takip et: Gönderiler | Yorumlar

En önemli şey, dinleyici ile kurulan o görünmez bağdır.

0 yorum
En önemli şey, dinleyici ile kurulan  o görünmez bağdır.

Ufuk&Bahar Dördüncü, uzun yıllardır Cenevre’ de yaşamlarını sürdüren 2 kardeş piyanist. Kendileri, müzik dünyasına her an yenilikler getirmek isteyen bir ikili. Çok farklı renklere sahipler ve bunu negatif olarak görmeyip, pozitif bir kaliteye dönüştürerek sanatlarına yansıtıyorlar.

Dinleyici ile kurdukları o görünmez bağın en önemli şey olduğunu gören ve projelerinin ilginçliği ile tanınan bu ikili, ülkemizi yurtdışında başarıyla temsil ediyor. 4 elin sanki tek el gibi muhteşem bir bütünlük içinde gerçekleştirdikleri  sanatları yurtdışında takdirle izleniyor.

KadınlarArası : Ünlü Fransız piyanist F.R. DUCHABLE’ a  “eksiksiz bir teknikle donatılmış, gayretli çalışan, bize canlı ve hayal gücü dolu yorumlar sunan iki piyanisttir” dedirten öykünün başlangıcı nerelere dayanıyor? Çoğunlukla ailelerin küçük yaşlarda yönlendirmeleri sonucu bu konuda sahip olunan yeteneklerin gelişmesi ile başarı öykülerine tanık oluyoruz. Sizin yolculuğunuz nasıl başladı?

Ufuk&Bahar DÖRDÜNCÜ: Küçük yaşta ailenin desteği ve çocuklarını müzik yapmaya yönlendirmesi tabii ki çok önemli… Bizler bu konuda çok şanslıyız. Ailemiz genç yaşlarda, önce müziği ve piyanoyu sevme amaçlı derslere yönlendirdi bizi. Biliyorsunuz genç yaşta profesyonel olmak istemeseniz de, sanatla uğraşmak, gençlerin ve çocukların kültür hazinelerini genişletmesine yardımcı olur. Bu amaçla başlayıp, ciddi öğrenciler olduğumuz fark edilince, Ankara Devlet Konservatuarı’ n da değerli öğretmenlerle çalışmaya başladık ve ileri bir seviyeye gelince, Avrupa ‘da eğitimimize devam etmeyi arzuladık.

Böylece Cenevre yolculuğumuz başladı.  Cenevre’ de ki eğitimimiz çok iyi seçkin profesörler, disiplinli bir çalışma, sabır ve emekle yoğruldu. Bütün bu çabalar, sanıyoruz ki F.R. Duchable’ in sözlerini getirmiş oluyor. Şu andaki pozisyonumuz, kısaca bütün bu emeklerin ve bize emek verenlerin sayesinde gerçekleşti.

İkimiz de çok farklı renklere sahibiz, bunu negatif olarak görmeyip, pozitif bir kaliteye dönüştürmeye çabalıyoruz…

KadınlarArası: Müziğinizdeki mükemmel uyum sanırım ruhsal uyumunuza dayanıyor. Zor olan ve önemli bir ayrıcalık olarak profesyonel eleştirmenler tarafından takdirle karşılanan bu uyum nasıl gerçekleşiyor? 4 el nasıl tek el gibi sanatınıza yansıyor? Çalışmalarınızdaki başarı disiplin, azimle ortaya çıkan sonuçlar mutlaka. Ama göz ardı edilemeyecek bir diğer önemli nokta da yeteneğinizdeki uyum. Bu büyük bir şans sanırım…

Ufuk&Bahar DÖRDÜNCÜ: Uyum sağlamak hem kolay, hem de kolay olmayan bir şey. Bizim uzun yıllar beraber çalmamız ve çalışmamız, aynı zamanda kardeş olmamız tabii ki uyum kurmamızı daha kolay hale getirdi. Bizi dinleyenlerin dile getirdiği sembioz sanırım uzun saatler çalışma, birbirini dinleme, renk ve sonoriteyi belli bir homojenite haline getirme çabasının sonucunda elde ettiğimiz bir kalite.

