrübelerimizi her ay bebeğim ve biz dergisinde paylaşıyoruz. Ebeveynlerden aldığımız mutlu geri dönüşler, Ülke olarak doğada büyütülen çocuklar konusunda ilerlemeler kaydettiğimizi görmek, daha özgür çocuklar yetiştiğini bilmek büyük mutluluk.sarihan_cifti5

Bu yıl 5 tane HD kamera, 4 tane tripot ve profesyonel ses kayıt cihazı ile kayıt altına aldığımız yolculuğumuzu bölümler halinde belgesel formatında yayınlamak için yoğun çalışmalar devam ediyor. Açıkçası hem yolculuğu yapmak hem de bu boyutta kayıt ve arşiv oluşturmak hiç kolay değil. Bu konuda yapımcılar ve sponsorlar bekliyoruz.

21 eylül günü, saat 14:00 de Bursa merinos kültür merkezinde bir söyleşi ve imza günümüz var.

Hayallerinden vazgeçenler, bahane üretenler için söyleyecek bir şeyimiz yok. Biz kalbimizin sesinden başka bir şey duymaz olduk…sarihan_cifti3

KadınlarArası: Ekibi büyütmeyi düşünüyor musunuz? Düşünüyorsanız KadınlarArası ekibinden iki kişi hemen hazırlanabiliriz 🙂 Şaka bir yana kıskanmamak elde değil. Yürekten tebrik ediyoruz sizi. Son olarak, insanlar aslında her dönem pek çok şey yapmak isterler. Ancak yaşam şartlarını bahane etmek ve bu nedenle sürekli çalışmak zorunda olduğunu düşünerek yapmak istediklerinden vazgeçmek çok kolayına gelir bir çoğunun. Öğretmensiniz ve sizin de her insan gibi geçiminizi düşünmeniz gerekiyor eminiz. Buna rağmen böylesine olağanüstü fikirle iz bırakan bir amacın peşine düşüyorsunuz. Geçim, çocuk, aile olmak, kadın olmak… bunları problem etmeden tutkunuzun peşinde olmak. Vereceğiniz çok önemli mesajlar var mutlaka vazgeçenler, bahane arayanlar için. Neler söylemek istersiniz?

Sarıhan Ailesi: Biraz sert bir cevap olacak fakat hayallerinden vazgeçenler, bahane üretenler için söyleyecek bir şeyimiz yok.

Steve Jobs’un bir sözünü çok seviyoruz, ” Başkalarının gürültüsünün kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin.”

Biz kalbimizin sesinden başka bir şey duymaz olduk diyelim.

KadınlarArası: Yolunuz hep açık olsun, çok teşekkür ediyor, sevgilerimizi iletiyoruz.

Sarıhan Ailesi: Çok teşekkür ederiz.

Sarıhan Ailesi’ nin mesajı;

Kadınlar arasının değerli okuyucuları,

2013 yılı sosyal partnerlerimiz olan AKUT, Adım Adım ve Kadıköyün Köpekleri gönüllü oluşumlarının web sitelerini ziyaret eder ve sosyal mesajlarının duyurulmasına katkı sağlarlarsa çok seviniriz.

www.akut.org.tr/bagis-yap

www.adimadim.org

www.kadikoyunkopekleri.org

Minik gezgin projesi vasıtası ile AKUT’a bağış yapmak için,

gerekli banka hesap detayı:
AKUT Arama Kurtarma Derneği
Türkiye İş Bankası Gayrettepe Şubesi

Şube Kodu : 1080

Hesap No: 786615

Iban : TR43 0006 4000 0011 0800 7866 15

AÇIKLAMA: AA/AdınızSoyadınız/MinikGezgin

Okuyucular yolculuklarımızı

www.minikgezgin.com

Facebook : Minikgezgin sayfası

Twitter : 1minikgezgin

adreslerinden takip edebilirler.

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: +2 (from 4 votes)

Bir önceki yazımız olan TÜKENMEDEN ALIN başlıklı makalemizde kültür, neslihan özpolat ve tükenmeden alın hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorumlarınızla Katılın

You must be logged in to post a comment.

Get Adobe Flash player