4 el ve 2 piyano repertuarını çalan, piyanistlerden duymak istediğimiz kalitelerden bir tanesi de,  sadece iyi piyanist olmaları değil, tek bir piyano çalıyormuş hissinin verilmesi, işte zorluk burada. Sanıyoruz ki, ikimiz de çok farklı renklere sahibiz, bunu negatif olarak görmeyip, pozitif bir kaliteye dönüştürmeye çabalıyoruz ki bu çalışma sonucu “ uyum” dediğimiz kalite, tamamıyla ortaya çıkmış oluyor.

Sanatta arzumuz, eğer kaliteli bir şeyler ortaya çıkarmaksa, şansa çok fazla güvenip bekleme durumunda olmamaktır…

Dinleyicilerimizle buluşmak her zaman bizim için büyük bir mutluluk…

KadınlarArası: Ülkenizin sanat, kültür elçisi olarak görülmeniz nasıl bir sorumluluğu beraberinde getiriyor, çalışmalarınıza nasıl yansıyor bu gurur verici sorumluluk?

Ufuk&Bahar DÖRDÜNCÜ: Geçmiş de bize böyle bir sorumluluk verilmişti ve biz de bu sorumluluğu büyük bir onur duyarak kabul etmiştik. Su an da Türkiye’ yi temsil etmemiz istenildiği an, her zaman büyük bir memnuniyetle bu görevi yerine getiriyoruz. Bu sayede Avrupa’ nın bir çok kentinde ki büyükelçilerimizle el ele verip, ülkemiz adına çok güzel projeler yaptık, bu projeleri ortaya çıkarırken,  tabii ki devletimizin arkamızda bize destek olduğunu da hissettik. Kültür elçisi olmak, sadece her şeyi devletten bekleyerek yapmak değil, her zaman ve her fırsatta, konserlerimiz de Türk sanatçısı olarak ülkemizi ve ülkemizin kadınlarını bir şekilde temsil ediyoruz, zaten bunun da böyle olması gerekiyor.

ufuk-bahar1

KadınlarArası: Konserlerinizden bahsetmenizi rica ediyorum. Ağırlık daha çok hangi tarafta yurtdışı-yurtiçi?

Ufuk&Bahar DÖRDÜNCÜ: Yıllardır yurt dışında yaşamamız nedeniyle, tabii ki konserler açısından da,  daha yoğun olmasını sağladığı bir gerçek. Avrupa’ daki konser sezonlarını ya da festivallerini iyi tanıyoruz.

Bildiğiniz gibi çizgimiz, aynı zamanda modern ve çağdaş müzik.  Avrupa ülkelerinde, daha çok bu müziği (çağdaş müzik) seslendirme olanağımız oluyor. Çağdaş müzik için çok önemli Festivaller ve sezonlar oluşturulduğundan ve belirli bir dinleyici olduğundan bizim çizgimize uyan konserler çok daha fazla.

Yurt içine gelince, her zaman aktif olma çabasındayız, dinleyicilerimize sürekli yeni projeler sunmayı arzuluyoruz. Sanırım konser organizatörleri de bunun farkındalar, çünkü belli aralıklarda da olsa bizleri davet ediyorlar. Dinleyicilerimizle buluşmak her zaman bizim için büyük bir mutluluk.

Bizim için önemli olan, seyirciden aldığımız pozitif enerji…

KadınlarArası: Hangi bestecileri yorumlamak sizin için daha keyifli veya sizin tekniğinizle uyumlu? Konserlerde dinleyici ile uyum da önemli bir konu. Bu konu da farklı ülkelerde konserleriniz olduğu için soruyorum hangi ülkenin dinleyicisini çalışmalarınızın karşılığını alma anlamında kendinize daha yakın buluyorsunuz?

Ufuk&Bahar DÖRDÜNCÜ: Fransız ekolünden geldiğimiz için, Fransız bestecilerinin eserlerini çalarken, kendimizi evimizde hissediyoruz. Büyük bir zevk ve rahatlıkla bu eserleri çalıyoruz. Bütün konserlerimizde olmasa da, genelde mutlaka bir Fransız eseri programımızda olur.

Bizim için önemli olan, seyirciden aldığımız pozitif enerji… Konserler dinleyici ile olan önemli bir randevu. Bu randevuyu kaçırmamak gerekiyor, o yüzden onlardan alınan enerji, konser esnasında bizler ve onlar arasındaki alışveriş, o konseri sihirli duruma getiren şey. Tabii ki bu konu, ülkeden ülkeye değişir, ama en önemli şey, her zaman dinleyici ile kurulan o görünmez bağdır.

Parmaklarınızın altında, renkler ve seslerle oyun oynamak büyük bir zevk…

KadınlarArası: Konserlerinizde canlı performanslar olduğu için yaşadığınız ilginç, farklı yaklaşımlar oldu mu? Arşivlerinizde kalan bir anı olarak…

Ufuk&Bahar DÖRDÜNCÜ: Her performansın hoş, ilginç, sihirli ve kuvvetli anları oluyor. Bazen salona girdiğiniz an, seyirci olamasa bile o kadar çok etkileniyorsunuz ki, eserleri bambaşka bir duygu ile çalıyorsunuz. Başka bir zaman 2 tane muhteşem tınılı piyano, parmaklarınızın altında, renkler ve seslerle oyun oynamak büyük bir zevk… Bazen de dinleyici o kadar sıcak ve size yakın oluyor ki sahneden bile bunu hissediyorsunuz ve her şey doğal olarak ortaya çıkıyor. Sahne arkası bambaşka hikayelerle süslü. Sanatçılar sadece sahnede değil, sahne arkasında da çok harika maceralar yaşayabiliyor.

KadınlarArası: Türkiye’ de sizin konunuzda yeteneği olan çocukların keşfedilebileceği yeterli bir ortam var mı sizce? Bu konuda başarılı sanatçılar olarak sizlerin girişimleri veya planları var mı?

Ufuk&Bahar DÖRDÜNCÜ: Ülkemizde bildiğimiz kadarıyla Pekinel kardeşler , yetenekli öğrencileri bulup, onları çok güzel bir şekilde yönlendiriyorlar. Çok büyük bir çalışma ve çaba. Bizlerin ülkemizdeki öğrencileri tanıyabilmemiz için, bazen mastır klaslara davet edilme şansını bulursak ancak, tanışma olanağı bulabiliriz. Ufuk  burada Konservatuarda öğretim görevlisi, bazen Türkiye’ye gittiğinde öğrenciler başvuruyorlar, biraz fikir alma, yönlendirme açısından, elinden geldiği kadar yardımcı oluyor. Yetenek iyi bir kariyer yapmaya yeterli değildir, bunu unutmayalım. Ama onun da keşfedilmesi için, belirli kişilerle kontak kurulmasında yarar var tabii ki.

Ufuk ve Bahar projelerinin ilginçliği ile tanınan bir ikili, bunu hiç çekinmeden söyleyebiliriz…

KadınlarArası: Özellikle anneler çocuklarının yeteneklerini keşfetme konusunda daha yakınlar onlara. Müzik konusunda yeteneği olan çocuğunu keşfeden bir anne hangi adımlarla onun doğru sonuçlara ulaşmasını sağlayabilir?

Ufuk&Bahar DÖRDÜNCÜ: Öncelikle başta da söylediğimiz gibi aile ve desteği çok önemli. Eğer yetenek varsa, doğru ve iyi bir profesör bulunması birinci hedef. Müzik bilgisinin gelişmesinde yine ailenin rolü büyük, örneğin her konsere gidilmesi ve evde klasik müzik ortamının devamlı yaratılması gerekiyor. Şunu da unutmamamız gerekli, sanatçı kültürlü bir kişi olmalıdır, o yüzden okul ve genel kültür bilgisinin de olması şart. Sadece yetenek yeterli olmuyor maalesef. Yetenek, kültür, bilgi ve çok çalışma.

Anne konusunda belki haklısınız ama bir babanın da anneyle aynı fikir ve isteği paylaşması, hedefe ulaşılabilinmesi için çok gerekli.

KadınlarArası: Yurtdışında olmanız sizin için bir avantaj mıydı? Burada olsaydınız ne değişirdi?

Ufuk&Bahar DÖRDÜNCÜ: Yurt dışında olmamız avantajdı tabii ki. Neden mi? Yaptığımız müzik Avrupa’da doğmuş bir müzik, bu müzik, bizim insanımızın, ülkemizin müziği değil… her ne kadar büyük gayretlerle bu müziği yaşatmaya ve belirli yerlere getirmeye gayret ediyorsak da, burada daha az bir çaba ile sanatçılar kendilerini bu kültürün içinde buluyorlar. Bir de bir çok değerli sanatçı ile çalışma ya da tanışma imkanınız oluyor.

Konserlerde hiç tahmin etmediğiniz anda önemli kişiler sizi dinliyor ve değişik kapılar açılıyor, bunlar kariyerinizi belirli bir seviyeye getiriyor diyelim. Sanatçının hayatında yaptığı kontaklar çok önemli, menajer olsun, besteci yada diğer müzisyenler, herkes yeni ufuklar açabiliyor, bir sanatçının kariyerinde bunun önemi büyük.

Ülkemizde olsaydık durum nasıl olurdu? Mutlaka daha değişik bir kariyer yapardık sanıyoruz, fakat bunu yaşamadıkça bilemeyiz.

KadınlarArası: Bundan sonrası için hedefleriniz?

Ufuk&Bahar DÖRDÜNCÜ: Yukarıdaki sorularınızın bir tanesinde 21. Yüzyıl müziği ağırlıklı bir çizgimiz olduğu söylemiştik. Bu yüzden, birçok tanınmış besteci ile beraber çalışıyoruz ve her yıl en azından kendimiz için bir eser yazdırmayı amaçlıyoruz. Şimdiye kadar başardık sanıyoruz.

Ayrıca diğer konserlerimizi de değişik projeler olarak sunuyoruz. Böylece yasadığımız devirle bir bağlantı kurmuş oluyoruz. Her şey gibi konser konseptlerinin de değiştiği bir gerçek, o yüzden sanatçıların yenilikçi ve yeni fikirlere açık olması gerekiyor.

Konser sezonlarının çoğunda temalar, yeni konseptler, değişik grupların birlikteliği aranıyor. Bunları görmemezlikten gelemeyiz.

Projelerimiz, değişik eserler yazdırmak, değişik müzisyenlerle aynı sahnede olma arzusu… birçok sanatın aynı sahnede buluşması. Birçok projemizde müzik, vizuel ve tiyatroyu ayni sahnede birleştirdik. Ya da tanınmış jazz müzisyenleri ile aynı sahnede yer almayı planladık. Bestecilerinde tarzlarının değişik olması tabii ki projelerin çok değişik ve renkli olmasını sağlıyor. Bazı konserlerimiz “ in Between” gibi aynı konserde, yüzyıllar arasında gidip gelmek, böyle bir performans sanatçı için zor olabilir, fakat dinleyici için çok zengin bir dinleti…

Ufuk ve Bahar projelerinin ilginçliği ile tanınan bir ikili, bunu hiç çekinmeden söyleyebiliriz…

KadınlarArası: Teşekkürlerimizle…

Ufuk&Bahar DÖRDÜNCÜ: Bu röportajı bizimle yaptığınız için bir size teşekkür ederiz.

 

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: +3 (from 3 votes)

Bir önceki yazımız olan Terry Moore: 'x' neden hep bilinmeyendir? başlıklı makalemizde Terry Moore, x ve x neden hep bilinmeyendir hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorumlarınızla Katılın

You must be logged in to post a comment.

Get Adobe Flash player